Egemenlik kayıtsız şartsız Doğan Hızlan’ındır

Egemenlik kayıtsız şartsız Doğan Hızlan’ındır

Erdal Öz’ü yitirdiğimiz 2006 yılında Can Yayınları’nın genel yayın yönetmeniydim. Bir süre sonra yayınevinin, 50 Kuşağı’nın saygın yazarı ve yayın dünyamızın önde gelen kişiliği Erdal Öz adına bir edebiyat ödülü oluşturmasını kararlaştırdık.

Her ödülde olduğu gibi, seçici kurulun oluşturulması önemli bir konuydu. Yanılmıyorsam yayınevinin yazarlarından Cemil Kavukçu’nun önerisiyle, bizde pek alışılmamış bir yöntem benimsedik. Seçici kurul altı üye ile yayınevinin bir temsilcisinden oluşacak; ancak her yıl kurula başkanlık yapan üye kuruldan ayrılacak, yerine yeni bir üye seçilecekti. Böylece, kurul, altı yıl sonunda tümüyle yenilenmiş olacaktı.

Kanımca, hakça bir yöntemdi bu; çünkü aynı kişilerden oluşan bir seçici kurulun yıllar boyunca sürecek egemenliği söz konusu olmayacaktı. Nitekim öyle de oldu: 2014 yılına gelindiğinde, kurul tümüyle yeni üyelerden oluşmaktaydı.

Benim eskiden beri ödüller ve seçici kurullarla pek alışverişim olmamıştır. Yıllar önce, 1983’te George Thomson’ın “Tarihöncesi Ege” adlı yapıtının çevirisiyle Yazko Çeviri Dergisi Azra Erhat Çeviri Ödülü’ne değer görüldüm; o da benim katılımımla değil, seçici kurulun değerlendirmesiyle oldu.

Burada hemen, ödüllerle yarışmaları birbirinden ayırmaktan yana olduğumu da belirtmeliyim. Bence, katılımlı ödül olmaz; yazarların yapıtlarını ya da yayınevlerinin kitaplarını aday gösterdikleri, başka bir deyişle katıldıkları ödüllere ödül değil, yarışma demenin daha yerinde olacağı kanısındayım.

Yıllardır seçici kurullarla da pek aram olmadı. Erdal Öz Edebiyat Ödülü’nün kuruluş yılında Can Yayınları genel yayın yönetmeni olarak seçici kurulda yer almak zorunda kaldım. Bir de, tabii, Cumhuriyet gazetesinin Kültür Servisi editörü olarak Yunus Nadi Ödülleri’nin kurullarında bulunmam gerekti. Kaldı ki, son yıllarda, gelen kitapları hakkıyla değerlendirebilmek için yeterli zamanı bulamadığım için Yunus Nadi Öykü Ödülü’nün seçici kurulundan da ayrıldım.

Gerçekten de, bir ödülün seçici kurulunda yer almak, sorumluluk gerektiren ve emek isteyen bir iştir. Yazarların yapıtlarını hakkını vererek değerlendirmek için en azından kitapları titizlikle okumanız gerekir. Çevirmenlerin çevirilerini hak yemeden değerlendirmek için, hem o kitapları kılı kırk yararcasına okumuş, hem de çeviri uğraşı alanında uzmanlaşmış olmak zorundasınızdır.

Böyle düşündüğüm için, geçenlerde Doğan Hızlan’ın, İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nca oluşturulan Talât Sait Halman Çeviri Ödülü’nün seçici kurul başkanlığına getirildiğini öğrenince Hızlan’a olan hayranlığım bir kat daha arttı.

Dile kolay: Hızlan’ın, Sait Faik Hikâye Armağanı, Necatigil Şiir Ödülü, Yunus Nadi Şiir Ödülü, Dünya Kitap Dergisi Ödülleri, Aydın Doğan Ödülü, Duygu Asena Roman Ödülü, Haldun Taner Öykü Ödülü, Behçet Aysan Şiir Ödülü, Attila İlhan Şiir Ödülü, Melih Cevdet Anday Şiir Ödülü, Metin Altıok Şiir Ödülü seçici kurul üyelikleri ve başkanlıklarına bir yenisi daha eklenmişti.

Bu saydıklarım eksik kaldıysa, ödül kuruluşlarından da, Hızlan’dan da özür dilerim.

Yeni eklenen Talât Sait Halman Çeviri Ödülü’yle birlikte bu on iki ödülü on iki aya bölsek, tümünün seçici kurullarında yer alan, hele başkanlık eden birinin her ay otuz-kırk kitabı özenle okuması, dahası inceden inceye değerlendirmesi, bu ödüllerin değerlendirme toplantılarına katılması, o toplantıların demokratik bir ortamda geçmesini sağlamak için çaba göstermesi, tartışmalarda görüşlerini ortaya koyup savunması gerekir. Bu denli yüklü bir uğraşın altına girmeyi kabullenen Hızlan’ı, edebiyatımızın gelişmesi için gösterdiği özveriden ötürü kutlamak boynumuzun borcudur…

Ne ki, Hızlan’ın, edebiyatımızın ve yazarlarımızın iyiliği ve yararı uğruna bulunduğu bir özveri daha var ki, bunun için kendisine binlerce teşekkür borçluyuz. Hızlan, aynı zamanda, AKP hükümetinin Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın Edebiyata Destek Projesi’nin de seçici kurulunda. Bu proje, aradan geçen iki genel seçimden sonra hâlâ yürürlükte mi, bilmiyorum; ama ülkemizin kültür ortamında saygınlık edinmek için büyük çaba harcamakla birlikte doğası gereği akıntıya kürek çeken AKP’nin bu projesinde, hükümet bürokratları ve yanlı üyelerin karşısına bir Don Kişot gözüpekliği ve çıkargözetmezliğiyle dikilmek her babayiğidin harcı olmasa gerektir…

Edebiyata Destek Projesi şimdilik bir yana, geri kalan on iki ödülü koyan kuruluşlara da, Hızlan’ı seçici kurullarının baş köşesine oturtmaktan geri kalmamak gibi benzersiz bir tutarlılık gösterdikleri için el çırpıp alkış tutmak zorundayız…

Dünyanın herhangi bir ülkesinde, on iki ödülün seçici kurullarının başında aynı kişi var mıdır? Hiç sanmıyorum. Olsa ne olur, onu da düşünmek bile istemiyorum.

Erdal Öz, Hızlan’ı, boşuna “Edebiyatımızın Cumhurbaşkanı” ilan etmemişti!

Edebiyatımızda bir gerçek varsa, o da, egemenlik kayıtsız şartsız Doğan Hızlan’ındır…

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-postanız paylaşılmaz. * işaretli alanların girilmesi zorunludur.

İptal