Zekeriya Sertel’den Nâzım Hikmet kitabı

Zekeriya Sertel’den Nâzım Hikmet kitabı

Türkiye’deki düşün hayatının önemli isimlerinden gazeteci, yayıncı Zekeriya Sertel’in (1890-1980) Nâzım Hikmet ile ilgili anılarını aktardığı “Mavi Gözlü Dev” adlı kitap yıllar sonra yeniden yayımlandı. Kitap Can Yayınları ve Yapı Kredi Yayınları ortaklığıyla okura sunuldu. 

Zekeriya Sertel’in, Nâzım Hikmet’in yaşamına ilk tanıklığı, şairin devrim Moskova’sında geçen üniversite yıllarından sonra Türkiye’ye döndüğünde ilk işi olan Resimli Ay dergisinde düzeltmen olarak çalışmasıyla başlayıp ülkeden kaçacağı son ana kadar sürmüştü. 

Kitabın önsüzünde Zekeriye Sertel, bu kitabı neden yazdığını şöyle anlatıyor:   

zekeri

Beni bu kitabı yazmaya zorlayan birkaç neden var.

Nâzım Hikmet hayatının çoğunu hapiste ve dışarıda [yurtdışında] geçirdi. Sağlığında şiirleri ve eserleri memlekette yayımlanamadı. Yeni kuşağa bağlı Türk okuyucusu büyük şairi ancak ölümünden sonra tanımaya başladı. Nâzım Hikmet’in adını bile o çok sevdiği bu dünyaya gözlerini kapadıktan

sonra işitebildi. Oysa Nâzım Hikmet Türkiye’nin yetiştirdiği büyük dehalardan biridir. Şiir alanında Türkiye’de eşi yetişmemiştir. Ünü bütün dünyaya yayılan tek şairimiz de odur. Batı âleminde Türkiye’yi “Atatürk’ün memleketi” olarak tanırlar. Sosyalist âlemde de Türkiye, Nâzım’ın adıyla

tanınır. Sosyalist memleketlerde size sorarlar: “Nerelisiniz? Hangi millettensiniz?”

“Türkiye’den,” dediniz mi, hemen tamamlarlar:

“Ha, şu Nâzım Hikmet’in memleketinden.”

Bu kadar büyük, bu derece ünlü bir şairi Türk okuyucusuna tanıtmak bize düşen kutsal ödevlerden biridir. Çünkü Nâzım Hikmet’i en yakından ve en iyi tanıyanlardan biri de benim.

Nâzım Hikmet’i memlekete ve dünyaya ilk tanıtan Bu Dünyadan Nâzım Geçti kitabıyla Vâlâ Nureddin oldu. Vâlâ, Nâzım’ın en yakın dostu, en çok sevdiği arkadaşıydı. Nâzım’ın şiirdeki büyük kabiliyetini ilk keşfeden de Vâlâ oldu. Onların çocuklukta başlayan arkadaşlıkları Nâzım Hikmet memleketi bırakmak zorunda kaldığı tarihe kadar uzanır. Gençliklerinde ikisi de şairdi. Gece gündüz hep beraberdiler. Fakat Vâlâ, Nâzım’ın şiirdeki dehasını keşfettikten sonra artık şiir yazmaya cesaret edemedi. Ve ondan sonra bir daha da şiir yazmadı. Bu alanı ehline bıraktı.

Şu var ki, Vâlâ Nureddin, Nâzım’ın sosyalist memleketlere geçtikten sonraki hayatını izleyemedi. O tarihten sonraki bütün bildikleri kulaktan kapmadır. Zaten o da kitabında Nâzım’ın hayatının Türkiye’den ayrılıncaya kadarki kısmını anlatır ve orada bırakır. Nâzım Hikmet’in sosyalist dünyasına geçtikten sonraki hayatını izlemek ve yakından tanımak fırsatı bana düştü.

Bence Nâzım Hikmet’in hayatı en iyi, şiirlerinden izlenebilir. Çünkü Nâzım hayatındaki bütün olayları şiirlerinde yansıtır. Şahsi veya siyasi hiçbir olay yoktur ki onu Nâzım’ın şiirlerinde bulmayalım. Bu sebeple ilk şiirinden son şiirine kadar bütün yazdıklarını niçin, ne vakit ve hangi etkiler altında yazdığını bulabiliriz. Şiirlerini okuyarak Nâzım’ın hayatını açık bir kitap gibi okuyabiliriz. Nâzım yalnız şekle önem veren bir sanatçı değildi. Onca öz, şekil kadar ve belki de zaman zaman ondan da önemliydi. Nâzım, şiirlerini şiir yazmış olmak için değil, bir şeyler söylemek için yazardı. Şekil, o sözü daha iyi söyleyebilmek, daha kuvvetli bir hale getirmek için kullanılan bir araçtı. Bu bakımdan Nâzım’ın şiirlerinde neyi ve niçin söylediğini bilmenin önemi vardır. Şiirlerinde her vakit yaşadığı tarihin ve kendi hayatının, o zamanki duygu ve düşüncelerinin izi vardır. Bu izi bulabilirsek Nâzım’ın niçin, ne vakit ve hangi etkiler

altında yazdığını görür ve hem o şiiri hem de Nâzım’ı daha iyi anlamış oluruz.

İşte benim bu kitapta yapmaya çalıştığım şey budur. Çocukluğundan ölümüne kadar yazdığı şiirlerin belli başlılarını alıp bunları Nâzım’ın ne vakit, niçin ve hangi etkiler altında yazdığını anlatmak, böylece şiirleriyle Nâzım’ın fikir ve duygu âlemini belirtmek istiyorum.

Zekeriye Sertel hakkında:

1890’ların başında Makedonya Usturumca’da doğdu. Selanik’te hukuk öğrenimi gördü. Gazeteciliğe Yunus Nadi’nin çıkardığı Rumeli gazetesinde başladı. 1915’te Sabiha Sertel’le evlendi. 1919’da ABD’ye giderek Columbia Üniversitesi’nde gazetecilik tahsili yaptı. Türkiye’ye döndüğünde matbuat umum müdürü oldu. Cumhuriyet gazetesinin kurucuları arasında yer aldı. Resimli Ay, Büyük Mecmua, Sevimli Ay, Resimli Perşembe dergilerini, 1930’da Son Posta gazetesini çıkardı. 1934’te ise Tan gazetesini devraldı. İkinci Dünya Savaşı sırasında Türkiye’deki tek parti rejimine karşı keskin bir muhalefet yürüttü. Faşizm ve Nazizme karşı, yazılarıyla mücadele verdi. 4 Aralık 1945’te Tan Matbaası’nın basılmasının ardından Sabiha Sertel’le beraber tutuklandılar. 1950’de ülkeyi terk etmek zorunda kalan Zekeriya Sertel, Türkiye’ye ancak 1977’de gelebildi. 12 Mart 1980’de Paris’te öldü. Mezarı hâlâ oradadır.

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-postanız paylaşılmaz. * işaretli alanların girilmesi zorunludur.

İptal