Bir zamanlar Kenya’da

Bir zamanlar Kenya’da

Bir yazar için en zoru, kendisinin önünde, başarılı ve tanınan bir yazar anne veya babanın bulunması. Her zaman onunla birlikte anılması, kaleme aldıklarının ebeveyniyle kıyaslanması, hatta onlar yüzünden bazen haksız yere tuhaf eleştiriler yöneltilmesi ya da onların yaptığı en ufak bir hatanın genç yazarı ömür boyu takip etmesi olası.

Mũkoma wa Ngũgĩ, böylesi zorlukları pek yaşamamış bir yazar. Babası Ngügi wa Thiong’o, Afrika’nın en bilinen ve sevilen yazarlarından olmasına rağmen Mũkoma, onun gölgesinde hiç kalmadı. Hatta babasının açtığı yoldan yürüyüp yazarlığına şairliği ve eleştirmenliği de katarak adını geniş kitlelere duyurdu. Afrika edebiyatının boy atmasında babasıyla birlikte önemli payı bulunan Mũkoma wa Ngũgĩ, gerek kazandığı ödüllerle gerek ABD’de ve Avrupa’da listelere giren kitaplarıyla kendisini kanıtlamayı ve edebiyat çevrelerine kabul ettirmeyi başardı. Türkçeleştirilen “Siyah Yıldız Nairobi” kitabıyla ismi ülkemizde de duyuldu ve Türkiye’de son dönemde art arda gelen Afrikalı yazar çevirilerine bir yenisi daha eklendi.

Kenya’dan Meksika’ya ve ABD’ye

Hem bilgelikleri hem de sömürüden doğan acı geçmişi, Afrika’nın  edebiyatında hatırı sayılır bir ağırlığa sahip. Yerelliğin evrensellikle buluşmasına güzel bir örnek olan Afrika edebiyatının günümüzdeki önemli kalemlerinden Mũkoma wa Ngũgĩ’nin “Siyah Yıldız Nairobi” isimli kitabı da o genel özelliği taşıyor elbette. Fakat yazar, Kenya’daki etnik çatışma ihtimaliyle birlikte polisiye-gerilim ögelerini de yerleştirmiş kitaba.

Kenya’dan ABD’ye ve Meksika’ya uzanan kurgusuyla yazar, Siyah Yıldız Dedektiflik’in kurucuları Ishmael ve Odhiambo karakterlerinin etrafında, yine onların deyişiyle “sağlam” bir davanın ve deyim yerindeyse bir yangının ortasına atıveriyor okuru.

Siyah Yıldız Dedektiflik’in iki ortağından Ishmael, ABD’de uzun süre polis olarak çalıştıktan sonra Kenya’ya yerleşmiş biri. Odhiambo ise Ishmael’le birlikte Kenya’daki saçma ve sıkıcı davalarla uğraşan öbür ortak. Anlaşılacağı üzere astarı yüzünden pahalı bir iş yapıyorlar.

Günün birinde ormanda bulunan ceset, ikisinin de hayatını değiştiriyor. Sakın sıkı ücret ödenecek bir iş sanılmasın, aksine içine gömüldükçe derinleşen, derinleştikçe daha çok pislik çıkan bir dava bu. Çünkü çokulusulu denklemin söz konusu olduğu bu olay, büyük bir otelde patlayan ve ABD’li, Kenyalı ve Avrupalı insanların ölümüne yol açan bomba, ikiliyi az önce bahsettiğim pis kokuya doğru çekiyor. İşin içine CIA’nın ve Kenya’nın ileri gelen ajanları da dâhil olunca davanın hem sınırı genişliyor hem de rengi değişiyor. Üstelik patlama, iki ortaktan Odhiambo’nun eşini de öldürünce mesele tam bir cinayet soruşturmasına dönüşüyor. En azından Siyah Yıldız Dedektiflik için.

Mũkoma wa Ngũgĩ, romanında, başta Ruanda katliamı olmak üzere Afrika’nın sömürgecilik döneminden kalma kıyımlarını, şiddeti, istismarları ve cinsel suçları, ikiliye katılan Ishmael’in sevgilisi Muddy’nin yaşamıyla ve başına gelenlerle birlikte anıyor. Dolayısıyla araştırma, hem bir vaka hem de özel bir mesele olarak yürüyor.

