Zygmunt Bauman’ın elli yıl sonra yayımlanan kayıp kitabı

Zygmunt Bauman’ın elli yıl sonra yayımlanan kayıp kitabı

Zygmunt Bauman’ın ilginç hayat hikâyesi içinde, yazdığı ilk kitaplardan olan fakat ancak yarım asır sonra ortaya çıkan “Kültür Teorisinde Eskizler”in enteresan bir öyküsü var.

Bauman’ın 1960’lardaki sosyolojik ve politik söylemini eleştirel fikirleriyle harmanladığı; kültüre, eğitime, dönemin gençlik hareketlerine, moderniteye dair görüşlerini ortaya koyduğu ve ‘akışkan modernlik’ kavramının ısınma koşusu niteliğindeki “Kültür Teorisinde Eskizler”, 2000’lerin ikinci yarısında bir kütüphaneden çıkıyor ve saklı bir hazinenin keşfi misali yayımlanıyor.

Bauman’ın ilk dönem çalışmalarından biri olan kitap, 2016’da yayımlanmıştı ve Akın Emre Pilgir çevirisiyle şimdi Türkçede.

‘Şişedeki mesaj’

Bauman, “Akışkan Hayat” (Çeviren: Akın Emre Pilgir, Ayrıntı Yayınları, 2018) başlıklı kitabında şöyle yazmıştı: “Şişedeki mesaj alegorisinde iki varsayım saklıdır: Öncelikle ortada, yazılmaya uygun ve şişeyi suya atma zahmetine değer bir mesaj vardır. İkincisiyse bulunup okunduğunda (hangi zamanda gerçekleşeceği önceden tanımlanamaz) bulan kişinin şişeyi açıp içindekini okuma, özümseme ve benimseme zahmetine değecek bir mesaj olacaktır. Şişedeki mesaj, hayal kırıklığının geçiciliğini ve umudun sürekliliğini, olasılıkların yok edilemezliğini ve onların gerçekleşmesine engel meydana getiren güçlüklerin aşılabileceğini ifade eder.”

Kuşkusuz bu cümleler, zamanında yayımlanamama, kaybolma ve bulunma hikâyesi göz önüne alındığında “Kültür Teorisinde Eskizler” kitabı için hayli uygun.

Bauman’ın 1960’larda yayımlatma imkânı bulamadığı, ardından tek kopyasına el konan ve yıllar sonra bir kütüphane arşivinde Dariusz Brzezinski’nin tesadüfen rastladığı “Kültür Teorisinde Eskizler”, ‘şişedeki mesaj’ benzetmesinin tam karşılığı.

Metnin yazıldığı tarihten bu yana, hem Bauman’ın sosyolojik söyleminde dönüşüm ve gelişim gerçekleşti hem de dünya hızla değişti. Dolayısıyla bu kitabı okumak, filmi geri sarıp düşünürün 1960’larda neler dediğine bakma anlamına geliyor.

1960’lar, politik manada ve sosyal bilimler bağlamında yeni bir dünya için kapıların zorlandığı zamanlardı ve Bauman, bu dönemde ismini duyurmuş, ülkesinde yoğun baskı gören bir sosyologdu. O dönem üzerinde çalıştığı konuların önemli bir bölümüne “Kültür Teorisinde Eskizler”de yer vermişti: Kitle kültürü, pedagojinin gelişimi ve amaçları, kırsal bölgelerdeki değişimler ve bunun kentlere yansıması, Bauman’ın o senelerde pek alışık olunmayan biçimde disiplinlerarası yaklaşımla ele aldığı başlıca meselelerdi.

1960’larda kültürel antropolojinin içine düştüğü bunalıma kayıtsız kalmayan Bauman, buradan hareketle eleştirel bir tavır takınarak konuya eğilirken temeli o yıllarda atılan, bugün bildiğimiz anlamdaki küreselleşme nüvelerine ve yine günümüzün önemli bir sorunu olan aşırı bireyselleşmenin ilk örneklerine dair kalem oynatmıştı. Başka bir deyişle dünyanın ve yaşamın hızlı dönüşümünü gözlemleyen düşünür, şekillenen yeni toplumu ve bireyi haber ele almıştı.

