‘Müslümanlaş-tırıl-mış Ermeniler’

‘Müslümanlaş-tırıl-mış Ermeniler’

Hrant Dink Vakfı’nın Kasım 2013’te Boğaziçi Üniversitesi’nde düzenlediği “Müslümanlaş(tırıl)mış Ermeniler” başlıklı konferansta sunulan tebliğler ve sonuç raporu, konferansla aynı adlı kitapta toplandı.
Hrant Dink Vakfı tarafından basılan kitapta, Zeynep Türkyılmaz, Ayşe Gül Atınay, Avedis Hadjian, Meltem Toksöz, Serap Demir, Arda Melkonian, Ishkhan Chiftjian gibi akademisyenlerin, araştırmacıların ve tanıkların, olayı tüm yönleriyle aktaran sunumlarının yanı sıra geniş bir bibliyografya yer alıyor. Böylelikle kitap, bu alanda temel bir kaynak oluşturuyor.
19 Ocak 2007’de yitirdiğimiz Hrant Dink’in eşi, Hrant Dink Vakfı Başkanı Rakel Dink’in, kitapta yer alan, konferansın açılış konuşmasından bir bölümü aktarıyoruz:
ermeni2Mezmurda der ki, “İnsanın içi ve yüreği derin bir sırdır, bilinmez.” Dilimize pelesenk olmuş “Aslını inkâr eden haramzadedir” sözünü her koşulda kullanmayı maharet sayarız. O ‘haramzade’ dediklerimizin neler yaşadıklarını, asıllarını niçin inkâr etmek zorunda kaldıklarını bilmeyi hiç istemeyiz. Ne olmuştur? Nasıl olmuştur? Bunların cevabından hep kaçmayı ve bu vicdani soykırımı bugüne kadar konuşmamayı, dillendirmemeyi, daha doğrusu hiç olmamış gibi davranmayı, yok saymayı, edepsizce, kendi kendimize becerdik. Ancak artık bu mızrak bu çuvala sığmıyor. (…)
Tanrı sözü der ki, nasıl ki güneş balçıkla sıvanamaz, hakikatin kendisi de sonsuza dek örtülü kalamaz ve kalmayacaktır! Fısıltıyla söylenen her şey, gün gelecek, damlarda bağırılacaktır. Bugün işte o damlardan birinin üzerindeyiz. Kılıç artıklarının fısıltıları bugün artık seslendiriliyor. Neydi bu fısıltıyla söylenenler? Neleri fısıldadılar? Acılarını mı? Özlemlerini mi? Kayıplarını mı? Ellerinden alınanlarını mı? Sevdiklerinden nasıl bir vahşetle koparıldıklarını mı fısıldadılar? Yoksa, artık olmayan kültürlerini mi? Ve hiç kullanamayacakları dillerini mi? Ya da değiştirmeye mecbur bırakıldıkları inançlarını mı? Belki de fısıldayamadılar bile… Gerçek isimleriyle bir daha kimse seslenmedi, seslenemedi onlara. Aslında sadece yeniden var olmak için yok oldular, silindiler, yaşarken öldüler. Şimdi artık, damdaki o fısıltılar, güçlü bir haykırışa dönüşüyor. (…)
Umarım bu yüzleşme korkularımızı, kaygılarımızı yenmemize ve gerçeği cesaretle kabul etmemize yardımcı olur.

Haberde kullanılan fotoğraf, “Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Kadınlar” adlı kataloğun, Ermeni Vilayetleri bölümündeki, “Bir Misyondan Diğerine” başlıklı kısmından alınmıştır. Yapı Kredi Yayınları, Mart 2015, İstanbul, sayfa 72.

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-postanız paylaşılmaz. * işaretli alanların girilmesi zorunludur.

İptal