Eski Mısır’dan eski Yunan, Çin, Hint, Japon edebiyatına aşk şiirleri

Eski Mısır’dan eski Yunan, Çin, Hint, Japon edebiyatına aşk şiirleri

ESKİ MISIR (İÖ 16. – 11. yüzyıllar arası)

İki Ülkenin Ecesi
Aşk Bahçesi’nin
yolunu tutmuşum.
Nar yüklü kucağım,
saçlarım melisa kokar.
Soylu bir kadın olsam,
kaç para eder;
bir olduğumda seninle,
iki ülkenin ecesiyim.

ESKİ YUNAN / Sappho (İÖ yaklaşık 610-580)

Birden Seni Görsem
Yanına oturttuğun erkek
tanrıdır benim gözümde,

sesinin tatlı ezgisini,
aklımı başımdan alan
ayartıcı kahkahanı
doyasıya duyduğundan.

Birden seni görsem,
feleğim şaşar,
dilim tutulur;

incecik bir yalım
yalar geçer tenimi,
gözüme perde iner,
kulaklarım uğuldar,
tepeden tırnağa
tere batarım;

baştan ayağa sarsılır gövdem,
kuru otlar gibi sararıp solarım;
seni gördüğüm an
öleyazarım.

ESKİ YUNAN / Nossis (İÖ 3.-2. yüzyıllar)

Aşktan Güzel
“Aşktan güzel ne var bu dünyada?
Hangi mutluluk boy ölçüşebilir onunla?
En tatlı bal bile tatsız kalır aşkın
yanında.” Ben, Nossis, sorarım,
“Aşkın dudağı dudağına değmemiş
bir kız, nasıl ayırsın yediveren
gülünü sıradan bir çiçekten?”

ESKİ ÇİN / Tzu Yeh (İS 4. yüzyıl)

Şarkı
Kar bastırdı, kış kıyamet,
kol geziyor soğuk.

Çeksek yorganı, sevişsek,
yaz gelir, kızışır ortalık.

JAPON / Prenses Yoza (7. yüzyıl)

Merak Bu Ya
Geceler ayaza çekiyor,
ciğerime işliyor soğuk.
Gittin gideli, perişanım.
Merak bu ya,
yatağında yalnız mısın?

JAPON / Ki Tomonori (9. yüzyıl)

Sessizce
Irmak boylarında
sumercimekleri nasıl büyür
suya sezdirmeden usulca,
sevdam öyle büyür
sana sezdirmeden sessizce.

HİNT / Vikatanitamba (8. yüzyıl sonları – 9. yüzyıl başları)

Aysız Gecede
Nereye böyle,
oynak kalçalı kız,
bu aysız gecede?

Sevdiğimin kollarına.

Bu karanlıkta, bir başına,
korkmaz mısın yollarda?

Görmez misin?
Aşk tanrısı yanı başımda,
ölümcül oklarıyla.

HİNT / Mahadevi (12. yüzyıl)

Sarınırken Sabah Işığına
Kapıp belinden para keseni, soyup soğana çevirsinler isterse; kim soyabilir ki bedeni kendi gömüsünden?

İsterse sırtındaki giysiyi son ipliğine kadar söksünler; kim söküp alabilir ki bedeni kuşatan çıplaklığı?

Behey şaşkınlar! Neden utanayım sarındım diye Yasemin Tanrı’nın sabah ışığına? Gizleyecek neyim var ki, ipek giysiler, parlak takılar kuşanayım?

İRAN – Ömer Hayyam (1048 – 1122)

Madem Cennette huriler tümen tümen,
Şarabın kevser gibisi Cennette madem,
Korkma dünya nimetlerine daldım diye,
Demek biz cennetlik olmuşuz şimdiden.

Bu şiirler, “Aşk Olsun-Eski Ozanlardan Sevda Şiirleri” kitabından alınmıştır. “Aşk Olsun-Eski Ozanlardan Sevda Şiirleri”, Derleyen ve Çeviren: Celâl Üster, Homer Yayınları

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-postanız paylaşılmaz. * işaretli alanların girilmesi zorunludur.

İptal