Sezgin Kaymaz’dan okurun ‘kalbini büyüten’ hikâyeler

Sezgin Kaymaz’dan okurun ‘kalbini büyüten’ hikâyeler

Sezgin Kaymaz’ın son kitabı “Bugün Bize Kim Geldi”, yazarın “mektup kardeşlerine” hülyalı, hüzünlü ve de neşeli bir armağanı. Her zamanki gibi okurun yüreğine ılık insaniyet rüzgârları salıyor, “öyle büyük bir küçüklük hissettiriyor” ki o kadar olur! Yazarın en çok “göründüğü” eseri olan bu kitapta sol elindeki o siyah eldivenin hikâyesi de var. Giden üç parmağı ve kendine uzatılan ellerin hikâyesi. Onun başka insanlara, evlad-ı hayvanata uzattığı ellerin…

Sezgin Kaymaz’ın son kitabında sadık okurları Ömer Faruk’a küfredecek, tercüme sanatını konuşturan çocuklar için kahkaha atacak, Hülya’nın insanlığına saygı duruşunda bulunacak ve sevgili köpekleri İnci için gözyaşı dökecek. Çolak hentbolcu delikanlı ile yazarın hikâyesini okurken gözler doluverecek. Kitap bittiğinde vicdan ve merhametten ibaret tepeden tırnağa insan kahramanlar içinizi temizliyor. Yazar, “Güneşe serip içimizi dışımızı bir güzel havalandırıyor”.

Sezgin Kaymaz, kahkaha ve gözyaşlarının yazarı. En dramatik olayları anlatırken bile şen şatır. Argo var, sokak dili var, kahramanlarının konuştuğu gibi yazıyor. “Aman tikkat” şaşırmayın! “Dalar gibi düşünüyor, daldan dala düşünüyor, dere tepe düşünüyor.” Bu kez öyle fantastik âlemlerden bildirmiyor; ama daldan dala, dere tepe dolaştığı o âlemlerde, rüyalarda fantastik kahramanlara da denk geliyor elbette.

“Bugün Bize Kim Geldi”de yazar anı sahiciliğinde hikâyeler -ya da- hikâye tadında yazılmış anılardan mektupları birbirine eklemiş okuruna göndermiş. Birçoğunun baş kahramanı eşi Hülya. “İnsan ne kadar insan olsa Hülya kadar olamıyor” diye selamlanıyor insaniyeti.  En sondaki biyografi sayfasını atlamayın. Orası da hikâyeye dahil. Karısı Hülya’ya, evde baktığı ondört baş evlad-ı hayvanata ve okuruna sadakat sözü var son sayfanın son satırında. “Yazmayı terk etmeyecek, Hülya’yla beraber evde baktığı ondört baş evlad-ı hayvanatı terk etmeyecek. Sevdiklerini terk etmedi çünkü.”

Okur “bunlar öykü mü, anlatı mı, mektup mu, anı mı” diye düşünedursun; 166. sayfada yazar “Bu mektuba kadar yazdıklarımın hiçbiri ben değilim. Ama bundan sonra yazacaklarımın hepsi benden ibaret …ve benden öte kim varsa ondan” deyiveriyor. Başlıyor, mektup kardeşlerine “sol yanından kaptırdığı yetmiş seksen gramın” hikâyesini anlatmaya. Sonra o hikâye başka hikâyelerle buluşuyor, büyüyor, derinleşiyor…

sezgin2Sezgin Kaymaz okurlarıyla internet üzerinden yazışan, kendisine gelen mektupları cevapsız bırakmayan bir yazar. Ben de “mektup kardeşlerinden” biri olarak “En sevdiğine emanet ol” diye biten çok mektup aldım. Sezgin Kaymaz da okuruna emanet olsun ve elbette Hülya’ya. Sonra, evlad-ı hayvanata…

Kitabı bitirdiğimde o çok erken gidenlerden Didem Madak’ın “Grapon Kâğıtları” kitabını açtım. Hani “kahramanların hep yanlış ata oynayanlar” olduğu. “Mutsuza Kim Bakacak?” şiirini -kimbilir kaçıncı kez- okudum. “Kalbimi de büyüttüm sonunda/ Artık bazen gözlerime tırmanıp bakıyor sokağa/ Kirpiklerime tutunuyor, o ince parmaklıklara/ Öyle çok büyüdü yani, görsen şaşarsın./ Kalbim sanırım büyüyünce/ Sokaklarda ağlayan biri olacak/ Rezillik yani maviş anne! Sezgin Kaymaz da, “mutsuzlara bakan” yazarlardan ve okurunun  “kalbini  büyüten…”

* Bugün Bize Kim Geldi, Sezgin Kaymaz, April Yayıncılık, 181 sayfa.

* Grapon Kağıtları, Didem Madak, Metis Yayınları, 68 sayfa.

1 yorum

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-postanız paylaşılmaz. * işaretli alanların girilmesi zorunludur.

İptal

1 Yorum

  • elif
    29 Eylül 2020, 12:58

    Mutsuza Kim bAKACAK..İlk kez duydum ve offff…

    CEVAPLA