Kim Dr. Jekyll, kim Bay Hyde?

Kim Dr. Jekyll, kim Bay Hyde?

Aynı kitabın iki çevirisinde yalnızca cümleler değil, yanlışlar da aynı.

Bir süre önce, yine Kültür Servisi’nde*, Robert Louis Stevenson’dan Kaya Genç’in yaptığı “Dr. Jekyll ve Bay Hyde’ın Tuhaf Hikâyesi” (İletişim Yayınları, 1. basım, 2014) çevirisi üstüne bir eleştiri yayımlamış, bu çevirideki yanlışlıklar ve eksikliklerden örnekler vermiştim.

Ne var ki, aynı yapıtın “Dr. Jekyll ve Mr. Hyde’ın Tuhaf Hikâyesi” (Kırmızı Kedi Yayınevi, 1. basım, Temmuz 2014) adıyla yayımlanan Aylin Yengin çevirisine göz atarken daha da ilginç bir durumla karşılaştım.

İki çeviri arasında insanı zaman zaman “Bu kadarı da olmaz!” dedirtecek ölçüde benzerlikler, benzerlikten de öte aynılıklar söz konusu.

Bir kitabın iki çevirisindeki cümlelerin bazılarında elbette benzerlikler, hatta aynılıklar olabilir, öyle cümleler vardır ki zaten başka türlü çevrilemez, diyebilirsiniz. Kuşkusuz öyledir. Ama bir kitap iki ayrı çevirmen tarafından baştan sona sayısız aynı cümlelerle çevrilmişse, orada bir tuhaflık var demektir. Dahası, iki çevirideki yanlışlar da birbirinin aynı ise gözlerinize inanamazsınız.

Jekyll2Birkaç örnek vermekle yetineyim.

Geçen yazımda, Kaya Genç çevirisindeki bir yanlışı şöyle açıklamıştım:

Kitabın 77. sayfasında, Dr. Lanyon, meslektaşı Dr. Jekyll ile aralarının neden açıldığını anlatırken, onun bilimden saptığını söyler ve “Bilime o kadar aykırı zırvalar, Damon’la Phintias’ın (ya da Pythias’ın) bile arasını açardı” diye ekler. Kaya Genç’in çevirisinde ise, “Damon ile Pythias’ı bile rahatsız ederdi” denmiş. Damon ile Phintias ya da Pythias, dostlukları dillere destan iki Eski Yunan filozofu. O kadar ki, söylenceye göre, Phintias tanrı Dionysos tarafından ölüme mahkûm edilince, Damon canı pahasına hapisteki arkadaşının yerini alır.

Diyeceğim, çevirmen buradaki benzetme ya da göndermeyi hiç anlayamamış. Burada söz konusu olan, bu iki yakın dostun “rahatsız olmaları” değil, “aralarının açılması”!

Aynı hata, hem de aynı cümlelerle Yengin çevirisinde de karşımıza çıkıyor. Kolayca anlaşılabilmesi için alt alta sunuyorum:

“… Böyle bilim dışı lakırdılar,” diye ekledi doktor yüzü aniden kızararak, “Damon ile Pythias’ı bile rahatsız ederdi.” (Genç, s. 77)

“… Böyle bilimdışı lakırdılar,” diye ekledi doktor, yüzü bir anda kızararak, “Damon ile Pythias’ı bile rahatsız ederdi.” (Yengin, s. 19)

Yine geçen yazımda, Genç’in “fire” sözcüğünü “ateş” diye çevireceğini, yanlış yorumlayarak “yangın” dediğini örneklemiştim:

Kitabın 95. sayfasında, Bay Hyde’ın evinde araştırma yapılırken şöyle bir cümleyle karşılaşıyorsunuz: “Müfettiş bu korlar arasından yeşil bir çek defterinin yangına direnmiş bir parçasını çıkardı…” O da ne! Evde “yangın” mı çıkmış? Hayır, yangın çıktığı falan yok… Bay Hyde ya da Dr. Jekyll, işlediği cinayetten sonra telaşa kapılarak, evdeki bir sürü belgeyi şöminede yakmış, hepsi o kadar. Stevenson, burada, İngilizcede hem “yangın” hem de “ateş” anlamına gelen “fire” sözcüğünü kullanıyor. Ne ki, çevirmen olup bitenin ayırdında olmadığı için “yangın” sözcüğünü seçmiş. Oysa cümlenin aslı ne kadar basit: “Komiser korları eşeleyip yeşil bir çek defterinin ateşe direnmiş koçanını çıkardı…”

