Boğaziçi sergi davasında tutuklu iki öğrenciye tahliye

Boğaziçi sergi davasında tutuklu iki öğrenciye tahliye

Boğaziçi Üniversitesi’ndeki bir sergide Kabe görseli üzerine LGBTİ+ bayraklarının yerleştirildiği kolaj çalışması sebebiyle yedi öğrencinin yargılandığı davada tutuklu iki sanık tahliye edildi.

DW Türkçe‘den Deniz Barış Narlı’nın haberine göre, Boğaziçi Üniversitesi’nde Kâbe görseli üzerine Şahmeran figürü ve LGBTİ+ bayraklarının yerleştirildiği anonim bir kolaj çalışmasının sergilenmesi sebebiyle, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçundan tutuklu yargılanan iki öğrenci, Doğu D. ve Selahattin U. tahliye edildi.

İkisi tutuklu yedi kişinin yargılandığı İstanbul 21. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki davanın duruşması, çok sayıda izleyici olması sebebiyle 12. Ağır Ceza Mahkemesinde yapıldı.

Duruşma salonunda 47 gündür tutuklu bulunan Doğu D. ile Selahattin U. dahil tüm sanıklar hazır bulundu. Duruşmayı izlemeye gelenler arasında, öğrencilerin arkadaşları ve akademisyenlerin yanı sıra CHP’li Özgür Özel, Ali Şeker, Sera Kadıgil, Canan Kaftancıoğlu, TİP Milletvekili Barış Atay ve Bağımsız Milletvekili Ahmet Şık gibi siyasiler de vardı.

Kampüs içindeki eylemlerde Kabe görseli üzerine Şahmeran figürü ve LGBTİ+ bayraklarının yerleştirildiği anonim bir kolaj çalışmasının sergilenmesi gerekçesiyle görülen davada öğrenciler, “halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama” suçlamasıyla bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile yargılanıyor. Yedi öğrenciden ikisinin tutuklu yargılandığı davada bir sanık ise ev hapsinde tutuluyor.

Duruşma boyunca öğrenciler söz konusu eserin halkı kin ve düşmanlığa sevk etmediğini, sergiyi düzenleyenlerin böyle bir niyetlerinin olmadığını, eserin anonim bir sanat eseri olduğu ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savundu. Öğrenciler ayrıca, eserin anonim bir eser olduğunu, kimin yaptığını ve kimin sergide astığını bilmediklerini, kimsenin bilerek ve isteyerek eseri yerde sergilemediğini dile getirdi. Avukatlar ise sık sık iddianamenin bir “hukuk skandalı” olduğunu ve öğrencilere isnat edilen suçların dayanaksız olduğunu ifade etti.

İddianamede ne var?

24 Şubat 2021’de hazırlanan iddianamede, Kabe görselinin üzerine yerleştirilen LGBTİ+ bayrağı için “İslam dini literatüründe yasak ve haram olarak kabul edilen eşcinsellik ve benzeri cinsel yönelimlere dair imge” ifadesi kullanılıyor.

Yine Şahmeran figürünün “mitolojik yaratık/tanrıça” olarak tanımlandığı iddianamede figürün “İslam’ın tek yaratıcı olan Allah inancı ve Tevhid inancına aykırı olduğu” belirtiliyor.

Bu iki görselin “İslam’ın ve Müslümanların yeryüzündeki en kutsal mekan ve yapı olarak kabul ettiği Kabe’nin tasvir edildiği bir resim” üzerine konulmuş olmasını ve söz konusu görselin, “kamuoyu tarafından yakından takip edilen” Boğaziçi eylemlerinde sergilenmesini ise savcılık “kin ve düşmanlığa tahrik” olarak tanımlıyor.

İddianamede eylemin “LGBTİ+ olarak anılan bir sosyal kesim ve Türk toplumunun büyük çoğunluğunu oluşturan Müslüman vatandaşlar açısından, halkın sosyal sınıf bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa tahrik edici nitelikte olduğu” değerlendirmesi yapılıyor.

‘Kriminalize edilmek isteniyor’

Yaklaşık dört saat süren duruşma sırasında hakimin birkaç kez öğrencilere “LGBT üyeliğin var mı? ” diye sorması üzerine öğrencilerin avukatlarından Levent Pişkin soruya itiraz etti.

Herhangi birinin LGBTİ+ olup olmadığını açıklamaya zorlamanın anayasal bir suç olduğunu belirten Pişkin, “LGBT” diye bir örgüt olmadığını, dolayısıyla LGBT üyesi diye bir kavramın olamayacağına vurgu yaparak, “Bir tür kriminalize etme çabası var. LGBTİ+ toplumu bu şekilde kriminalize edilmeye çalışılmaktadır. Eşcinsel Müslümanlar vardır. Eşcinsel hacılar da vardır. Eşcinseller içinde hacca gidenler de var. Yani Müslümanlık ve eşcinsellik birbirine karşı şeyler değildir. Bu iki toplumu karşı karşıya getirmek risktir” diye konuştu.

Öte yandan hakim, sanık Sena Nur B.’nin ifadesi alındığı sırada, davaya konu olan resmi mahkeme salonunda kaldırarak gösterdi ve “Resim bu muydu?” diye öğrencilere sordu.

Duruşmada sanık avukatları, söz konusu eserin yer aldığı serginin sadece okul öğrencileri ve mezunlarının erişebildiği bir sergi olduğuna; olayın Yeni Şafak gazetesi tarafından hedef gösterilmesinin ardından büyütüldüğüne ve konunun medyaya yansıması üzerine öğrencilerin hedef gösterildiğine dikkat çekti.

Mahkeme bir sonraki duruşma tarihini 5 Temmuz 2021 olarak belirledi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-postanız paylaşılmaz. * işaretli alanların girilmesi zorunludur.

İptal