Türkiye’den ‘nükleer hikâyeler’ anlatacak “Nükleer Alaturka” belgeseli destek bekliyor

Türkiye’den ‘nükleer hikâyeler’ anlatacak “Nükleer Alaturka” belgeseli destek bekliyor

Türkiye’de halkın tüm itirazlarına karşın, bir devlet politikası olarak nükleer santral yapılmak isteniyor. Bunun için Türkiye ilk nükleer santralını Mersin-Akkuyu’ya kurmak için Rusya (bkz. Çernobil, 1986), ikinci nükleer santralını ise Sinop-İnceburun’a kurmak için Japonya (bkz. Fukuşima, 2011) ile anlaştı. Oysa ki sadece ekolojistler değil, amacı nükleer enerjiyi yaymak olan Uluslararası Atom Enerji Ajansı bile Türkiye’nin nükleer altyapısının yetersiz olduğunu söylüyor. Fukuşima nükleer felaketinden sonra yapılan anketlere göre ise halkın en az yüzde 65’i Türkiye’de nükleer santral kurulmasına karşı çıkıyor. 

Bu noktada, nükleer enerjiyi tartışmaya açmak, halkın itirazlarını aktarmak adına Türkiye’nin bazen sarsıcı, bazen trajikomik ve çoğu zaman da absürd nükleer hikâyelerini anlatmak için bir belgesel hazırlanıyor. 

‘Benim Çocuğum’un yönetmeninden

“Benim Çocuğum” (2013), “Duvarlar-Mauern-Walls” (2000) ve “3 Saat: Bir ÖSS Belgeseli” (2008) yapımlarından tanıdığımız Can Candan’ın çekeceği belgeselin ekibinde, “Beni Akkuyu’larda Merdivensiz Bıraktın” (2015) kitabının yazarı Filiz Yavuz ile Boğaziçi Üniversitesi Elektrik ve Elektronik Bölümü öğretim üyesi İlke Ercan bulunuyor.

Penguen dergisindeki “Her Şey Olur” köşesi ile tanınan Cem Dinlenmiş’in çizer olarak dahil olduğu filmin yardımcı yönetmenliğini Selen Çatalyürekli üstleniyor. 

Nasıl bir film olacak?

Hazırlıklarına 2005 yılında başlanan ve filmin hayata geçirilebilmesi için Indigogo sitesinden kampanya başlatılan yapımın içeriği, sitede şu sözlerle anlatılıyor:

1986’da “Çernobil bulutları” tepemizden geçerken Türkiye’de siyasi liderler, radyasyonun sağlığa olumsuz bir etkisi olmadığını iddia ederek halkı radyasyonun tehlikeleri konusunda aldatmaya çalışmışlardı. “Biraz radyasyon iyidir”, “Radyoaktif çay daha lezzetlidir”; “Radyasyon kemiklere yararlıdır” gibi söylemlerin “alaturkalığı” ve absürdlüğü, Türkiye’nin 1930’lardan bu yana yazılmakta olan nükleer tarihindeki hikayeler ile birleşince ortaya trajikomik bir belgesel çıkıyor. 

Nükleer Alaturka’da bu pek bilinmeyen yerel ve küresel hikayeleri birebir yaşayanlardan, tanıklardan, uzmanlardan, aktivistlerden, politikacılardan dinleyeceğiz. Nükleer Alaturka’yı görsel-işitsel arşiv malzemeleri, Cem Dinlenmiş’in animasyonları ve Mozart’ın mehter marşından esinlenerek bestelediği söylenen “Rondo Alaturka”sı ya da “Türk Marşı” ile seyirciyi kâh düşündüren, kâh güldüren, kâh hayret ve dehşet içinde bırakan bir belgesel olarak tasarlıyoruz.

Destekler nasıl kullanılacak?

Indigogo sitesinden yapılacak destekler ekibin Mersin-Akkuyu, Sinop-İnceburun, İğneada ve Ege bölgesine (İzmir, Manisa, Aydın) giderek araştırmaya yerelde devam etmesi ve ön çekimleri yapması için kullanılacak. Hedefleri, ilk çekimleri ve araştırma-arşiv malzemelerini kullanarak bir fragman hazırlamak ve böylece film yapım fonlarına başvurabilmek. Bunun gerçekleşebilmesi için de kalabalık bir ekibin altı ay boyunca yoğun bir şekilde çalışması; prodüksiyon ekibinin dört ayrı bölgede çekim yapması; arşiv taramasının devam edebilmesi; arşiv malzemelerinin ve müziklerin kullanım haklarının satın alınması gerekiyor. 

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-postanız paylaşılmaz. * işaretli alanların girilmesi zorunludur.

İptal