Bu hata da, Yengin çevirisinde aynı biçimde tekrarlanmış:

“… Müfettiş bu korlar arasından yeşil bir çek defterinin yangına direnmiş bir parçasını çıkardı…” (Genç, s. 95)

“… Müfettiş korların arasından, yeşil bir çek defterinin yangına direnmiş bir parçasını çıkardı…” (Yengin, s. 40)

Jekyll3Geçen yazımda, değindiğim yanlışlardan biri de şuydu:

Genç çevirisinin 98. sayfasında, Bay Utterson, Dr. Jekyll ile konuşurken, “Carew benim müşterimdi, ama sen de benim müşterimsin…” diyor. Peki, Utterson bir tüccar, esnaf ya da bakkal mı ki, Carew ve Dr. Jekyll onun “müşteri”si olsun? Utterson avukat olduğuna göre, Carew ile Jekyll onun “müvekkil”leri… Evet, İngilizcede “client” sözcüğü hem “müşteri” hem de “müvekkil” anlamına gelir; ama avukatın “müşteri”si olmaz, “müvekkil”i olur!

Buradaki çeviri hatası da, hemen hemen aynı cümleyle Yengin çevirisinde de karşımıza çıkıyor:

“Tek bir şey soracağım sana,” dedi avukat. “Carew benim müşterimdi, ama sen de benim müşterimsin; durumu açıklığa kavuşturmak istiyorum…” (Genç, s. 98)

“Tek bir şey soracağım,” dedi avukat. “Carew müşterimdi, ama sen de müşterimsin; durumu açıklığa kavuşturmak istiyorum…” (Yengin, s. 43)

Yazımda, Genç’in çevirisindeki kötü Türkçe örneklerinden de söz etmiştim. Bunlardan biri, “Damarlarında akan kan buz gibi oldu” cümlesi. Çevirmen, sözcüğü sözcüğüne çevireyim derken bozuk bir Türkçenin içinde bulmuş kendini. Oysa “Kanı dondu” dese sorun kalmayacak.

Burada daha da şaşırtıcı olan ise, bu bölümün Yengin tarafından bütünüyle aynı biçimde çevrilmiş olmakla kalmaması, aynı zamanda kötü Türkçe ürünü son cümlenin de aynıyla yineleniyor olması. Art arda bir okuyun isterseniz:

Bay Utterson gece yalnız kalır kalmaz mektubu o andan itibaren içinde saklayacağı kasasına kilitledi. “Ne yani!” diye düşündü sonra. “Henry Jekyll bir katil için sahtecilik mi yapıyor!” Damarlarında akan kan buz gibi oldu. (Genç, s. 102)

Mr. Utterson o gece yalnız kalır kalmaz mektubu o andan itibaren içinde saklayacağı kasasına kilitledi. “Ne yani!” diye düşündü sonra. “Henry Jekyll bir katil için sahtecilik mi yapıyor!” Damarlarında akan kan buz gibi oldu. (Yengin, s. 49)

Küçücük bir değişiklik dışında birbirinin aynı iki cümle daha:

Bir an durdu, ama bir cevap gelmedi içeriden. “Seni uyarıyorum, merak içindeyiz; ben seni görmek zorundayım ve göreceğim de,” diye devam etti; “eğer güzellikle değilse güç kullanarak — senin izninle değilse kaba güçle!” (Genç, s. 123)

Bir an durdu, ama içeriden cevap gelmedi. “Seni uyarıyorum, tedirginiz; seni görmek zorundayım ve göreceğim de,” diye devam etti; “eğer güzellikle değilse güç kullanarak — izninle değilse kaba güçle!” (Yengin, s. 73)

Benzeri örnekler saymakla bitmiyor. Bir-iki örnek daha verip bitireyim.