“Kültür Teorisinde Eskizler”, Bauman’ın 1968’e kadar yaşadığı Polonya’da kaleme aldığı on beşinci kitaptı. ‘Revizyonist’ diye damgalanan Bauman, tek kopyasına devlet yetkililerince el konduğu için okura ulaşamayan kitapta, kültürel değişimler ile Polonya’daki durumu bir arada işlerken o dönem ülkesinde pek hoş karşılanmayan ve ‘devrim’e aykırı popüler konulara eğilip akıntıya karşı kürek çekerek çözümlemeler yapıyor. Tam da bu nedenlerden ötürü çalışmanın tarihten silinmesine karar veriyor o zamanki Polonya yönetimi.

Kültürün sosyolojik tahayyülü

“Kültür Teorisinde Eskizler”in bir başka tarihsel yönü ise Bauman’ın, esinlendiği yapısalcılığı ve göstergebilimi kendi söylemiyle harmanlaması. Öte yandan, bu iki akımı Marksizmle bir araya getiren düşünürün, eleştirelliği ve şüpheyi elden bırakmadan Claude Levi-Strauss’un görüşlerinden etkilendiği fark ediliyor.

Bauman, kültürel ve yapısal öğelerin, toplumsal yaşamı nasıl meydana getirdiğini de inceliyor. Dolayısıyla hem tarihten hem de güncel gelişmelerden hareket ederken o senelerde kültürel çalışmaların geçirdiği evrimi her zamanki titizliğiyle yorumluyor: Yapısalcılığın metodolojik analizlerine girişirken kültürün esas esprisinin, insan davranışlarını yönlendirip şekillendirdiğini belirtiyor. Ardından, akrabalık bağları ve eylem biçimleri arasındaki ilintiyi inceleyen Bauman, insanın çevresinin oluşumunu ve oradaki örgütlenme modellerini masaya yatırıyor. Daha sonra kültürün, bilgi ve sınırlayıcılık bağlamındaki işlevine ve yapısına dair görüşünü paylaşıyor: “Ekonomik düzenlemelerle uyum içinde işleyen hukuki-politik düzen, genel anlamda kültürel sistemle aynı işleve hizmet eder: Görevi bazı şeylerin olasılığını azamiye çıkarıp diğer olasılıkları yok ederek soyut olasılıklar koleksiyonunu sınırlandırmaktır.”

Yazıldığı günlerden elli yıl sonra okurla buluşan “Kültür Teorisinde Eskizler”, Bauman’ın sosyolojik söyleminin gelişim çizgisini göstermesi bakımından önemli bir çalışma. Aynı zamanda sosyolojide uzmanlaşanlar ve uzmanlaşmayı düşünenler için de temel metinlerden biri.

“Kültür Teorisinde Eskizler”, diğer Bauman kitaplarına göre biraz daha ‘teknik’ bir çalışma; hayatın ve güncel olayların öyküvari ya da hikâyeleştirilmiş anlatımı ile sosyolojik kavramların çok fazla buluşmadığı bir metin.

Bauman, kitapta sosyolojinin temel kavramlarını kendi söylemiyle birleştirerek yol alırken ağırlıklı olarak kültür, dil ve göstergeler gibi öğelere yer veriyor. Başka bir deyişle kültürün, o güne kadarki ve daha sonraki sosyolojik tahayyülü üzerinde duruyor. Öte yandan birey-kitle-toplum ilişkisini, eğitim-ekonomi-örgütlenme modelleri bağlamında ele alıyor. Kısacası kitap, saf bir sosyoloji çalışması olarak öne çıkıyor.

