‘Büyükada Rum Yetimhanesi’nin onarımı için 40 milyon Euro gerekiyor’

‘Büyükada Rum Yetimhanesi’nin onarımı için 40 milyon Euro gerekiyor’

Avrupa’nın kültürel mirasının korunmasında öncü kurum olan Europa Nostra ve Avrupa Yatırım Bankası, İstanbul’un ve Adalar’ın önemli bir parçası olan Büyükada  Rum Yetimhanesi kompleksinin kurtarılması ve korunması için eylem planını içeren teknik ve mali raporunu yayımladı. Raporda projenin en az 40 milyon Euro tutarında toplam yatırım gerektirdiği belirtildi.

Büyükada Rum Yetimhanesi kompleksi, Europa Nostra Turkiye/Bizim Avrupa Derneği tarafından bu programa aday gösterilmesi üzerine, 2018 yılında Avrupa’nın Tehlike Altındaki 7 Kültürel Miras alanı arasına seçilmişti.

Rapor, 29-31 Mayıs 2019 tarihlerinde gerçekleştirilen, üç günlük, uzmanlardan oluşan bir heyetin Türkiye ziyareti sonuçları ve tarihi yapılarda  deneyimli statik mühendisi Clive Dawson’ın Nisan 2019’da yapıyı yerinde inceleyerek ürettiği yapısal rapor esas alınarak hazırlandı.

Avrupa Yatırım Bankası Enstitüsü, Europa Nostra, ve Europa Nostra Türkiye’den  kültürel miras ve finans alanından uzmanlardan oluşan heyet, yetimhaneyi yerinde ziyaret ettikten sonra yerel paydaşlar ve yetkililerle görüştü. Ziyaret kapsamında Fener Rum Patrikhanesi, Ekümenik Patrik Hazretleri Bartholomeos, Adalar İlçesi Belediyesi Başkan yardımcıları ve Meclis Üyeleri, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıklarını Koruma Kurulları Daire Başkanlığı, İstanbul 5. Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu üyeleri ve Türkiye’nin AB Büyükelçisi Christian Berger ile görüşüldü.

‘Kompleks yapı hasarlı durumda’

Kompleks, yetimhane ana yapısı ve ortaokul yapısıyla 15 bin metrekareden den fazla alana sahip ve Avrupa’nın en büyük dünyanın ise ikinci en büyük ahşap yapısı olarak kabul ediliyor. Yetimhane, İstanbul’un önemli mimarı Alexander Vallaury tarafından, 19. yüzyılın sonunda, lüks bir otel ve kumarhane olarak kullanılmak üzere inşa edildi. 1903’te, yapının bu şekilde kullanılmasının mümkün olmaması üzerine yetimhane olarak kullanılması şartıyla Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi’ne bağışlandı. 1964’te kapanana kadar bu işlevini sürdürdü. O zamandan beri ihmal edilmiş olan ve geçirdiği yangın, 1999 depremi ve olumsuz hava koşulları gibi etkilerle zarar gören yapı giderek yıprandı. Yapının bugün ağır hasarlı durumda ve bütünüyle çökme tehlikesiyle karşı karşıya oluşu raporda şöyle vurgulandı:

“Özellikle kış aylarında kötü hava koşulları, 1999’daki deprem ve bakımın yetersizliği binaları büyük ölçüde tahrip etmiş, bu da ciddi bir çökme riskiyle sonuçlanmıştır. Bu projenin temel amacı, alanın geri kazanılması ve binaların güvenli bir hale getirilmesidir. Esas amaç, tamamen orijinal durumuna geri getirmek değildir, yeni ve cazip kullanımlara adapte ederken, ayrıca son yıllarda geçirdiği bozulmaların izlerini mümkün olduğu ölçüde yok etmeden görünür kılmaktır.”

Yetimhanenin korunması ve gelecekteki kullanımı için önerilen eylem ve tavsiyeler özetle şöyle sıralandı:

– Halen çürümeye terk edilmiş durumda olduklarından, yapıları daha fazla bozulmaya karşı korumak için acil önleyici müdahaleler ivedilikle tasarlanmalı, planlanmalı ve uygulanmalıdır. Daha önce yapılmış olan Teknik İnceleme raporunda (Nisan 2019) sunulan teknik değerlendirme ve teklifler, bu konuda yapılmış diğer çalışmalarla birlikte ön müdahalelerin uygulamalarının planlanmasında temel olarak kullanılabilir. Bu uygulamanın tahmini maliyeti iki milyon avroya yakındır, bu bedel yapı sahibi olan Patrikhane’nin kendi kaynaklarıyla ve olası dış bağış destekleriyle gerçekleştirilebilir ve finanse edilebilir.

