‘Prozac Toplumu’nun yazarı Wurtzel hayatını kaybetti: ‘Madonna egolu Sylvia Plath’

‘Prozac Toplumu’nun yazarı Wurtzel hayatını kaybetti: ‘Madonna egolu Sylvia Plath’

1994’te kaleme aldığı ve X jenerasyonunun sesi olarak gösterilen “Prozac Toplumu”nun yazarı Elizabeth Wurtzel, uzun süredir kanserle mücadele ediyordu.

Depresyon ve bağımlılık ile mücadelelerinin detaylarını anlattığı ve çok satanlar arasında yer alan “Prozac Toplumu” (Prozac Nation) kitabının yazarı Elizabeth Wurtzel, 52 yaşında hayatını kaybetti.

Eşi Jim Freed, yazarın meme kanseriyle uzun bir mücadeleden sonra New York’taki bir hastanede öldüğünü söyledi.

“Prozac Toplumu”, X jenerasyonunun sesi olarak gösteriliyordu.

1994 yılında kaleme aldığı kitap, 2001’de sinemaya uyarlanmıştı. Başrolünde Christina Ricci’nin rol aldığı filmin yönetmeni Erik Skjoldbjærg’di.

Fotoğraf: Twitter/Elizabeth Wurtzel

ABD’den tüm dünyaya yayılarak milyonlarca insanın ‘sığınağı’ haline gelmiş antidepresan olan Prozac üzerinden Wurtzel, kitabında, çocukluğundan üniversite yıllarına, depresyonla yaşadığı birlikteliği anlatıyordu. “Prozaclı hayatı”nın detaylarında; parçalanmış bir aile, ilk aşklar, hayal kırıklıkları, başarılarla çöküşlerin iç içe geçtiği günler, terapistler vardı.

Türkçe çevirisi İletişim Yayınları’ndan çıkan kitap hakkında, “Hem deneyimli bir “depresif”in yaşantısı üzerinden bilgilenmek için, hem de roman niyetine okunabilecek bir kitap” tanımlaması yapılmıştı.

Kitaptaki şu satırlar dikkat çekiyordu: “Sometimes it feels like we’re all living in a Prozac nation. The United States of Depression.”(Bazen hepimiz bir Prozac ülkesinde yaşıyoruz gibi geliyor. Depresyon Birleşik Devletleri).

27 yaşındayken yayınlanan ve Amerikan toplumunun bir özeti niteliğinde olan kitap, eleştirmenleri ikiye bölmüş; kimisi Wurtzel’i samimiyeti için övmüş, kimisi de sadece kendi dünyasını anlattığını savunmuştu.

Gazeteci Erin Blakemore sosyal medya hesabından onun için şunları dedi:

“Elizabeth Wurtzel’in 90’lı yıllarda yarattığı etkiyi anlatmak imkansız. O özür dilemeyen, ham ve dürüsttü. X jenerasyonunun kadınsılığı, itirafı, öfkesinin spesifik bir biçimiydi.”

‘Twitter öncesi hashtag’dim’

Guardian‘da yer alan habere göre Wurtzel kendini “Twitter olmadan önce bir hashtag’dim.” diye tanımlamıştı.

“1967’de dünyaya gelen Wurtzel, New York’ta tek çocuk olarak büyüdü ve ilk kitabını altı yaşında yazdı. Bir okul banyosunda kendine zarar verdikten sonra 11 yaşında terapiye başladı. Gençlik yıllarını psikiyatrist ve yaz kamplarında geçirdi. Harvard’dayken ecstasy ve kokain ile tanıştı, ardından Prozac ve lityum almaya başladı. Gazeteciliğe de başladı: 1988’de intihal suçlamasıyla Dallas Morning News’ten stajyer olarak kovuldu, ancak daha sonra New Yorker‘da müzik eleştirmeni olarak iş buldu.”

New York Times Kitap Eki onu, “Madonna egolu Sylvia Plath” olarak tarif etmişti. Kendisi de bu tarifi kişisel Twitter hesabında kullanıyordu.

‘Depresyon insanı derinden vurur’

Yazar ve gazeteci Derya Bengi, Twitter hesabından yaptığı paylaşımlarda Elizabeth Wurtzel’in Roll dergisinde “Prozac Toplumu”nda yer alan Kurt Cobain’e dair yazının çevirisini paylaştı.

“8 Nisan 1994’te, ben bu kitabı bitirmek üzereyken, Kurt Cobain Seattle’daki evinde başına bir kurşun sıkarak intihar etti, intiharı, medyanın büyük bölümü tarafından bir kuşak hastalığının tezahürü olarak yorumlandı ve ‘bir kuşağı vuran kurşun’dan söz edildi. Nirvana’nın keşfettiği, yaygınlaştırdığı bir müzik stili olan Grunge, Newsweek’te “boşanmış ailelerin çocukları ellerine bir gitar geçirince ortaya çıkan müzik” olarak tanımlandı. Tek başına bir odaya kapanıp beynini dağıtması ona özgü, kişisel bir tavır olmasına rağmen, Cobain’in intiharı derhal bir sembol olarak görüldü.

(…) Kurt Cobain’in ölümünün niçin sembolik bulunduğunu anlıyorum. Yaşamını ve o kısa sürede yarattığı müziği de bir sembolik bulabilirler. Nirvana’nın şöhreti çok önemli kültürel anları yarattı ya da onlarla örtüştü. Kimse bunu ondan ve onun anısından ayırmaya kalkışmamalı. Ama elinde bir tabancayla, kendini öldürmek niyetiyle garajına kapandığında bu tavrı, zamanımızın herhangi bir kültürel hareketinin çok ötesindeydi. Sylvia Plath 1963 yılında kendini öldürdüğü zaman, aylaklar, hatta hippiler bile ortada yoktu. Ernest Hemingway, Vince Foster ve bir sürü başka insanlar gibi o da depresyonda olduğu için kendini öldürdü. Hiç kimse kötü geçen bir balık avı mevsimi yüzünden veya Wall Street Journal hakkında kötü şeyler yazdı diye kendini vurmaz. Depresyon insanı derinden vurur.”

Yazar ve gazeteci Wurtzel’in diğer kitapları arasında şunlar bulunuyor:

“Bitch: In Praise of Difficult Women” (1998)
“More, Now, Again” (2001)
“Creatocracy: How the constitution invented Hollywood” (2015)

 

Kaynak: bianet

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-postanız paylaşılmaz. * işaretli alanların girilmesi zorunludur.

İptal