‘Okumadığımız kitaplar hakkında nasıl konuşuruz?’

‘Okumadığımız kitaplar hakkında nasıl konuşuruz?’

Her yıl sonunda âdettendir; bazı yayıncılar, kitabevleri ve dergiler Z raporu alıp o sene öne çıkan kitapları sıralar da sıralar. “Eleştirmenler”, ne kadar çok kitap karıştırdığını söyler ama aslında nitelikli eserlerin nasıl da az olduğundan dert yanar.

Hele bir de o yılın “çok satanları” ve “en iyi kitapları” gibisinden listeler açıklandı mı görev tamamlanır, cümle âlem huzura erer. Şimdilerde yeni yeni “en çok okunanlar” sıralaması türemeye başladı. Orada biraz duralım.

Kitaplar basılır, rafa çıkar-raftan yaklaşık bir ay içinde iner, satılır ama ne kadar okunur? Burası muamma. Kitap kurtlarını bir tarafa ayırırsak biriktiriciler, bülten-arka kapak-önsöz-giriş tarayıcısı köşemenler, kitap deyince akla geliveren birkaç marka isim ve kitap üstüne kaleme alınan incelemelerden yazı devşiren zevat, yukarıdaki soruyu yanıtlamalı bence. Onlar düşünedursun, okunmayan kitaplarla ilgili söz söyleme sanatına dair Pierre Bayard’ın anlatacakları var.

‘Göz gezdirme’ müessesi 

Bayard, her ne kadar olayı akademik boyuta taşısa da bizim bunu edebiyat ve eleştiri babında yorumlamamızı engelleyecek bir durum yok. Yazar, okumanın kutsallaştırılmasından, baştan sona ya da atlayarak okumadan ve okunmamış kitaplar hakkında konuşmaktan söz açıp kitabını bu üç mevzuya yaslıyor. Tabii bu arada ilk salvoyu da gerçekleştiriyor: “Başkalarına yalan söylersiniz ama kuşkusuz en başta kendinize söylersiniz çünkü katıldığınız çevrelerde temel kabul edilen bir kitabı okumadığınızı, kendinize kabul ettirmek bazen çok zordur.”

Bayard, “Okumadığımız Kitaplar Hakkında Nasıl Konuşuruz?” adlı eğlenceli ve hiciv dolu çalışmasında, büyük bir cesaret örneği sergileyip zaman zaman başvurduğu yöntemlerden bahsediyor. Çuvaldızı kendisine batırıyor. Elbette iğneyi batırdığı kesim de önemli; mesela, hayatı boyunca tek bir sayfa çevirmeyen ve kitaplara dair sürekli söyleyecek sözü bulunanlar… Alında Bayard, burada ince bir mizaha yönelip kapağı açılmamış kitaplara ilişkin en baba nutukların atılabileceğine işaret ediyor.

Yazar, okumanın gerçekten zor bir iş olduğunu kabulleniyor, hatta kitabın kapağından öteye gidemeyenlerin ya da gitmeyenlerin, bu güçlüğü fark ettiğini, bunun da bir tür “bilgelik” şeklinde algılanabileceğini hatırlatıyor. “Göz gezdirme” gibi bir müessesenin varlığı, belki de böyle açıklanabilir. Yorum yapmayı kolaylaştırır mı bilinmez ama “göz gezdirme”, bir okumama ustalığı sonuçta. Bayard, az okuyanın yorumu pek olur diyor bir bakıma ama metnini kitaplarla doldurmayı da ihmal etmiyor. Böylelikle okumamanın okumasını yapıyor.

Okumama, Bayard’a göre bir mantığa dayanıyor. Aynı yazar, pek çok eserinde algılanabilen yapı özellikleriyle öne çıkar ve bunlar, belli farklılıklara rağmen benzerliklerle gerçeği düzene koyarak okumayana yol gösterir. Bu yol izlenerek göz gezdirilen bir kitaba ilişkin kombine cümleler kurulabilir pekâlâ.

