‘Her şeye rağmen, inatla, sabırla bağımsız yayıncılık…’

‘Her şeye rağmen, inatla, sabırla bağımsız yayıncılık…’

Türkiye’nin ilk ve tek yıllık yayıncılık konferansı olan Zeynep Cemali Edebiyat Günü’nün beşincisi, bugün Kadir Has Üniversitesi’nde gerçekleşti. Günışığı Kitaplığı tarafından düzenlenen buluşmada, dijital yayıncılıktan anadilinde okuryazarlığa, çeviri konusundan kitabın satış sürecine dek, yayıncılık alanıyla ilgili konular; yazarlar, yayıncılar ve ilgili meslek birlikleri temsilcilerinin katılımıyla tartışıldı.

Konferans Feyza Hepçilingirler’in açılış konuşmasıyla başladı. Hepçilingirler konuşmasında “İnsanın kendisi için yaptığı en büyük icat dildir. Bir dil nasıl gücünü yitirir, hastalanır, bunun telaşı içindeyim. Bu yüzden gücümü dile verdim” dedi.

Sonrasında İletişim Yayınları’ndan Tuğrul Paşaoğlu, dijital yayıncılığın bugünü hakkında bilgi verdi ve geleceğine ilişkin fikirlerini paylaştı. Türkiye’de dijital yayıncılığın gelişme hızının yavaşladığını, buna karşın basılı kitap yayıncılığının yükselişte olduğunu aktaran Paşaoğlu, bu alandaki “altyapı eksiklikleri”ne dikkat çekti.

Acının hafiflediği bir ülke için

yayincilik2Konferansın ilk bölümünün son konuşmacısı yazar Karin Karakaşlı’ydı. Karakaşlı anadilinde okuryazarlık konusunda, kendi hayatından örnekler verdiği içten bir konuşma yaptı.

İki dille büyüyen bir çocuk olduğunu, anadili Ermeniceyi anneannesinden öğrendiğini söyleyen Karakaşlı, Türkçe ile nasıl tanıştığını şöyle anlattı:

“TRT’nin siyah beyaz yayın yaptığı zamanlar. Oradaki yayınlarda konuşulan dil bizim evdekinden farklı. Sorularım başladı. Bu ne? Türkçe. Benim konuştuğum ne? Ermenice.

Yekpare mutlu olduğumuz zamanların parçalandığı an. Türkiye’de iki dilli çocuklar -bu parçalanmalardan dolayı- erken büyüyorlar.”

Edebiyat dili olarak “tınısını çok sevdiği” Türkçeyi seçtiğini aktaran Karin Karakaşlı sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sistem üniformalı insanlar istiyor. Soru sormasınlar, karşı çıkmasınlar… Ona direnmek büyük iş. Ama sistemde gedik açmak diye bir şey var. Bize özverili öğretmenler, özverili cesur gazeteciler lazım. Sözünü sakınmayan, omurgalı yazarlar lazım. Onlar sistemde gedikler açabilir. Bizlere sığınak yaratabilirler.

Anadolulu yazar William Saroyan, 1938’de yazdığı ‘Yaşayanlar ve Ölüler’ kitabında söyler: ‘Anneannem ‘Kürtçe kalbin dilidir’ derdi. Türkçe ise müziktir, bir şarap deresi gibi akar. Bizim dilimiz Ermenice acının dilidir. Ölümü tattık hep; dilimizde nefretin ve acının yükü var.’ Ben nefretin ve acının hafiflediği bir ülke için yazmaya devam edeceğim”

İnatla, sabırla üretmek

yayincilik3Konferansın ikinci bölümünde kitabın satış sürecinin irdelendiği bir panel yapıldı. Literatür Yayıncılık ve Punto Kitap Dağıtım’ın kurucu yöneticisi Kenan Kocatürk’ün moderatörlüğündeki panelde Betül İşeri (D&R), Erdal Akalın (Dost Kitabevi) ve Ayça Bayrak (Kitapyurdu) konuşmacıydı.

Başlangıcında Kocatürk, grafiklerle Türkiye’de yayıncılığın durumunu anlattı. Eğitim yayıncılığının büyük pay sahibi olduğu pazarda, akamedik yayıncılığın gerilediğine dikkat çeken Kocatürk, bunun nedeninin korsan yayınlar olduğunu söyledi.

Türkiye yayıncılık sektörünün dünyada 12. sırada olduğunu aktardı ve “Bunu, tüm olumsuzluklara rağmen bağımsız yayıncılığın inatla sabırla nitelikli, nicelikli kitap üretmesine bağlıyorum” dedi. Altını çizdiği bir önemli nokta da kitapçıların ardı ardına kapanmasıydı.

Panelde Ayça Bayrak, internet satış sitelerine en çok sipariş veren illerin İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa ve Kocaeli; en az sipariş verenlerin ise Iğdır, Bayburt, Ardahan, Kilis ve Tunceli olduğunu aktardı. Tüm mecralarda en çok tercih edilen ürünlerin hep-satan (longseller) kitaplar olduğu konuşuldu.

Çevirmen eser sahibidir

yayincilik4Konferansın devamında Harry Potter kitaplarının çevirmeni Kutluhan Kutlu çeviri üzerine bilgi verdi ve kendi deneyimlerini aktardı.

“Çevirmen eserde sahiplik iddia etmeli” diyen Kutlu, yazarın seçtiği kelimelerle ortaya bir doku çıkardığını, çevirmenlerin de metnin zenginliğini yitirmeden onu yeniden ürettiğini söyledi. “İfadeleri, terimleri çevirmeliyiz ve eserin duygusunu, sürükleyiciliğini ayakta tutmakla zorunluyuz” dedi:

“Biz eğer çevirmen olarak yaptığımız işin önemine inanıyorsak, çocukların yetişmesinde pay sahibi olduğumuz gerçeğiyle yüzleşmeli, sorumluluk almalı ve bunu yayınevlerine iletmeliyiz. Yayınevleri de bizden bu yeterlilikte olmamızı talep etmeli.”

Kutluhan Kutlu’nun Harry Potter serisini çevirirken yayıncı kuruluşun değil, Warner Bros’un kendilerine kısıtlamalar getirdiğini söylemesi de kayda değerdi:

“Bize ‘bu karakterlerin isimlerini değiştirmeyin, biz onların ürününü çıkaracağız’ dediler.”

Edebiyat doğa için

yayincilik55. Zeynep Cemali Edebiyat Günü, “Unutma Bahçesi”, “Sevgili Arsız Ölüm” gibi kitaplarının yazarı Latife Tekin’in konuşmasıyla sona erdi.

Latife Tekin konuşmasında iki tür yazar olduğundan söz etti:

“İlki, insanlar için yazanlar. Diğeri de, insan olma nedenini aşmak için yazanlar. Ben insanlar için yazan bir edebiyatçı değilim. O nedenle kendimi bir kültür insanı olarak tanımlamıyorum.

Ben insanlar için yazmayan yazarları aradım, onların kokusunu aradım bütün kitaplarda. Belki o yüzden kendimi şairlere daha yakın hissediyorum. İmgeye doğru, sese doğru uçan, sezgiye doğru giden yazarları seviyorum.

Ben iyi bir sanat eserinin, iyi bir romanın, iyi bir şiirin doğaya ait olduğunu düşünüyorum, insanlar için yapılmadığına inanıyorum.”

Latife Tekin’in konuşmasının tam metnini okumak için: ‘İyi edebiyat doğaya aittir; dağların, ırmakların yanına eklenir’

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-postanız paylaşılmaz. * işaretli alanların girilmesi zorunludur.

İptal