Tartışmalar ve yılın César adayları

Tartışmalar ve yılın César adayları

Académiedes Césars’da geçen yıl yaşanan skandallara bu yıl bir yenisi eklendi. Eski başkan Alain Terzian’dan sonra yenilenen Akademi’nin yeni başkanı Véronique Cayla’nın 10 Şubat’ta César 2021 adaylarının yazılı olduğu mühürlü zarfı açmasıyla, CNC’nin (Ulusal Sinema Merkezi) patronu Dominique Boutonnat’a karşı “cinsel saldırı” ve “tecavüz teşebbüsü”yle ilgili bir şikâyetin ifşa edilmesi eş zamanlı oldu. Fransız sinemasının evi sayılan CNC’nin başkanı Dominique Boutonnat, 22 yaşındaki genç bir adama tecavüz ve cinsel saldırı teşebbüsü nedeniyle polis tarafından dinlendi.

Geçen yıl Académiedes César’dan istifa eden Alain Terzian’ın etrafında çeşitli krizler yaşanmıştı. Terzian 2003’ten beri akademinin başındaydı ve sadece hesapların, tüzüklerin şeffaf olmadığı yönetim anlayışı nedeniyle değil, her şeyden önce akademide daha fazla eşitlik, çeşitlilik ve demokrasi talep eden sesleri dikkate almadığı için de eleştiriliyordu. Revelations yemeğine Claire Denis ve Virginie Despentes’in davet edilmemesi diğer sanatçıların tepkilerine yol açmıştı ve en önemlisi, tecavüzle suçlanan Roman Polanski’ye “J’accuse” filmi için César’da en iyi yönetmen ödülü verilmesi Adèle Haenel ve Céline Sciamma da dahil olmak üzere salondaki birçok kişinin ayrılmasına yol açmıştı. Bu olaydan sonra Adèle Haenel’e feminist ağırlıklı yoğun bir destek dalgası oluşmuştu.

Tüm bu tartışmaların içinde; Fransa’nın en önemli sinema kurumu olan Académiedes Césars’ın bu yıl derinden yenilenen üyelerinin, en prestijli sinema ödüllerinin kazananlarını belirlemek için 12 Mart’a kadar zamanları var.

Mouret’in duygusal komedisi 13 dalda aday

Salgın nedeniyle aylarca sinemaların kapandığı bir yılın ardından 4 bin 292 seçmen, 125 film arasından seçim yaptı. Emmanuel Mouret’in duygusal komedisi “Les choses qu’on dit, les choses qu’on fait”, François Ozon’ın eşcinsel romantizmi “Eté 85” ve Albert Dupontel’in absürd komedisi “Adieu les cons” 2021 César adaylarının ilk üçlüsünü oluşturuyor. 50 yaşındaki Emmanuel Mouret’in onuncu uzun metrajlı filmi bu ön turda 13 adaylıkla başı çekiyor, sıklıkla aday gösterilen ancak ödüllendirilmeyen François Ozon ile absürd mizahın kralı Albert Dupontel’in filmleri ise 12 dalda aday gösterildiler.

“Eté 85”

Bu üçlü en iyi film kategorisinde iki diğer filmle birlikte yarışacak: Caroline Vignal’ın 8 dalda aday gösterilen komedisi “Antoinette dans les Cévennes”ile ocak ayının sonunda sinemanın Goncourt’u olarak kabul edilen Louis-Delluc ödülü almış olan ve dikkatleri üzerine çeken Sébastien Lifshitz’in belgeseli “Adolescentes”.

Bir belgeselin en iyi film dalında César’a aday gösterilmesinin üzerinden on dört yıl geçmişti. En iyi film / en iyi yönetmen dallarına ek olarak, Sébastien Lifshitz’in filmi, en iyi belgesel kategorisinde en iyi fotoğraf, en iyi ses ve en iyi kurgu dallarında da olmak üzere toplam 6 dalda aday gösterildi.

Maïwenn de “ADN” filmiyle en iyi yönetmen dalında aday gösterildi ve bu kategorideki beşli içindeki tek kadın. 2021’de, Berlin’de ödül alan La Daronne ve Erase History filmleri ise birer dalda aday gösterildiler.

