Özgür Şeyben seçti: İstanbul Film Festivali’ndeki 10 hakiki film

Özgür Şeyben seçti: İstanbul Film Festivali’ndeki 10 hakiki film

35. İstanbul Film Festivali, 7-17 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilecek. Kültür Servisi olarak herkesten farklı bir festival filmleri seçkisi yapmayı hedefledik ve Özgür Şeyben festival sonrasında gösterime girmesi beklenmeyen ya da başka mecralarda muhtemelen izleme imkânı bulamayacağınız 10 tane “hakiki” festival filmi seçti.

fes1
Dead Slow Ahead (Pek Ağır Yol İleri)

Yönetmen: Mauro Herce, Dili: Tagalog, 70 dk.

Bir çok filmde görüntü yönetmeni olarak çalışan Mauro Herce’in ilk yönetmenlik denemesi olan bilimkurgu belgeseli Dead Slow Ahead, adından da anlaşılacağı gibi durağan bir atmosfere sahip. Hatta bu filmin durağan film kavramının içini fazlasıyla doldurduğu söylenebilir. Fair Lady isimli bir şilebin Atlantik Okyanusu’nu aşan gerçek yolculuğunu takip eden film, bilindik denizcilik sahnelerinin aksine otomatik pilotla idare edilen post modern bir makinanın ve mürettebatının hikayesini anlatıyor. Her gün boğazdan gelip geçen uluslararası gemilere bakarak uzak diyarların hayallerine dalanların mutlaka yaşaması gereken bir sinemasal deneyim.

fes2

Interruption (Ara)

Yönetmen: Yorgos Zois, Dili: Yunanca, 110 dk.

Nükleer fizik eğitiminin üzerine sinema okulundan mezun olan Yorgos Zois’in ödüllü iki kısa filminin ardından çektiği ilk uzun metrajı olan Interruption’da Oresteia isimli Antik Yunan tragedyasının modern bir uyarlamasının sahnelendiği salondaki izleyecileri bekleyen sürprizli yolculuğu konu ediniyor. Orestes isimli karakterin öldürülen babasının intikamını almaya çalıştığı antik Yunan oyununun adalet, intikam, kan davası gibi kavramlarıyla paralellik kuran filmde, tiyatro salonundaki izleyiciler, kendilerini oyunun korosu olarak tanıtan 7 silahlı genç tarafından rehin alınarak kurmaca ile gerçeğin karıştığı bir durumun içine girerler. Antik Yunan oyunlarını ve Yunan kültürünü sevenlerin kaçırmaması gerken bir film.

fes3

Heimatland (Harikalar Diyarı)

Dili: Almanca, Fransızca, 99 dk.

İsveç’in Fransızca ve Almanca konuşulan bölgelerinde yetişmiş on yönetmen bir araya gelerek ülkeleriyle ilgili subjektif bir film yapmışlar. Dünyanın en varlıklı, en yaşanılabilir ülkesi olan İsviçre’nin üzerinde kelimenin tam anlamıyla kara bulutlar dolaşmaktadır. Bir doğal afet olarak ülkenin üzerine çöken ve giderek büyüyen karabulut, büyük bir kaosa yol açar. Küçük hikayelerin birleşmesinden oluşan bu film, kollektif bir çalışmanın tüm özgünlüğünü bünyesinde taşıyor. Genç kuşak İsviçre sinemacılarının cesur ve politik doğruculuktan uzak tavırları için izlenmeli.

fes4

Det Vita Folket (Beyaz İnsanlar)

Yönetmen: Lisa Aschan, Dili: İsveççe, 82 dk.

Alex, ülkeden sınırdışı edilmek üzere götürüldüğü yer altındaki bir toplama merkezinde, bir grup tanımadığı insanla birlikte kalacaktır. Neden buraya getirildiği ve nereye götürüleceği konusunda fikri olmayan Alex’i korku dolu bir belirsizlik teslim almıştır. Mültecilik, kaçak göçmenlik, Avrupa’nın sınırları gibi konuların yoğun olarak konuşulduğu bu günlerde, söz konusu meselenin İsveç Sineması’ndaki metaforik yansımalarını gözlemlemek için fırsat sunan filmin bir diğer artısı, Bergman’ın oyuncusu Pernilla August’un varlığı.

fes5

Rabin: The Last Day (Rabin’in Son Günü)

Yönetmen: Amos Gitai, Dili: İbranice, 153dk.