– Kurtarma projesinin ilk faaliyeti, Yetimhanenin gelecekteki kullanımı hakkında kesin bir konseptin geliştirilmesi olmalıdır. Öncelikli düşünce, herhangi bir siyasi yaklaşımdan bağımsız olarak Yetimhaneyi, Çevre Enstitüsü ve İnançlar Arası Diyalog Merkezine dönüştürmektir. Bununla birlikte, projenin uygulanabilirliğini sağlamak için ve ihtiyaç duyulacağı açık olan geliri elde edebilmek için bununla uyumlu farklı kullanımların da bir arada düşünülmesi gerekli olacaktır. Bütün paydaşların bu sürece katılımı hayati önem taşıyor,.

– Herhangi bir rehabilitasyon müdahalesini uygulamaya koymadan önce bir Yönetim Birimi kurulmalı ve sonuç ürünün gelecekte ne kadar sürdürülebilir olacağını değerlendirmek için ve kapsamlı bir Yönetim/İş planı yapılmalıdır. Yönetim/İş Planı, temel olarak, kabul edilecek rehabilitasyonun tanımlanması ve tasarımının yanı sıra, inşaat, işletme ve bakım için gerekli yatırım maliyetlerinin analizinden oluşmalıdır. Risk analizi, inşaat ve diğer hizmetleri elde etme stratejisinin belirlenmesi ve proje uygulama planı ile ilgili çalışmalar da hazırlanmalıdır. Disiplinler arası bir ekip oluşturmak ve bu ekibe uluslararası uzmanların katılımı önemli bir gereklilik olmalı,

– Yetimhanenin konumu ve içinde bulunduğu çevre ve binanın özgül özellikleri nedeniyle, yasal olarak zorunlu olmamakla birlikte, uluslararası düzeyde oluşturulan standart prosedürleri izleyen, gayri resmi bir Çevresel Etki Değerlendirmesi yapılması tavsiye edilir, bu çalışma özellikle inşaat süreci için gerekli,

– Projenin işletilmesi ve yönetimi yapı sahibinin sorumluluğunda olacaktır. Bununla birlikte, bu faaliyetler, bu denli karmaşık yapıların yönetiminde, hem teknik hem de idari açıdan geniş deneyime sahip olan özel bir operatöre de devredilebilir,

– Yetimhane kompleksinin yasal sahibi olan Patrikhane, ana işleri finanse etmek ve projenin uygulanmasını yürütmek için gerekli fonları toplamaktan sorumlu olacaktır. Bu amaçla farklı niteliklerde olası uluslararası kaynaklar da araştırılmalı.

‘Proje en az 40 milyon Euro’

Raporda ifade edildiğine göre, nihai proje maliyetlerinin tahminini yapmayı imkansız kılan birçok boşluk ve belirsizlik olsa da elde olan bilgilere dayanarak, projenin en az 40 milyon Euro tutarında bir toplam yatırım gerektireceği beklenebilir, ancak bu rakam çok daha yükseğe de taşınabilir deniyor.

Proje boyunca (muhtemelen yılda 250-300 kişi arasında) bazıları ustalık seviyesinde olmak üzere önemli işçi istihdamı fırsatları oluşabilir. Raporda proje ve uygulamasıyla bütün rehabilitasyon sürecinin tamamlanmasının 4-5 yıl alacağı öngörülüyor.

Mevcut durumun teknik değerlendirmesi ve acil önlemlerin uygulanması ile başlayan aşamalı bir yaklaşım öneriliyor. Daha önce yapılmış olan Teknik İnceleme raporunda (Nisan 2019) sunulan teknik değerlendirme ve teklifler, bu konuda yapılmış diğer çalışmalarla birlikte ön müdahale uygulamalarının planlanmasında temel olarak kullanılabilir diye ifade ediliyor.

Alanın gelecekteki kullanımlarına karar vermek üzere paydaşlarla yapılacak istişarelerin ardından bir fizibilite çalışması yapılması ve bir yönetim/iş planı hazırlanması önerilmişti. Mimari çözümün tasarımı ve kesinleştirilmesini inşaat işlerinin uygulanması izleyecektir. Projenin bu son aşamasının tamamlanmasının 2-3 yıl alacağı tahmin ediliyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-postanız paylaşılmaz. * işaretli alanların girilmesi zorunludur.

İptal