Yılın en iyi kadın ve erkekleri

Emmanuel Mouret 13 dalda adaylıkla tüm ana kategorilerde yer alıyor: En iyi film, en iyi yönetmen, en iyi senaryo, en iyi kadın oyuncu (Camélia Jordana), en iyi erkek oyuncu (Niels Schneider) ve en iyi yardımcı roller (Émilie Dequenne ve Vincent Macaigne). Ayrıca “en iyi kadın oyuncu” ve “en iyi erkek oyuncu” dallarında; “Adieu les cons”daki rolüyle Virginie Efira ve Albert Dupontel; “Antoinette dans les Cévennes”deki rolüyle Laure Calamy; ve “De Gaulle”deki rolüyle Lambert Wilson da ödüle aday oldular.

“Adieu les cons”

“Eté 85”teki rolleriyle Benjamin Voisin ve Felix Lefebvre umut vaat eden oyuncular arasında oyları paylaşma riskiyle karşı karşıya kalabilirler. Filmin kadın oyuncusu Valeria Bruni-Tedeschi ise yardımcı rollerde Fanny Ardant (ADN) ve “La Bonne Epouse”daki (The Good Wife) Yolande Moreau ve Noémie Lowsky ile yarışacak.

Filippo Meneghetti’nin ilk filmi olan ve dört adaylık alan, Fransa’nın Oscar için kendisini temsil etmek üzere seçtiği, arka planında bir lezbiyen romantizmli gerilim filmi “Deux”un kadın kahramanları da en iyi kadın oyuncu ödülü için yarışacak. Bu nedenle Barbara Sukowa ve Martine Chevallier, Camélia Jordana, Virginie Elfira (Adieu les cons) ve Laure Calamy (Antoinette dans les Cevennes) ile karşı karşıya gelecek. “La Bonne Épouse” ve “DNA”nın yıldızları olan Juliette Binoche ve Maïwenn, listelerde yer almamalarıyla dikkat çekiyorlar.

Erkekler arasında kupa, Jonathan Cohen (Enorme), Lambert Wilson (De Gaulle), Albert Dupontel, Niels Schneider ve “Un fils” ile Lumières ödüllerinde yabancı basın tarafından ödüllendirilmiş olan Sami Bouajila arasında olacak.

Neden César’larda değilim?

“La Bonne Épouse”un başrol oyuncusu Juliette Binoche, 12 Mart’ta gerçekleşecek 46. tören için olan adaylar listesinin hiçbir bölümünde görünmüyor. Oyuncu hayal kırıklığını göstermek için Instagram hesabında komik bir video paylaştı: “Ayna, benim güzel aynam … Neden Cesar’larda değilim?” César’a on kez aday gösterilen ve iki kez ödüllendirilen Juliette Binoche, bu mesajıyla César Akademisi’ndeki bazı kişilerin muhtemelen geçen yılki olaylı törene karşı yaptığı açıklamalar nedeniyle onu cezalandırmak istediklerimi ima ediyor gibi görünüyor. Binoche, France Info’da, “sıkıcı”, “dayanılmaz” ve “kaba” bir törenin “aptallığından dehşete düştüğünü” açıklamıştı ve şunları söylemişti: “César’da bir saniye bile sinema için konuşmuyoruz. Başarısız bir narsisistik-sıkıcı tek kişilik gösteri […] Bir süredir böyleydi, on yılı aşkın süredir böyleydi.”

“La Bonne Épouse”

Hoşnutsuzluğunu ifade eden tek kişi o değil, Isabelle Huppert da aynı duyguları paylaşıyor. Huppert, Jean-Paul Salomé’nin yönettiği uyuşturucu kaçakçılığını konu alan hicivli komedi “La Daronne”da başroldeydi. 2017’de European Thriller Prize tarafından ödüllendirilen, Hannelore Cayre’nin bir romandan uyarlanmış film, sadece en iyi uyarlama dalında César kategorisinde. Jean-Paul Salomé Twitter’da şöyle dedi: “2021 César seçmenleri, dört kategoride aynı beş filmi işaretlediler. Sanki her film tamamen aynı niteliklere sahipmiş gibi. Bu çok saçma ‘La Daronne’ senaryomuz, Huppert olmadan var olamaz, bir hiçtir, basit bir kâğıt parçasıdır.”