Mũkoma wa Ngũgĩ, çok az insanın söylemeye cesaret ettiklerini romanına bir şekilde yerleştirmiş ve Kenya’yı savaş alanına çeviren saldırıların, ülke dışından destek aldığını anlatmış. Araştırmayı kimi zaman el altından yürüten üçlü, saldırının perde arkasında ABD olduğu sonucuna ulaşınca hayli ayrıntılı ve hesaplı biçimde hazırlanan bir tezgâhla terör suçlusu ilan edilip arananlar listesine alınıyor. Böylece artık Kenya’da barınamayacağını anlayan üçlü, Meksika’ya ve oradan da ABD’ye kaçıp kendilerini temize çıkarma planları yapıyor. Ama sadece bunun için değil, aynı zamanda araştırmalarını sağlıklı biçimde yürütebilmek amacıyla.

Kirli siyasetin doğurduğu şiddet

Yazar, Kenya’daki siyasi ve etnik çalkantıların ülke dışında çok da fazla yankı bulmamasını, yaşanan şiddetin de benzer şekilde yeterince eleştirilmemesini yakın tarihteki kimi ilgi kaymalarıyla birlikte ele alıyor. Başka bir deyişle Afrika’nın “kaderi”ne değiniyor: ABD’nin ve Avrupa’nın, kendi topraklarında gerçekleşmedikçe teröre tam anlamıyla terör dememesi, Mũkoma wa Ngũgĩ’nin metninde hayli belirgin ve eleştirel biçimde kendisine yer buluyor.

Öte yandan şiddetin ve terörün sebeplerini sorgulamaya; bunların olağanlaşmasının ya da olağan görülmesinin, nasıl çarpık bir bakış açısını yansıttığını anlatmaya çabalıyor yazar. Hayata karışan veya itinayla zerk edilen şiddet, Mũkoma wa Ngũgĩ’nin üslubuyla birleşip romanlaşıyor.

Vakayı araştıran ve ulaşmaması gereken delillere erişen Ishmael, Muddy ve Odhiambo’nun nasıl bir tehdit altında olduğunu üç cümleyle özetliyor yazar: “Kenya artık sizin için güvenli değil, bir süre için değil en azından. Hakkınızda soru soran insanlar var. Sizi bulmamış olmalarının tek sebebi, kaos ortamı ve yollara kurulmuş şu barikatlardan birine yakalanmaktan korkmaları…”

Sonra da bölgedeki “güvenlik” algısını ifade eden kısacık bir cümle geliyor: “Diplomatik plakalı bir arabanın içindeki beyaz adam güvendedir…”

kenya2Kenya, Meksika ve ABD üçgeninde bizi dolandıran Mũkoma wa Ngũgĩ sayesinde kendimizi, uluslararası bir şebekenin kirli oyunlarının göbeğinde bulurken dünya siyasetini biçimlendiren ve ince hesapların döndüğü bir yapılanmaya tanık oluyoruz. Böylelikle kurgu ve gerçek, romanda birbirinin içine geçiyor.

Bu durum, politikada bir adım öne geçip kafaya gelmek için türlü katakullilere başvuran siyasetçilerin yaptıklarını andırıyor: Suyu bulandırıp çıkarlarını sağlamlaştırmaya uğraşan, bunun uğruna şiddeti körükleyen kimi politikacıları, suça bulaşanları ve masum insanların ölümüyle sonuçlanan eylemleri Kenya özelinde okurla buluşturuyor Mũkoma wa Ngũgĩ. Bir zamanlar Kenya’da geçen bu olaylar ise aslında hiç yabancılık çekmediğimiz ve bize uzak düşmeyen trajik bir silsileye denk geliyor.

Siyah Yıldız Nairobi, Mũkoma wa Ngũgĩ, Çeviren: Bora Korkmaz, Ayrıntı Yayınları, 288 s.    

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-postanız paylaşılmaz. * işaretli alanların girilmesi zorunludur.

İptal