‘İntihal paradoksu’

‘İntihal paradoksu’

Edebiyat ile psikanalizi buluşturduğu kitaplarıyla tanınan, mizahi üslubuyla dikkat çeken; yaşam ve yazıdaki yarelere dokunan Pierre Bayard, yakın geçmişte Türkçeye çevrilen “Okumadığımız Kitaplar Hakkında Nasıl Konuşuruz?” başlıklı çalışmasında, okumanın kutsallaştırılmasından dem vurmuştu.

Kapağı bile açılmayan kitaplara dair bir araba laf üretmenin nasıl mümkün olabildiğini örneklerle anlatan Bayard, okumayanların ayrıntılara attığı vücut çalımıyla kurduğu yuvarlak ve beylik cümlelerden bahsetmişti. Aynı kişilerin, okumadığı kitapları övmekten başka çaresi olmadığını ancak paylaşımlarıyla dikkat çektiğini ve kendisini bu şekilde sosyal bir varlık hâline getirdiğini belirtmişti.

Bayard’ın düz eleştiriden uzaklaşıp mizahi yerginin nasıl yapılabileceğine ilişkin önemli bir örnek olarak kaleme aldığı bu metninden sonra Türkçeye çevrilen ve edebiyat dünyasındaki bir başka sorunu, farklı bir açıdan bakarak incelediği “Önceden İntihal”le karşı karşıyayız.

Bayard, ‘intihal paradoksu’na yoğunlaştığı kitapta, bir bakıma yazarların birbirini önden takibini gündeme getirip okuru tuzaklı yollara sokuyor.

‘Geleceğin etkisi’

İntihale ahlak dışı diyen çoğunluğun yanında, onun bir sanat olduğunu savunan bir kesim de bulunuyor. Bu tartışma bile, yazarın dediği gibi ‘intihalin dolaylı saygı sunduğu edebiyat kadar eski olduğunu’ gösteriyor.

Bayard’ın yaptığı klasik ve önceden intihal ayrımı ise zihni zorluyor. Klasik olanı biliyoruz. Önceden intihalin ise kaygan bir zemini var; aralarında uzun bir zaman dilimi bulunan iki yazardan önce yaşayanı, ardından gelenden aşırma yapabilir mi? Bir yazar, çağdaşlarından ‘esinlenebileceği gibi gelecekteki ve hatta doğmamış yazarlardan da çeşitli intihaller gerçekleştirebilir’ diyen Bayard’a göre bu, benzerlik bağlamında mümkün. Başka bir deyişle ‘geleceğin etkisi’ olarak nitelenebilir söz konusu durum.

Bayard, kitabının çerçevesini çizerken meselenin bam telini de açıklıyor: “Yazarların sadece başlarına gelecek olandan değil, aynı zamanda, daha çok yaşasalardı okuyacakları eserlerden de etkilenme ihtimalleri nedeniyle burada, gelecek olaylar yerine gelecek eserlerin, mevcut edebî eserler üzerindeki etkisi inceleniyor.”

Bayard, bir yazarın kendisinden sonraki bir başka yazardan yaptığı ‘aşırmaların’ keşfinin tuhaf hisler yarattığını söylerken önceden intihalin, ‘kesinlikten çok şahsi kanaate dayanarak’ saptandığı uyarısında bulunuyor. Voltaire’in Zadig’i ile Sherlock Holmes arasındaki benzerlik, böyle bir tuhaflık hissi doğuruyor.

Önceden intihalin temel özelliklerinden biri olan zamansal uyumsuzluğun ya da zamanın yerine oturmayışının, bu ve diğer örneklerde ortaya çıktığını anımsatıyor Bayard. Bir başka ayırt edici özellik ise yazarın hangi metinden, ne kadar aşırdığını ‘hatırlayamaması.’ Oysa okur ve eleştirmen, bu ‘intihalin’ kimin hangi kitabından olduğunu çabucak ‘bilebilir’; yazarın, ‘üstünü örttüğü aşırmayı’ ve ‘benzeşmeleri’ ortalığa saçıp daha önemli ‘majör metin’le ikincil ‘minör metni’ belirleyiverir.

