Sanatçı Murat Germen: Biat kültürü sanat dünyasının tam göbeğinde

Sanatçı Murat Germen: Biat kültürü sanat dünyasının tam göbeğinde

Fotoğraf sanatçısı, mimar Murat Germen, kentleşme, kent hakları, insanın doğada neden olduğu tahribat gibi konulara odaklanan çalışmalarıyla tanınıyor. Germen’in “Bizleri kahreden biat kültürü, kültür-sanat dünyasının da tam göbeğinde oturuyor. Çuvaldızı kendimize batırıyor muyuz?” dediği, sanatçılara düşen sorumluğu hatırlattığı yazısı şöyle*: 

Ülkenin hallerinden şikâyet ediyoruz bol bol değil mi? Günlük yaşamı bile iyice çekilmez hale getiren otokratik, despotik, buyurgan, tutucu diretmelerden müştekiyiz değil mi?

Peki biz bu eleştirileri yaparken çuvaldızı kendimize/ kendi alanımıza batırıyor muyuz? Kendini eğitimli birey, ilerici, çoğulcu olarak lanse eden kesimin gerçek anlamda demokratik olduğunu, olmaya niyeti olduğunu söyleyebilir miyiz?

Bizleri kahreden biat kültürü, kültür-sanat dünyasının da tam göbeğinde oturuyor. İçerik üreticiler olarak, büyük ölçekli kentsel yatırım stratejilerinin aygıtları olarak kullanılıyoruz. Dev bütçeli kentsel projelere plancılar, kent sosyologları, mimarlar değil de eğlence endüstrisi şirketlerinin her türlü kitle iletişim yöneticileri, “halka mâl olmuş ünlü”ler danışmanlık yapıyor. Bunu dile getirmeye çalıştığın, ya da bunu şahane bir şekilde dile getiren bir yazı paylaştığın zaman ise sanatçı, içerik üretici, meslek profesyoneli olarak çeşitli seviyelerde zararlar görmeye başlıyorsun:

– En hafifinden başlarsak; “birileri” eleştiriyi gündeme getiren bu kişilere bozuluyor,
– Aynı “birileri” gözaltı yapacak yetkileri olmadığı için bu kişileri gözardı ediyor,
– Bazıları bu tür eleştirileri “yediği kaba s.çmak” olarak değerlendiriyor,
– Arkalarından “ne o öyle dolaşıyor bunlar ortalıklarda!” gibi tehditkâr bir şekilde konuşuyor ve oyun çeviriyorlar,
– Bu kişilerle ya baştan işbirliği yapmıyorlar, yapıyorlarsa da birden vazgeçiveriyorlar, vb, vb.
Yani kısacası, bu tür konuları hatırlatanları unutmak, silmek, kusmak istiyor eli güçlü olanlar. Aynı, hükümete yakın/ yandaş olmayanların artık iş bulamaması/ ihale alamaması gibi bir durum hasıl oluyor.

Hesapta vizyoner, bilge, yaratıcı, eşitlikçi, hakkaniyetçi olduğunu varsayan ve önemli işler yaptığını düşünerek mangalda kül bırakmayan bizler, içinde olduğumuz bu duruma dikkat çekmezsek, bunu tartışamazsak, dile getiremezsek; daha ne kadar süreyle kendimizi kandırabiliriz? Zamanını haksızlıklarla mücadele etmeye adadığını öne süren insanlar; hiç de çoğulcu olmayan ve kendine yandaş/ mürit arayan bu dışlayıcı kültür emperyalizmi şartlarının varlığında, bu konuları hiç konuşamayacaklar mı?

Bu soruyu sorarken Grayson Perry’nin kentsel mutenalaşmanın 4 aşaması içerikli grafiği aklıma geliyor. İyi ki Perry Türkiye’de doğmamış, yoksa sanat hayatı sekteye uğrardı herhalde…

Hayat mücadele ile geçti, alıştık artık. Ama açık söyleyeyim, bazen korkuyorum ülkenin her kademedeki aşiretçi kafasından ve onun sonuçlarından…

Germen2

Grayson Perry’nin çalışması

* Bu yazı Murat Germen’in sosyal medya hesabından izniyle aktarılmıştır.

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-postanız paylaşılmaz. * işaretli alanların girilmesi zorunludur.

İptal