İşçi Bayramı yaklaşırken İşçi Heykeli’ni kaldırdılar

İşçi Bayramı yaklaşırken İşçi Heykeli’ni kaldırdılar

Türkiye’deki heykellerin “kaderi” neden hep aynı? Ya saldırıya uğrar, ya yıkılır ya görünmez bir yerde çürümeye terk edilirler. İçlerinde en hazin hikâyenin sahibi de heykeltıraş Muzaffer Ertoran’ın 1973 yılında yaptığı İşçi Heykeli olsa gerek. Cumhuriyet’in 50. yılı nedeniyle sipariş üzerine yapılan 20 heykelden biri olan İşçi Heykeli, İstanbul Tophane’deki İş ve İşçi Bulma Kurumu önüne yerleştirildi: Tüm işçileri, özellikle de “gurbetçileri” temsilen.

Elinde balyoz tutan bir işçiyi betimleyen bu heykel defalarca saldırıya uğradı. Elleri, balyozu kırıldı, üzerine zift döküldü, yakılmaya çalışıldı. Son olarak başı da kırıldı ve bacaklarından biri tahrip edildi. Muzaffer Ertoran, yaşamı boyunca heykeli her saldırı sonrası onarmaya çalıştı, sonunda o da isyan etti: Heykel başsız-kolsuz beton bir insan silueti halinde parkı beklemeye başladı. Ta ki birkaç ay öncesine dek.

Birkaç ay önce Tophane Parkı’nın çevresi kapatılarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından park bakıma alındı. Paravanlar kaldırıldığında artık heykel yerinde durmuyordu.

isci2

Nereye götürüldü? Bu şimdilik cevap bekleyen bir soru. Çünkü Büyükşehir Belediyesi’nden sorularımıza henüz bir yanıt alamadık. Heykel onarılacak mı? Yoksa o da görünmez bir yerde unutulmaya mı bırakılacak?

‘AKP’li belediyenin 1 Mayıs hediyesi

Mimar, yazar, karikatürist Behiç Ak’ın heykelin kaldırılmasıyla ilgili başka bir sorusu daha var: Behiç Ak, heykelin kaldırılmasını “AKP’li belediyenin işçi sınıfına 1 Mayıs hediyesi” diye niteliyor ve şöyle diyor:

“Saldırılar sonunda kolsuz, bacaksız, kafasız soyut bir nesneye, bir ‘torso’ya dönüşmüştü heykel. Bence bu haliyle de Türkiye’deki işçi sınıfının durumunu çok da iyi yansıtıyordu. Ama şehrin yöneticileri ‘işçi’nin bu haline bile tahammül edememiş olacaklar ki, 43 yıldır yaşama savaşı veren heykeli ortalıktan yok etmişler…
Bakalım işçi sınıfı heykelini kente geri kazandırabilcek mi?”

isci3

Diğer heykellerin başına neler geldi?*

Cumhuriyet döneminin, devlet eliyle yapılmasına karşın “propaganda” amacı taşımayan ve “anıt heykel” sınıfının dışına çıkan 20 heykelin çoğu, tıpkı İşçi Heykeli gibi bugün artık yerinde değil. Başta 50. yıl için 50 heykelin yapılması düşünülmüş ancak “bütçe yetersizliğiyle” 20 heykel yapılabilmiş ama bu dönemde birbirinden güzel örnekler yaratılmıştı. Onlardan en tanınanı “Güzel İstanbul” heykeli. Gürdal Duyar’ın saçlarını savurmuş bir kadını tasvir eden heykeli “müstehcen” bulunduğu için Yıldız Parkı’nda ücra bir köşeye atılmıştı. Nusret Suman’ın Saraçhane’de Belediye Sarayı’nın yanına yerleştirilen Mimar Sinan adlı beton heykeli 1980’de kayboldu.

Namık Denizhan’ın Divan Oteli’nin karşısındaki yeşil alana diktiği İkimiz adlı heykel 12 Eylül’den sonra, sahibi tarafından tahrip olduğu gerekçesiyle kaldırıldı. Mehmet Uyanık’ın Beşiktaş’a dikilen Birlik isimli beton heykeli 1986’da dönemin ANAP’lı Belediye Başkanı Mümtaz Kola’nın “Gereksiz, hiçbir anlamı yok, yıkın” emri sonucu kompresör tabancasıyla yıktırıldı. Bihrat Mavitan’ın Hilton Oteli’nin Harbiye’deki giriş kapısı önündeki alana yerleştirilen Yükseliş adlı alüminyum soyut çalışması 1984’te belediyenin tercihli yol yapımı sırasında kayboldu. Ferit Özşen’in Yağmur isimli metal heykeli Arnavutköy’de Akıntı Burnu’na yerleştirildi. Heykel, yol çalışmaları sırasında –sanatçının isteği üzerine- belediye tarafından söküldü.

Füsun Onur’un Fındıklı Parkı’ndaki soyut alüminyum kompozisyonu da 1985’te, Bedrettin Dalan döneminde parkın düzenlenmesi sırasında kaldırıldı. Kamil Sonad’ın Gülhane Parkı’na yerleştirilen Çıplak adlı heykeli, 1984’te parkın yeniden düzenlenmesi sırasında yerinden söküldü. Seyhun Topuz’un 4. Levent girişindeki adsız heykeli 1984’te yol geçtiği gerekçesiyle yıkıldı. Tamer Başoğlu’nun tiyatro sanatçısı Bedia Muvahhit anısına Ahırkapı’da bir zamanlar park olan alana yerleştirdiği soyut heykel, çevredeki gazinolardan birinin bahçesinin içinde kaldı ve 1986’da ortadan kayboldu. Yavuz Görey’in Maçka Taşlık Parkı’na yerleştirilen soyut heykeli, muhtemelen bronz malzemenin kurbanı oldu ve 1984 yılı ortasında yok oldu. Metin Haseki’nin Gümüşsuyu Parkı’ndaki Negatif Form adlı küresi yerine konduktan birkaç gün sonra yine bronz malzemesine göz dikenler tarafından çalındı. Kuzgun Acar’ın Gülhane Parkı’ndaki Tavus adlı metal heykeli, 1984’te Park ve Bahçeler Müdürlüğü’nce kaldırıldı.

* Bu bölümde gazeteci, tarihçi Ayşe Hür’ün yazısından yararlanılmıştır.

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-postanız paylaşılmaz. * işaretli alanların girilmesi zorunludur.

İptal