Düşünce ve metinlerin devinimi

Bahsi geçen belirleme, karşılıklı intihal vakalarında daha kolay yapılabiliyor Bayard’a göre. Fakat bu kez devreye dönem farkı girince majör ve minör metin ayrımı muğlaklaşıyor. Bayard, karşılıklı intihal konusundaki belli belirsiz sınır çizgisine dair bir yorumla derinleştiriyor meseleyi: “Yaratım deneyimi -ve yaratıcının sıklıkla içinde bulunduğu umut kırıcı yalnızlık- gösteriyor ki bu edim, sadece geçmişin hayaletleriyle gerçekleşmiyor; onun kadar, belki ondan da öte geleceğin hayaletleri, yani henüz doğmamış yazarlar işe karışıyor. Aynı anda yaratım sürecinin merkezinde yer alan bir alışveriş deviniminde, hem yaşamaya yardım etme hem de öncelikli ilham kaynaklarını doğru noktaya yerleştirme söz konusu.”

Geriye dönük bir etkiden bahsederken kullanılan ‘Her yazar öncüllerini kendisi yaratır ya da yeniden yazar veya icat eder’ ifadesi, önceden intihale şöyle uyarlanabilir: “Yazarlar kendi ardıllarından pekâlâ esinlenebilir.” Bunun bizi götüreceği nokta ise Bayard’ın hatırlattığı üzere, düşünce ve metinlerin devinimi. Devimimse düz çizgiyi ya da doğrusallığı tersyüz edip ‘intihallere’ kapı açıyor. Bayard, bununla ilgili bir mim koymuş: “Edebiyat, sanat ve düşünce tarihi yalnızca doğrusal değildir. Aynı zamanda döngüseldir yani kısa ya da uzun aralıklarla bazen tarihin derin bilgisini yalanlayan bir yenilik hissiyle çevrelenmiş aynı temaların, aynı biçimlerin, aynı sezgilerin dönüp dolaşıp yeniden ortaya çıkmasına imkân tanır. Aradan yeterince uzun bir zamanın geçmesine müsaade edelim yeter; böylece Nietzsche gibi bizler de seleflerimizi kopyalayarak haleflerimizden intihal yapabileceğimizden neredeyse emin olabiliriz.”

Kaostan logosa

Bayard’a göre önceden intihal, zamanın sınırlarını aşan bir yazarın, gelecekteki bir başka yazarla metinler üzerinden diyalog kurması diye tarif edilebilir. Edebî yaratıda intihalin yerini ve ağırlığını anlatan bu tanım, geçmişle geleceği birbirine tersten bağlıyor. Dolayısıyla edebiyat tarihinin tekrar gözden geçirip yeniden yazarak edebî özgünlüğü tartışmak için bir olanak sunuyor.

Bayard, bu olanağın ne anlama gelebileceğini ya da sınırlarını açıklayarak kitaba dair bir ipucu daha veriyor: “Bu denemenin hipotezi, metinleri yeterince dikkatli bir şekilde inceleyerek geçmiş ve şimdiki edebiyat üzerinde kendini dağınık bir parıltı biçiminde gösteren, algımızın varlığını tahmin etmemizi sağladığı, eserlerin halihazırda haberci ilk işaretlerini taşıdığı ve yönümüzü çevirdiğimiz yeni estetik alanlar, müstakbel yazarlar ve eserler için de aynı durumun geçerli olduğudur. Metinleri başka türlü dinlemeyi öğrenerek ve onların geçmişten geleceğe doğru düz bir çizgide ilerleyen tek bir doğrusal zamansallık içinde değil, farklı zaman katmanlarının buluştuğu ve iç içe geçtiği, ikili bir kronolojide yazdıklarını kendimize hatırlatarak onlara duyarlı hâle gelmemizi sağlayan da geleceğin bu izleridir.”

Kısacası Bayard eleştiri, karşılaştırmalı edebiyat, edebiyat tarihi ve metinlerarası ilişki gibi ağır konuları mizahi ve ironik biçimde intihal temasına bağlarken okurun kafasını karıştırıp âdeta kaostan bir logos yaratıyor.

“Önceden İntihal”, Pierre Bayard, Çeviren: Soner Sezer, Everest Yayınları, 196 s.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-postanız paylaşılmaz. * işaretli alanların girilmesi zorunludur.

İptal

Son yazılar

En çok okunanlar

En çok yorumlananlar