Okurlar ve okumayanlar için bilincin yaptığı bir güzellik ise kitabı, unutma ya da yanlış anlama. Bellek veya kimlik kaybının, kitapları birkaç sayfaya indirgemeye yardım ettiğini söylüyor Bayard. Ancak bir kitabın yorumunu yorumlamak devreye girdiğinde her şey daha da kolaylaşıyor. Okuyan, bir sürü ayrıntı ve atıfla doldurduğu incelemesinde, okumayan ve belki de hiç okumayacaklar için istemeden de olsa yeterince büyük bir malzeme sağlıyor. Böylece üzerinde bol bol konuşulacak ortam da kendiliğinden oluşuyor.

‘Yaratıcı yazar’ ve ‘yazarlıklar’ 

Bayard, olaya kendi çevresi ve penceresinden yaklaşıyor ama sözü bir yerde edebiyat dünyasındaki sınırlı alana getiriyor: “Edebiyat eleştirmenleri, sık sık ve düzenli olarak yazarlarla bir araya gelmek durumunda kalır. O kadar ki iki etkinlik birbiriyle kesişir. Üstelik çoğu zaman hep aynı kişilerden oluşan iki tarafın da içinde yer aldığı çevrenin darlığı yüzünden, bir kitabı yorumlarken onun hakkında en iyi şeyleri söylemekten başka seçenekleri kalmaz.”

Bayard, böylesi ortamlarda kitabını okumadıkları yazarlarla karşılaşınca illa ki bir şeyler söyleme zorunluluğu hissedenleri de unutmuyor. Böyle bir anda, ilkin hiç paniğe kapılmamak gerektiğini, sonra da ayrıntılara girmeden kitapla ilgili övgüler yağdırılmasını öğütlüyor. Durumdan kolayca sıyrılmak için faydalı bir formül! Bayard, yazarın beklentisini de özetleyince taşlar yerine oturuyor: “Yazar, kitabının asla bir özetini ya da gerekçeli bir yorumunu beklemez, hatta kendisine yorum yapılmamasını tercih eder, onun tek beklediği, bulanıklığı elden geldiğince koruyarak yazdıklarını sevdiğinizi söylemenizdir.” Şimdi burada “Yazar mı eleştirmeni, eleştirmen mi yazarı tavlıyor?” sorusu akla gelebilir. Bayard’a göre, okunmayan kitaplar yoluyla bu tür bir eylemde bulunmak da ihtimaller dâhilinde.

Okumamanın, herhangi bir suçluluk duygusuna yol açmaması gerektiğini savunan Bayard esas konunun, yüzüne bakılmayan kitaptan bahsedilmesi gerektiğinde, bu duygudan ustalıkla uzaklaşmanın püf noktalarını bilme olduğunu çıtlatıyor. Yalanlar, övgüler, büyük laflar ve kapsamlı gibi görünen ancak havanda su döven cümleler, adı geçen durum için birebir. Kısacası cesaret, bütün kapıları açan bir anahtar…

speak2Aynı cesaretin, okunmayan kitap hakkında yazı döşenirken de harekete geçtiğine kuşku yok. Atlaya zıplaya okunan sayfalardan, oturaklı cümleler çıkarmak ve onların kenar süsünü eksik etmemek de tam bir maharet. Böyle bir okumadan edinilen “bilgiyle” “fikir” dayatmak da cabası.

Bayard, kişinin okunmadığı kitaplardan bahsetmesinin, sosyal açıdan dikkat çekmesine yaradığını da hatırlatıyor. Bu eylem ve sonuçları, bir ölçüde “yaratıcılığı” tetikliyor. Beri yandan, kişinin kendi eserlerindeki yaratıcılığın da (ve yaratıcı yazarlık kurslarının da) önemli bir bileşeni.

Bayard, bu son söyledikleriyle okumayan ve okur gibi yapıp kitaplarla ilgilenen bir kesime sesleniyor sanki. Tabii bu ses, “Okumadığımız Kitaplar Hakkında Nasıl Konuşuruz?” isimli çalışmayı ancak baştan sona okuyacakların duyabileceği bir perdeden geliyor…

Okumadığımız Kitaplar Hakkında Nasıl Konuşuruz?, Pierre Bayard, Çeviren: Aysel Bora, Everest Yayınları, 222 s. 

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-postanız paylaşılmaz. * işaretli alanların girilmesi zorunludur.

İptal