Dada yüz yaşında: ‘Dada! Kim? Dada! Ne? Dada! Neden?’

Dada yüz yaşında: ‘Dada! Kim? Dada! Ne? Dada! Neden?’

Şair, müzisyen ve tiyatro yapımcısı Hugo Ball, 1. Dünya Savaşı’nın devam ettiği 1916 yazında, Dada’nın doğuşunu “İnsan sonsuz saadete nasıl ulaşır? Dada diyerek” diye duyurmuştu: “Bir insan nasıl şöhret olur? Dada diyerek. İnsan gazeteciliği anıştıran her şeyden, solucanlardan, iyi ve doğru olan, bağnaz, ahlâkçı, Avrupalılaşmış, cesareti kırılmış olan her şeyden nasıl kurtulur? Dada diyerek.” Yeni bir sanatsal ve edebi hareket olan Dada yüzyıl önce Zürih’de bu anarşist ruhla birdenbire ortaya çıktı.

dada2

Theo van Deosburg, “Dada Matinee” posteri

Dada’nın yüzüncü yıl dönümü bu sene tüm dünyada kutlanıyor. Zürih, Hugo Ball tarafından kurulan ve hareketin doğumuna tanıklık eden Cabaret Voltaire de dahil olmak üzere tüm şehre yayılan mekânlarda 150 etkinlik planladı. New York’daki MoMa kırktan fazla sanatçının, Dada kurucularından şair Tristan Tzara’nın tasarlanmış ancak gerçekleştirilmemiş antolojisi için yaptığı eserlerinden oluşan “Dadaglobe Reconstructed” isimli bir sergi açıyor.

Peki tüm bu “yaygara”nın sebebi ne?

Dada! Ne?

Dada “gerici” bir hareketti. Aralarında Ball, Tzara, Jean Arp ve Marcel Janco’nun da olduğu bir grup Zürihli sanatçı ve şairin, milliyetçi siyasetçiler, baskıcı toplumsal değerler, uyumculuk, akıl ve mantığın aşırı vurgulanmasıyla yozlaşan modern topluma karşı tamamen sanatsal bir saldırı ilan etmesiyle başladı. Tüm kıtayı kasıp kavuran vahşi savaştan tüm toplumu sorumlu tuttular. Tavırları sanatta, performansta, şiirde, manifestolarda ve diğer eylemlerinde simgeleşti. Tzara bir keresinde bir Dada performansını Kübist dans, kostüm, gürültünün fantezisi olarak betimledi ve kendisi perde arkasında durup “jimnastik şiir, sesli harflerin konseri, şamatacı şiir”i kapsayan bir estetiği açıkladı. “Dada sanatta yeni bir eğilimdir,” diye iddia etmişti Ball. “Şimdiye kadar kimse hakkında bir şey bilmiyordu ve yarın Zürih’teki herkes bundan bahsedecek.”

dada3

Hugo Ball, Cabaret Voltaire, 1916.

Zürih’ten gelen bu eğilim Batı Avrupa’nın büyük bölümüne ve Marchel Duchamp ve Francis Picabia’nın öncülüğüyle New York’a yayıldı. Gevşek bir uluslararası sanatçı ağı, tarzla değil ancak, mantıksızlık, ihtimal, sezgi, abeslik ve mizah fikirlerine dayanan çalışmaları yoluyla hem sanatı ve hem toplumu değiştirmeye yönelik ortak bir idealle birleşerek, Dada’nın arkasına dizildi. Hareketin farklı anlamlara sahip saçma ismi, onların yaklaşımını yansıtıyordu. Ball’un yazdığı gibi: “Fransızcada ‘oyuncak at’ demektir. Almancada ‘hoşça kal, ‘Kendi işine bak,’ ‘Bir ara görüşürüz’ demektir.” Dada hem tüm bunlar demektir hem de hiçbiri demek değildir.

Dada! Kim?

dada4Hareketin ilk şöhretli sanatçısı Duchamp, 20. yüzyıl sanatçılarına sonsuz bir ilham veren ve günümüz sanatçılarına da yol göstermeye devam eden, sanat üretiminde sınırsız bir özgürlüğü savunan bir felsefenin taraftarlığını yapıyordu. En radikal işleri arasında yer alan 1917 tarihli “Fountain” (Çeşme), “R. Mutt” tarafından imzalanmış bir pisuvardı. Duchamp bu tarz buluntu nesnelere “Hazır nesneler” diyordu ve sadece bağlamlarını değiştirerek onları sanata dönüştürdü. Bir keresinde düzen-bozucu yaklaşımı hakkında, “Yalnızca görsel ürünlerle değil, fikirlerle de ilgileniyorum,” demiş ve kavramsal sanatı çok önceden tanımlamıştı.

dada5Dada! Neden?

1924 yılında Dada dağılmaya başladı. Her ne kadar kısa ömürlü bir hareket olsa da, mirası paha biçilmezdir. Şuursuzluğa ve anlaşılmazlığa dair vurgusu, Dada’nın adımlarını izleyen Sürrealizmi besledi. Ancak etkisi aynı zamanda 21. yüzyıla da genişledi. Onların yıkıcılığı ve deneyselliğinde Dadaistler, geleceğin sanatının biçimini ya sezen ya da ona esin veren çalışma tavırları ve sanat formları işlediler.

Örneğin Lorraine O Grady’nin kurgusal personası, beyaz eldivenlerden yapılmış geceliğiyle galeri açılışlarında beliren ve Dada-esk cesareti ve küfürbazlığıyla sanat dünyasındaki yaygın ırkçılık ve cinsiyetçiliğe karşı protest şiirler haykıran, fırtınalı 1950’lerin güzellik kraliçesi Mlle Bourgeoise Noire’ı ele alalım. Ya da daha yakın zamandan, Maurizio Cattelan’ın, Gugenheim Müzesi’nin tuvaletlerinden birini som altından yapmasını… Duchamp’ın çağdaş varislerinden biri sayılan Cattelan, Duchamp’ın “Çeşme”sine kendi gösterişli klozeti ile gönderme yapar ve bilhassa bu iş özelinde, Francis Picabia’nın “Sanat aptallar için ecza ürünüdür” sözünün bir anlamı olduğunu iddia eder.

Kaynak: Artsy

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-postanız paylaşılmaz. * işaretli alanların girilmesi zorunludur.

İptal