Berlin’de Gümüş Ayı ödülünü alan Benoît Delépine ve Gustave Kervern’in hiciv komedisi “Effacer l’historique”, sadece en iyi orijinal senaryo ile César’da yer alıyor. Twitter’da Gustave Kervern, bu büyük “orantısızla” ilgili, “Gerçekten, César’da üst sıralarda değiliz. Bu imkânsız, bir hata olmalı!!!”diye yazdı.

Filmler hakkında:

‘Les choses qu’on dit, les choses qu’on fait’ (Love Affairs)

Elbette her şey bir tanışmayla başlar. Kuzeni François’i (Vincent Macaigne) ziyaret etmek için Avignon kırsalına gelen genç bir çevirmen olan Maxime’i (Niels Schneider), kuzeninin üç aylık hamile eşi Daphné (Camélia Jordana) karşılamak ve yokluğunda ağırlamakla görevlidir. Zaman geçirmek için birbirlerine son zamanlarda yaşadıkları duygusal hayal kırıklıklarını anlatırlar. Konuşma ilerledikçe, aralarında giderek artan bir eğilim ortaya çıkar.

Aktör Niels Schneider filmle ilgili olarak “Biraz Rus matruşkası gibi, bir geri dönüşten, hikâye içeren başka bir geri dönüşe geçiyoruz… ve bu bir tür mozaik oluşturuyor…” diyor.

2020’de gösterime giren, Emmanuel Mouret tarafından yönetilen film, filozof René Girard’ın tezlerini, özellikle de romantik ilişkilerdeki mimetik teorisini (taklitçi arzu) açıklamayı amaçlıyor. “Les choses qu’on dit, les choses qu’on fait”, tamamen kahramanları tarafından anlatılan, sırların akışıyla ilerleyen bir dizi geri dönüşle inşa edilmiş bir film olarak sunuyor. Bazen ikincil bir karakter hikâyenin dizginlerini alıyor ve ona bir uzantı veya yeni bir boyutlar katıyor.

(Mathieu Macheret / Le Monde)

‘Eté 85’ ( Summer 85)

İlk eser gibi görünen on dokuzuncu film. Yönetmen François Ozon, “Summer 85″i, İngiliz yazar Aidan Chambers’ın romanı “The Cuckoo Dance”ın hikâyesinden uyarlıyor. 16 yaşındaki Alexis (Félix Lefebvre) Normandiya kıyısında bir deniz gezisi sırasında tekne alabora olunca, abartılı ve sahiplenici bir anneyle birlikte yaşayan karizmatik bir genç olan David (Benjamin Voisin) tarafından kurtarılır. Alexis hayallerinin arkadaşıyla tanışır. François Ozon bizi, genç kahramanının bilinmeyen bir nedenle polis merkezinde sorgulandığı ilk sahneden filme hızlıca sokar. Gizem daha sonra bizi sonuna kadar tanımaya çalıştığımız bir hikâyenin içine çeker. Romanesk sanat, François Truffaut’un değerli bir varisi olarak tüm filmlerinde Ozon’un tarzına rehberlik ediyor. Özellikle genç Félix Lefebvre (Alexis) ile birinci sınıf bir kadro tarafından sunuluyor ve Valeria Bruni-Tedeschi ve Isabelle Nanty’yi ikincil ama önemli rollerde bulmanın büyük keyfini tadıyoruz.

(Jacky Bornet / France Télévisions)

‘Adieu les cons’ (Bye bye Morons)

Suze Trappet 43 yaşında ciddi şekilde hasta olduğunu öğrenince, 15 yaşındayken terk etmek zorunda kaldığı çocuğunu aramaya karar verir. Araştırmaları onu elli yaşlarında tükenmişlik sendromu yaşayan JB ve coşkulu kör arşivcisi Bay Blin ile tanıştırır. Üçü, ihtimal dışı olduğu kadar muhteşem bir maceraya atılır.

Albert Dupontel için saçmalıklarıyla alay ettikleri İngiliz toplumunun gözlemcileri olan Monty-Python önemli bir referans. Film grup üyelerinden biri olan Terry Gilliam’a adanmış ve kendisi de filmde görünüyor. “Adieu les cons”, paradoksal olarak kör olan bu arşivci gibi kıvrımları, dönüşleri ve uyumsuz durumları çoğaltıyor ve birkaç muhteşem sahneye (kovalamaca, patlama) de karşı koyamıyor.

(Jacky Bornet / France Télévisions)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-postanız paylaşılmaz. * işaretli alanların girilmesi zorunludur.

İptal