Saramago’nun yarım kalan romanı Türkçede.. Kitaptan bir bölümle

Saramago’nun yarım kalan romanı Türkçede.. Kitaptan bir bölümle

Portekizli yazar, şair, oyun yazarı ve gazeteci José Saramago’nun (1922-2010) ölümüyle yarım kalan romanı “Mızraklar, Mızraklar, Tüfekler, Tüfekler”, Kırmızı Kedi Yayınları’nca Türkçeye kazandırıldı. Işık Ergüden’in çevirdiği kitapta, geçen yıl nisan ayında yitirdiğimiz ünlü yazar Günter Grass’ın illüstrasyonları da bulunuyor.

Kitap, silah endüstrisini sorguluyor. Sonu gelmez savaşların silah endüstrisi ve silah fabrikalarıyla ilişkisini irdeleyen roman, “Neden silah sanayisinde hiç grev olmaz?” sorusuna da yanıt arıyor.

Kitapta, Saramago’nun romanının yanında, yazarın romanı kaleme alırken yazma sürecini anlattığı notlar ve romanla ilgili iki ayrı makale yer alıyor. Saramago’nun romanı yazma sürecinde aldığı notlar, usta bir yazarın romanını kurgularken aklından geçenlere ışık tutuyor.

Kitabın girişinden bir bölüm aktarıyoruz:

saramago2Adamın adı artur paz semedo ve yaklaşık yirmi yıldır Bellona anonim şirketi ürünleri ticari unvanıyla bilinen tarihi bir silah fabrikasının hafif silahlar ve cephane imalat bölümü muhasebesinde çalışıyor. Bu tür gereksiz bilgilerle ilgilenen insanlar artık iyiden iyiye azalmış olsa da, şirket adının Roma savaş tanrıçasından geldiğini belirtmek gerekir. Bundan daha uygun ad olamayacağı herkesin malumudur. Başka fabrikalar, dünya çapında ağırlık taşıyan silah endüstrisinin mamutvari imparatorlukları krupp ya da thyssen adını alsa da, bu bellona anonim şirketinin ürünleri eşsiz bir prestije sahiptir, üstelik bu geçmişten gelen bir prestijdir, şu kadarını söylemek yeterli olur ki, konunun otorite sahibi kimi uzmanlarının görüşüne göre, müzelerde rastladığımız roma askeri teçhizatlarından bazıları, kalkanlar, zırhlar, miğferler, mızrak ve kılıçlar trastevere’deki mütevazı bir demirhanenin ürünü olup, o dönemin yaygın rivayetine bakılacak olursa, bu demirhane de roma’da yine bu tanrıça tarafından kurulmuştur. Keza, kısa bir süre önce bir askeri arkeoloji dergisinde yayımlanan bir makale, yakın zamanda balear adalarında bulunmuş bir yayın bazı kalıntılarının bu mitik demirhaneden geldiğini ileri sürmeye kadar işi vardırmışsa da, bu tez başka bilim otoriteleri tarafından çürütülmüştür, bunlar, bu kadar eski dönemlerde balear yayı ya da mancınık denen o korkunç sapan silahının henüz keşfedilmemiş olduğunu söylemişlerdir. Kimi ilgilendirir bilemem ama, bu artur paz semedo denen adam ne bekârdır ne evli, ne boşanmıştır ne de dul, sadece karısından ayrıdır, üstelik bu ayrılığı istediği de söylenemez, fakat ayrı yaşamaya karısı karar vermiştir, inançlı bir pasifist militan olan kadının, ailenin zorunlu birlikte yaşama bağlarıyla bağlanmaya ve silah üreten bir şirketin muhasebecisiyle evli kalmaya daha fazla dayanamayacağı ortaya çıkmıştır. Basit bir tutarlılık sorunu, diye açıklamıştı sonradan. Aynı tutarlılık onu daha önce adını değiştirmeye de teşvik etmişti, doğduğunda anne tarafından büyükannesinin adı olan berta ismi konmuş, ama daha sonra adını resmen felícia diye değiştirtmişti, çünkü birinci dünya savaşı sırasında paris’i yüz yirmi kilometre mesafeden bombalamakla ünlenmiş alman demiryolu topuna doğrudan imayı ömrü boyunca taşımak istemiyordu. Artur paz semedo’ya geri dönersek, meslek hayatının en büyük hayalinin, o zamana dek neredeyse tek çalışma alanı olmuş hafif teçhizat için önemsiz mühimmat imalatı yerine, ağır silah bölümlerinden birine atanmak olduğunu söyleyebiliriz. Derinlere kök salmış ve tatmin bulmamış bu özlemin psikolojik etkileri özellikle fabrika yönetimi yeni modeller tanıttığında ve çalışanları alıp atış poligonuna götürdüğünde iç sıkıntısı şeklinde iyice yoğunlaşıyordu, bu poligon silahların çapının çok daha küçük olduğu dönemden mirastı, dolayısıyla artık burada herhangi bir atış yapmak imkânsızdı.

Basit bir tutarlılık

sorunu, diye

açıklamıştı sonradan.

saramago3

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-postanız paylaşılmaz. * işaretli alanların girilmesi zorunludur.

İptal