‘Gotik romanlara benzeyen bir öykü’

“Kültür Teorisinde Eskizler”in tek kopyasını bulan ve bunu kitaplaştırarak okura ulaştıran Brzezinski, çalışmanın hem sosyolojik hem de tarihsel ağırlığını şöyle açıklamış: “Bu sadece tarihsel bir kitap değil, günümüzün beşeri ve sosyal bilimleri için temel anlamlara sahip bir çalışma. Öncelikle 1960’lardaki entelektüel akımların gelişimini gösteren önemli bir kanıt. Bauman’ın eseri, okuru yapısalcılık, göstergebilim, sibernetik, revizyonist düşünce vb. şeyler üzerine çalışan akademisyenler arasında yaşanmış tartışmalarla tanıştırıyor. Yazarın kendisi bu tartışmalara aktif şekilde katılmış, kültür teorisi alanında kendi ilginç çözümlerini sunmuştur (sık sık küresel ölçekte öncülük yapmıştır). İkincisi, bu kitapta sosyo-kültürel süreçlerin gelişimiyle ilgili birçok keskin tahmin bulunuyor. Bauman’ın; muğlaklığın rolü, bireyselleşme veya küresel ilişkiler ağı üzerine ürettiği fikirler büyük bir tesir gücüne sahiptir. Dahası kitap, yazarın akışkan koşullara ilişkin analizleriyle hassas bir şekilde örtüşüyor. Üçüncüsü bu çalışma, sosyoloğun daha önce bilinmeyen kitaplarından bir parçanın açığa serilmesi olarak okunabileceği gibi ilgilendiği araştırma konularındaki sürekliliği gösterme amacı taşıdığı söylenebilir.”

Elli yıl kayıp kalan “Kültür Teorisinde Eskizler”, Bauman’ın ürettiği kavramların ve sosyolojik söyleminin eskizlerini yansıtırken bugünden yarım asır öncesine bakmamızı sağlayarak sosyal bilimler tarihindeki yerini aldı.

Bauman, çalışmanın sonunda, 2016’da Brzezinski tarafından bulunan kopyanın tarihselliğine dair şunları yazmış: “Böyle bir olay, (eşsizliğiyle âdeta hikâyelerde olabilecek bir hadisedir) tümüyle Dariusz Brzezinski’nin nadir merakı ve azmi sayesinde yaşandı. Bundan ötürü kendisine sonsuza dek minnettar olacağım. Kültür Teorisinde Eskizler’in son okumaları 1967’de tamamlandı, 1968’de edisyondan geçti ve dağıtılmasından kısa süre sonra (Mart tasfiyesi sırasında) ‘tepedekiler’, erişilebilir kopyaların tümünün yok edilme emrini verdi. Onlar, emrin yerine getirildiğinden dikkatli bir şekilde emin olmuş (tüm bunların, günümüz gençliğinin bilmediği, bilgisayarların bulunmadığı, disklerden önce daktilolar ve karbon kopyaların olduğu bir dünyada yaşandığını hatırlatmak isterim) veya olduklarını sandığım kişilerdi. Belki bir yerlerde saklanan başka bir kopyası daha vardır. Belki el koyup benden aldıkları sayısız elyazmasının içindedir. PRL sansüründen sonra, Ulusal Bellek Enstitüsü’nün miras aldığı, içeriği değiştirilmiş eser yığını içindedir. Ülkeyi terk ederken gümrük üniformalarıyla Kamu Güvenliği Bakanlığı’ndan gelen otoritelerden kendi kopyamı geri almak için verdiğim tüm çabalar sonuçsuz kaldı. Yazar metne en son yarım yüzyıl önce erişebildi. Dr. Brzezinski, metni 2016’da buldu ve (bildiğim kadarıyla) yangın felaketinden kurtulan, yazar hariç kimsenin el sürmediği, editörlerin ve tashihçilerin düzeltme yapmadığı tek kopyasını hiçliğin içinden çıkardı. Scholar Press’in başındaki Profesör Raciborski de yayımlamayı üstlendi. Tipik bir akademik süreçten ziyade, gizemli şeylere veya Gotik romanlara (neyse ki) benzeyen bir öykü.”

“Kültür Teorisinde Eskizler”, Zygmunt Bauman, Çeviren: Akın Emre Pilgir, Ayrıntı Yayınları, 400 s.   

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-postanız paylaşılmaz. * işaretli alanların girilmesi zorunludur.

İptal