Kınalıada’da bir kürsü

Kınalıada’da bir kürsü

Türkiye’de 1960’lı yılların mimarisi, bir daha neredeyse hiçbir zaman yakalanamayacak olan bir özellik gösterir. Bu yılların mimari projelerinde mutlaka sanat eserinin de yeri gözetilir; mimarlar tasarımlarını heykeltıraşlarla, ressamlarla, seramik sanatçılarıyla işbirliği içerisinde oluşturur. 1943 yılında Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun Ortaköy Lido Yüzme Havuzu için yaptığı mozaik tasarımı bu işbirliğinin en erken örneklerinden biridir. İlhan Koman, Ali Hadi Bara ve mimar Tarık Carım’ın kurduğu Group Espace da bu işbirliğinin oluşmasına zemin hazırlamış en önemli girişimlerden biridir. Bu ön örnekler 1960’lı yıllarda mimari tasarımların plastik sanatlar ile birlikte düşünülmesine neden olur. Levent konutları, Divan Oteli, İstanbul Manifaturacılar Çarşısı (İMÇ), Ankara Anafartalar Çarşısı içinde yer alan ama bugün ya kötü durumda ya da yerinde olmayan, korunamamış sanat örnekleriyle hatırlanan yapıların en ünlüleri arasında.

kinaliada21960’lı yılların alışık olduğu mimari-plastik sanatlar birlikteliğinin bir örneğini burada anlatmak ya da tanıtmak istedim. Bu örnek, Kınalıada’dan. Kınalıada’da yerleşimin yoğunlaşması 1950’li yıllara tekabül ediyor. 1950’li yıllara kadar Ada’da cami olmadığı için, Ada’nın Müslüman sakinleri, dönemin başbakanı Adnan Menderes’ten cami talebinde bulunuyorlar. Menderes de o sıralarda İstanbul’un yarısını yıkmakla meşgul. Hazır Karaköy Meydanı’nda Raimondo D’Aronco tarafından yapılan Karaköy Mescidi’ni söktürmüşken, sıcağı sıcağına bunu Kınalıada’ya taşıtma kararı alıyor. Karaköy Mescidi, Kınalıada’ya taşınacak ve monte edilecek. Bunun neden gerçekleşmediğini bilmiyorum ama bu taşıma ve montaj işi gerçekleşmeyince iş Kınalıada Camii Derneği’ne düşüyor. Dernek, 1964 yılında iki mimara bu camiyi sipariş ediyor: Turhan Uyaroğlu ve Başar Acarlı. Başar Acarlı, bu yıllarda heykeltraş Ali Teoman Germaner (Aloş) ile komşu ve Aloş’tan cami için bir kürsü yapmasını istiyor. Aloş da, Türkiye’de sıra dışı mimarisiyle dikkat çeken bu yapıya yakışır bir ahşap kürsü tasarlıyor.

Aloş, bölümümüzün (Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü) kıymetli hocalarından rahmetli Prof. Dr. Semra Germaner’in eşi. Dolayısıyla da yıllardır tanıdığımız biri. Kendisinden bu kürsünün öyküsünü tesadüfen, Prof. Dr. Zeynep İnankur vasıtasıyla öğrenmiş bulundum. Kürsünün yakınlarında ne ismi var, ne cismi. “Söz uçar, yazı kalır!” düşüncesinden hareketle bu cami ve kürsünün öyküsünü anlatarak kalıcı kılmak istedim. Bundan sonrası için de Adalar Belediyesi’nin ya da söz konusu camiyi yaptıran derneğin bir adım atması ve bugüne kadar neyse ki korunmuş olan o kürsünün bir sanatçıya ait olduğunu bilerek, bu mekâna bir sanatçı plaketi yerleştirmesi gerekir!

Caminin fotoğrafı: Selçuk Aral

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-postanız paylaşılmaz. * işaretli alanların girilmesi zorunludur.

İptal