Jekyll4Yine geçen yazımda, Genç çevirisindeki “anlam değiştirici” bir yanlışı şöyle sergilemiştim:

151. sayfada, “Bana karşı koymayan bedenimi zevkle hırpaladım…” deniyor Genç’in çevirisinde. Benzersiz bir mazoşizm harikası, diyeceği geliyor insanın! Ama çeviri giderek bir “mazoşizm harikası” olmaktan çıkıp, okura yönelik bir “sadizm”e dönüşüyor. Çünkü burada, Dr. Jekyll, milletvekili Danvers Carew’u sopalayarak öldürürken nasıl kendini kaybettiğinden söz ediyor. Doğal olarak da, ona “karşı koymayan beden”, “kendi bedeni” değil, Carew’un bedeni. Cümlenin aslı son derece açık: “Kendimi kaybederek, karşımdaki direnç göstermeyen bedeni her darbeden zevk alarak sopalamaya başladım…”

Burada da, hem iki çevirideki cümleler birbirinin aynı, hem de “bedenin kimin bedeni olduğu” konusunda aynı hataya düşülmüş. İki çevirmen, Bay Hyde’ın “kendi bedenini sopayalan bir mazoşist olduğu”nda ısrarlı!

İçimde bir cehennem görüntüsü canlanıverdi hemen. Bana karşı koymayan bedenimi zevkle hırpaladım, her darbeden ayrı ayrı mutluluk duydum; ancak en sonunda üzerime yorgunluk çöktüğünde, aniden bu hezeyanın doruk noktasında soğuk bir dehşet hissiyle ürperdim. (Genç, s. 151)

Bir anda içimde cehennemin görüntüsü canlanıverdi. Bana karşı koymayan bedenimi istençle hırpaladım, her darbeden ayrı bir mutluluk duydum; ancak en sonunda üzerime bir yorgunluk çöktüğünde, hezeyanın doruk noktasında, soğuk bir dehşet hissiyle ürperdim. (Yengin, s. 108)

Son olarak, iki çevirideki birbirinin aynı cümleler ve hatalar yetmiyormuş gibi Stevenson’ın uzunca bir cümlesinin hem Genç, hem de Yengin tarafından atlanmış olması insanın sabrını taşırıyor.

Yazımda, Genç çevirisindeki bu atlamayı şöyle açıklamıştım:

150. sayfada “Bir ayyaş kırk yılda bir de olsa…” diye başlayıp, 151. sayfada “… mahvolmak anlamına geliyordu…” diye biten paragrafın ortasındaki koca bir cümle atlanmış.

Çevrilmemiş olan cümle şöyle:

“Sanırım, ruhumda patlayan sabırsızlık kasırgasını tetikleyen de, bahtsız kurbanımın kibarlığı oldu; aklı başında hiç kimsenin bu kadar sudan bir tahrikle adam öldürmeye kalkışmayacağını; o sırada oyuncağını kıran hasta bir çocuk kadar bile aklımın başımda olmadığını Tanrı huzurunda açıklamak isterim…”

Evet, sözünü ettiğim bölüm Yengin çevirisinde 107-108. sayfalarda yer alıyor ve aynı uzun cümle burada da atlanmış.

İki çevirinin pek çok yerindeki aynı cümleleri, aynı hataları, aynı bozuk Türkçeyi ve aynı eksikleri hangi çevirmene mal etmeli bilmiyorum. Bilmek de istemiyorum. Kaldı ki, iki çeviri de aynı yıl, 2014’te yayımlanmış, o yüzden anlamak zor…

Belki düşgücünü biraz zorlamak olacak, ama sanki ortada tek bir çevirmen (!) var ve bu çevirmen tıpkı Dr. Jekyll gibi ilacı başına dikip Bay Hyde kimliğine bürünebiliyor.

Ama, hangisi Dr. Jekyll, hangisi Bay Hyde, anlamak olanaksız!..

** ‘Dr. Jekyll ve Bay Hyde’ın tuhaf çevirisi

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-postanız paylaşılmaz. * işaretli alanların girilmesi zorunludur.

İptal