Tezer Özlü’yü çağdaş sanatla okumak: Güverte Yolculuğu

Tezer Özlü’yü çağdaş sanatla okumak: Güverte Yolculuğu

Edebiyattan esinle yaptığı küratöryal çalışmalarıyla tanınan Dr. Necmi Sönmez, bu kez Tezer Özlü’nün “Yaşamın Ucuna Yolculuk” kitabından hareketle “Güverte Yolculuğu” adlı bir sergi hazırladı. Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu’na yeni katılan eserlerden bir seçki sunan sergi, bu hafta sonu Borusan Perili Köşk’te açılacak ve 21 Ağustos’a kadar görülebilecek.

Özgün kalemi ve anlatılarındaki gerçek hayattan bağlarla edebiyatımızda yeni bir sayfa açan Tezer Özlü (1943–1986), “Yaşamın Ucuna Yolculuk” (1984) kitabında etkilendiği üç yazarın peşinde bir anlatı kurgular. İtalo Svevo, Franz Kafka ve özellikle de Cesare Pavese’nin izlerini takip ettiği Berlin, Prag, Viyana, Zagrep, Nis, Torino arasındaki tren yolculuklarında ilerleyen anlatı; kentlerin, kentlerde caddelerin, otel odalarının fonunda, düş kırıklıkları, hesaplaşmalar, karabasanlar ve bedensel acılarla örülmüştür. Metin boyunca Tezer Özlü’nün yaşamı da yola eşlikçi bir nehir gibi akar ve bu nedenle eseri bir tür vasiyetname olarak algılanır.

Necmi Sönmez, Perili Köşk’ün 9 katına yayılan sergide, “Yaşamın Ucuna Yolculuk”a çağdaş sanat eserleriyle yorum getiren bir izlek sunuyor ve bir kez daha çağdaş sanatla edebiyat arasındaki diyaloğu canlandırıyor. Necmi Sönmez, bir önceki sergide de Leylâ Erbil’in “Üç Başlı Ejderha” kitabında ilişkin bir sergi hazırlamıştı.

François Morellet, Boo Moon, Herbert Brandl, Ben Rubin, Kwan Sheung Chi, Ian Davenport ve Ellen Kooi başta olmak üzere yerli ve yabancı 50’yi aşkın sanatçının eserlerinin görülebileceği serginin içeriğini Sönmez, “Özlü’nün cümlelerinde, sürekli olarak kendi kaderini kabul etmeyerek mücadele eden bireyin acıları öne çıkar. Bu alegorik anlatım biçimleri aynı zamanda ‘Güverte Yolculuğu’ serginin gövdesini oluşturan bir özelliğe sahip” sözleriyle anlatıyor.

Necmi Sönmez’in kaleme aldığı, serginin küratöryal metninden bir bölüm aktarıyoruz:

tezer6

Yaşamın Ucuna Yolculuktan Güverte Yolculuğuna

“Güverte Yolculuğu” sergisi, Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu’ndan yapılan bir seçkiden yola çıkarak Perili Köşk’ün geçici sergi alanları dışında kalan mekânlarında, ağırlıklı olarak koleksiyona yeni katılan eserlerin yardımıyla, çağdaş sanatın güncel olgular karşısında aldığı tavrı ortaya çıkarmayı hedefliyor. Sergi, özellikle yeni medya sanatı alanında etkinliklerini sürdüren Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu’ndaki çalışmaları farklı bir yorumla bir araya getirirken, bireyin ruh dünyası ile güncel yaşam arasındaki karşıtlıklara gönderme yapmayı hedefliyor. Çağdaş sanat çalışmalarını modern ve daha önceki klasik dönem eserlerden ayıran en önemli özellik, izleyicinin duygu ve algı dünyasına hitap etmeleri, “açık uçlu” oluşlarıdır. Yeni medya sanatı, her şeyden önce, içinde sürekli hareketin, akışın olduğu imgeselliği (moving image) gündeme getirir. Birbiri içinden akan imgeleri, sesleri ve formları izleyiciye sunan yeni medya sanatı çalışmaları Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu’nda ağırlıklı olarak karşımıza Çıktığı icin, “Güverte Yolculuğu” sergisi bu karaktere uygun bir bakış açısı geliştirmeyi hedefliyor.

Sergi, modern Türk edebiyatının en önemli temsilcilerinden biri olarak değerlendirilen yazar Tezer Özlü’nün (1943–1986) “Yaşamın Ucuna Yolculuk” isimli kitabından yola çıkarak hazırlandı. Tezer Özlü, kısa süren yaşamında çıkardığı üç kitabıyla (Eski Bahçe, 1978; Çocukluğun Soğuk Geceleri, 1980; Yaşamın Ucuna Yolculuk, 1984) kült yazar konumuna ulaşmıştır. Onu kuşağının diğer temsilcilerinden olduğu kadar, modern yazının diğer temsilcilerinden ayıran en önemli özellik, yazdıklarıyla yaşadıkları arasında kurduğu “gerçekçi bağlar”dır. Tezer Özlü kaleme aldığı her cümlede bireyin dünyasına yönelen bir eğilim içindeydi. Bireyin acılarını, arzularını, vücudun isteklerini dile getirirken tıpkı yeni medya sanatında gözlemlediğimiz açık yüreklilikle, bireyin çocukluğundan beri belleğinde kalan tortuları, acıları ve yere çakıldığı anları ele alıyordu. Yakın dostu Leylâ Erbil’in Türkçede öncesi olmayan bir “yeni bir yazar âhlakı sergilediği” değerlendirmesini yaparak ayrıcalıklı konumuna işaret ettiği Tezer Özlü’nün cümleleri, kavramları, yeni medyanın öteden beri bir strateji olarak geliştirdiği eğilimleriyle adeta birebir uyan bir karaktere sahip.

Perili Köşk’ün tamamına yayılan “Güverte Yolculuğu”nu, birbiriyle formel olarak değil, kavramsal açıdan diyaloğa giren sanat eserleriyle birlikte yorumlamaya çalıştım. Bunu, çok uzun süreden beri okuduğum, kendi oluşum sürecimde güç aldığım yazarlardan yola çıkarak kotarmaya çalıştığımda, Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu’ndaki birbirinden farklı çalışmaların etrafında adeta anlam parantezleri açmaya çabaladığımı görüyorum. Her sanat eserinin ayrı, kendine özgü bir karakteri olduğu gerçeğinden hareket edersek, nasıl farklı karakterleri olan kişileri bir araya getirmek mümkün değilse, aynı durum sanat yapıtları için de geçerlidir. Kimi çalışmalar tek başlarına durmak isterken, kimileri üç, dört farklı eserle bir araya geldiğinde kendi duyarlık alanlarını oluşturabiliyor. Bu sergide, Tezer Özlü’nün etkileyici izleriyle yeni medya sanatının farklı yorumlarını bir araya getirirken, bunun da bir “yolculuk” olduğu gerçeğinden hareket etmek gerekir. Bu sergide de, Allard von Hoorn’a Perili Köşk’ün kule bölümleri için verilen sipariş sonucu gerçekleştirdiği ses ve görüntü yerleştirmesini izleyiciye sunuyoruz.

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-postanız paylaşılmaz. * işaretli alanların girilmesi zorunludur.

İptal