Usta yönetmen Gitai, politik gerilim türündeki bu kurmaca belgeselinde 1995’te suikaste kurban giden İsrail başbakanı İzak Rabin’in öldürüldüğü gün yaşananlara odaklanıyor. Detaylı ve cesur bir yaklaşımla Rabin suikastine giden ortamın nasıl hazırlandığını ve bu konuda rolü olan politik figürleri gözler önüne sermeye çalışan film, günümüzün İsrail başbakanı Benyamin Netanyahu ve diğer sağ kanat liderlerini de yaşananların sorumlusu olarak işaretlemekten kaçınmıyor. 1993 yılında İsrail ile FKÖ arasında başlayan Oslo Görüşmeleri’nin mimarı Rabin’in yaşamını ve İsrail için sembolize ettiği değerleri hatırlamak için izlenebilir.

fes6

Francofonia

Yönetmen: Alexander Sokurov, Dili: Rusça, Fransızca, Almanca, İngilizce, 87 dk.

İki adam. Louvre Müzesi müdürü Jacques Jaujard ve Nazi Subayı Kont Franziskus Wolf-Metternich. Biri sanatı diğeri gücü temsil ediyor. Rus sinemasının büyük ustası Sokurov, Louvre Müzesi’nin İkinci Dünya Savaşı dönemine uzanan hikayesini anlattığı bu filminde, müzelerin sanat eserlerinin saklandığı yerler değil insanlığın DNA’sını koruyan arşivler olduğuna dair inancını net biçimde savunuyor ve sanatın en kanlı savaşların arasında bile bize bir şeyler anlatmaya çalıştığını hatırlatıyor.

fes7

Chant D’hiver (Kış Şarkısı)

Yönetmen: Otar Iosseliani, Dili: Fransızca, 117 dk.

Fransız İhtilali, başı vurulan aristoktratlar, 2008 Gürcistan-Rusya Savaşı ve diğer şeyler. Önce Sovyet sonra Gürcü şimdi de Fransız sinema ustası Iosseliani’nin peri masallarını andıran hikaye yapısı ve muzip Kafkasyalı mizah anlayışı, farklı kuşaklardan hikayeleri belirli bir alt metin çerçevesinde bir araya getiriyor. Onun tarzını ve sinemasını sevenlerin ilgiyle izleyeceği bir film.

fes8

Underground Fragrance (Yeraltı Kokusu)

Yönetmen: Pengfei, Dili: Çince, 75 dk.

Paris’te sinema okuyan Çinli genç yönetmen Pengfei, uzun süre Batı kültürüyle yaşadıktan sonra döndüğü ülkesi Çin’e bu ilk yönetmenlik denemesiyle sıradışı bir bakış atıyor. Kentsel dönüşümün Çin Halk Cumhuriyeti’ndeki karşılığı olan yeniden yerleştirme politikaları sonucu evinin istimlak edilmesi söz konusu olan bir yaşlı adam, Güney eyaletlerinden çalışmak için başkente gelen genç bir göçmen işçi ve dans ederek hayatını kazanan bir kızın yollarının kesişmesini anlatan film dünyanın farklı bölgelerindeki insani sorunların nasıl da birbiriyle benzeşmeye başladığını gözlemlemek adına iyi bir tercih olabilir.

fes9

Efterskalv (Bundan Sonra)

Yönetmen: Magnus Von Horn, Dili: İsveççe, 102 dk.

John hapisaneden çıktıktan sonra döndüğü evinde yeni bir hayat kurma arayışındadır. Ne var ki onun hapse girmesine neden olan suç, kimsenin unutabileceği türden bir şey değildir ve toplumun onu kabul etmesi çok zor görünmektedir. Onun yeni arkadaşlıklar kurabilmek için geçmişinden haberdar olmayan birilerine ihtiyacı vardır. Lars Von Trier’in desteklediği genç yönetmenlerden Van Horn’un filmiyle ilgili en dikkat çekici nokta olağanüstü bir görüntü yönetimine sahip oluşu ve başrolünde İsveçli bir pop starın bulunması.

fes10

Un Etaj Mai Mos (Alt Kat)

Yönetmen: Radu Muntean, Dili: Romence, 93 dk.

Romanya Sineması’nın bir çok önemli filminde oyuncu olarak izlediğimiz Teodor Corban’ın başrolünde olduğu bu film, Dostoyevski’nin Suç ve Ceza’sıyla Hitchcock’un Arka Pencere’si arasında gidip gelen atmosferi ve olay örgüsüyle, ikilemler içindeki baş karakterinin dünyasına odaklanıyor. Orta sınıftan orta yaşlı ve orta halli bir adam olan araç muamelecisi Sandu Patrascu’nun hayatını değiştirecek, dehşetli bir olaya tanık olmasıyla hikayemiz başlıyor.

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-postanız paylaşılmaz. * işaretli alanların girilmesi zorunludur.

İptal