Bundan 10 yıl önce… Çağdaş sanat alanı ‘dutluk’tu!

Bundan 10 yıl önce… Çağdaş sanat alanı ‘dutluk’tu!

Evet, bundan 10 yıl önce hatta 20 yıl önce çağdaş sanat ortamı “dutluk”tu. Mesela 1995-1998 yılları arasında “Genç Etkinlik” sergileri yapılmamıştı. İlkinin kavramsal çerçevesi “Sınırlar ve Ötesi” değildi ve bu sergiye 177 çalışmayla katılan 240 sanatçı, düşünsel ve coğrafi sınırlar kapsamında kimlik, iktidar, suç, cinsellik ve medyaya ilişkin toplumsal olguları sorgulamamıştı. Halil Altındere’nin kimliklerini burada görmemiştik mesela… “Genç Etkinlik 2 Yurt – Yersizyurtsuzlaşma” sergisi de “Genç Etkinlik 3 Kaos” da “Genç Etkinlik 4” de düzenlenmemişti. Zaten bu sergiler İstanbul odaklı sanat ortamının merkezi hiyerarşisini de kırmamıştı.

Beral Madra, ilk iki Bienali ve “10 Sanatçı 10 İş:C” sergisini, Vasıf Kortun “Anı Bellek” sergilerini, Ali Akay “Küreselleşme: Devlet Sefalet Şiddet” sergisini düzenlememişti. Daha da eskiye gidip “Yeni Eğilimler” sergilerini, “Öncü Türk Sanatından Bir Kesit” sergilerini falan hiç söylemiyorum. Onlar da yoktu…

Bundan 10 yıl önce Türkiye’de sanatçılar yurtdışı sergilerine katılmıyorlardı. Kendileri çalıp kendileri söylüyorlardı. Mesela Rene Block, kimseyi o sıralar yöneticisi olduğu IFA galerilerine (Almanya) davet etmemişti. Zaten Almanya da yoktu bundan 10 yıl önce. Füsun Onur, Gülsün Karamustafa, Ayşe Erkmen gibi sanatçılar birbirlerine gösteriyorlardı yaptıklarını…

Bundan 10 yıl önce çağdaş sanatla ilgilenen galeriler de kurulmamıştı. Mesela Maçka Sanat Galerisi, Urart Sanat Galerisi hiç olmamıştı. Murat Pilevneli Galerist’i kurup öncelikle yurtdışında yaşayan sanatçıları, sonrasında da daha genç kuşak sanatçıları sergilememişti. Sarkis, Seza Paker gibi sanatçıları da sergilememişti Taner Ceylan, Leyla Gediz, Erinç Seymen gibi sanatçıları da…

Sadece Galerist değil, bundan 10 yıl önce Piartworks de kurulmamıştı, C.A.M Galeri de, Galeri X-İst de. Kurulduğu yıllarda her birini farklı misyonlarıyla tanımlayabileceğimiz bu galeriler de yoktu, olmamışlar, semtlerini, ortaklıklarını, içeriklerini değiştirmemişlerdi. Mısır Apartmanı’nda hâlâ Mehmet Akif Ersoy oturuyordu…

Bundan 10 yıl önce koleksiyon yapan kimse de yoktu. Bu ülkeden Ali Koçman’lar, Sema-Barbaros Çağa’lar, Eczacıbaşı, Koç, Sabancı, Kıraç aileleri geçmemişti. Zaten galeri mi vardı…

Bundan 10 yıl önce Türkiye’nin müzesi de yoktu. İstanbul Resim ve Heykel Müzesi de yoktu Ankara ve İzmir Resim Heykel Müzeleri de. Sabancı Müzesi, İstanbul Modern, Pera Müzesi, Elgiz Müzesi, hiçbiri yoktu…

Bundan 10 yıl önce Türkiye’de ne sanata dair dergiler vardı, ne sanat eleştirmeni. Anons, Gergedan, Kalın, Sanat Dünyamız, Resmi Görüş, Toplumbilim yoktu ki sanatın  tartışılabileceği bir mecra olsun…

Bundan 10 yıl önce çağdaş sanat alanında kitaplar da yoktu. İletişim Yayınları Ali Artun’un editörlüğündeki Sanat-Hayat dizisine de başlamamıştı. Yapı Kredi Yayınları “İstiklal Serüveni” adı altında sergiler yapıp sanatçı monografileri de yayımlamıyordu. Halil Altındere ve Süreyyya Evren’in editörlüğünde “Kullanma Kılavuzu: Türkiye’de Güncel Sanat 1986-2006” kitabı da hazırlık aşamasında değildi. Güncellenmiş versiyonu yayımlanmayacak, başka kitaplar, tezler, araştırmalar da olmayacaktı…

Bundan 10 yıl önce İstanbul kimsenin ilgisini çekmiyordu. Buraya uluslararası sanat ortamından kimse gelmiyordu. İstanbul Bienalleri de yoktu. Hatta öyle ki, “İstanbul Doğu ile Batı arasında bir köprü” lafını da hiç duymadığımızdan hiç sıkılmamıştık bile…

Bundan 10 yıl önce Türkiye’de çağdaş sanat yoktu, galeri yoktu, müze yoktu, yayın yoktu, aktör yoktu… Galiba sanatçı da yoktu… Her yer dutluktu! Bundan 10 yıl önce Contemporary İstanbul başladı!

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-postanız paylaşılmaz. * işaretli alanların girilmesi zorunludur.

İptal