Beyoğlu’nun Suriyeli müzisyenleri

Beyoğlu’nun Suriyeli müzisyenleri

“Ne yapalım? Dolaşıyoruz” yazı dizisinin ikinci bölümü:

Yıllardır, sınırlar içindeki hor görülene “Kürt Meselesi/ Sorunu” dendiği gibi “Suriyeliler” var şimdi. “Heyyt, yettiniz” içerikli bir politika bekliyor kimi kesim. Nefret yüklü bir okus pokusla, çoluk çocuk sokaklardan bir sis bulutu gibi çekileceklerini düşünenler var.

Lakin, vatandaşlık statüsünün konuşulduğu şu günlerde, İstiklal’deki müzisyenleri ve kitlesini izleyince, bir yerde yaşamaya başlıyor olmanın, devlet pratiklerinin ve uluslararası hukuk içtihatının dışında bir şey olduğu da gözlemleniyor. Gözlerini kapayarak kendi dilinde şarkı söyleyen bir kadın, ritim tutan diğerleri alışmaya ve iz bırakmaya başlayanların ilk zamanları çünkü…

İnsanlık tarihi, göç tarihi demek esasında. “Burası bizim” iddialarının arkasında bir dünya halkın, topluluğun, kültürlerin orada yaşadığını gösteren kapı gibi tarih bilgileri var.

İşgal edenler, gün geçmiş işgale uğramış. İşgale uğrayanlar gün gelmiş işgal etmiş. Sığınılan yer, bir süre sonra alışılan yer, yaşanılan yer olmuş. Her nerde; üretmeye, tüketmeye başlamışsa insan, hemhal olma/ ait olma tohumları da oraya atılmaya başlanmış olmuş. Gelen nefret haberlerine rağmen bu yorum iyimser kalabilir ama İstiklal’de icra edilen müzik, memleket sathındaki kültürel  temasın sanat ayağı olarak görülebilir. Birlikte yaşayacağımız artık gün gibi ortada fakat birkaç on yıla neler yaşanır bilemiyoruz.

beyoglu2

Belediyeden dertliler

Beyoğlu’nda, üyelerinin hepsinin birbirini tanıdığı, gördüğümüz kadarıyla üç grup var. Her grup dördün üzerinde kişiden oluşuyor. Yüzler kimi zaman değişiyor.

Bu grupların ilki, daha çok Taksim Meydanı’nda çalıyor. Grup üyelerinin çoğu internet üzerinden tanışmış. Suriye’de tanışmış olanlar da var. İlk bakışta bildiğimiz fasıl enstrümanlarını çalan ve her daim kitlesi kalabalık olan bir grup.

Üyelerinden biri, öyle her vakit çalamadıklarını söylüyor. Zabıtadan, “belediyeden” dertliler. Türkiye’den Göksel Baktagil, Aytaç Doğan, Ahmet Meter sevdiği isimler. Bilmediğimi söylüyorum. Hepsi kanun çalan sanatkârlarmış. Savaş bitince dönme umudu var. “Biliyorsunuzdur, hayat zor İstanbul’da fakat memnunum” diyor.

Ne kadar ileriye gidebilirler? Hayallerinin son noktası neresidir?

İyi tepkiler aldıklarını ve bir gün ünlü olacaklarını düşünüyorlar. Bunları konuştuğumuz gün İstiklal, üstü başı teçhizatla yüklü, üniformalı insanların etrafta cirit attığı bir gün. Konuşmamız öncesinde, grubun izleyenleri artınca beyaz bir araba, meydandaki kalabalığı yarıyor. Müzik kesiliyor. Gerekçe, bomba tehlikesi. Daha sonra, aynı gerekçeyle bizde uzaklaştırılacağız.

beyoglu3

‘İnsanlar bize benziyor’
Diğer grubun adı Saktad. Anlamı, müziğin aniden duraksayıp ve devam etmesiymiş.  Charlie’nin Melekleri’ndeki Crispin Glover gibi sigara içiyor Usame. Suriye’de bir müzik akademisinde okuyormuş. Eşzamanlı, Suriye orkestrasında da müzisyenmiş.

Türkiye’de on aydır müzik yapıyor, yani geldiğinden beri. Gruptaki diğer müzisyen arkadaşlarıyla İstanbul’da tanışmış. Buraya alıştıklarını söylüyor Usame. Arapları kast ederek, “Buradaki insanların çoğu bizim gibi, bize benziyorlar” diyor. İstiklal, Araplarla özdeşleşmiş. “Zaten etnik müzik yapıyoruz. Bu yüzden ilgilerini çekiyoruz. Türklerden bazıları bizden hoşlanmıyor, tuhaf bakıyorlar. Bazıları bizi dinliyor. Ama rahatsız olmuyoruz insanlardan. Sadece polisten rahatsız oluyoruz. Müziğimizi durduruyorlar ve bizi uzaklaştırıyorlar.”

beyoglu4

Saktad grubunun, evlerinde kurdukları bir de stüdyoları var. İki hafta içinde, internet üzerinde müziklerini yayımlayacaklarını söylüyor.

Tepkiler nasıl olur? Beklentisi ne? “İstanbul’da başarılı bir müzisyen olursanız tüm dünyada olursunuz, esas nokta bu. Avrupa’ya gidebilirim, Suriye’ye de dönebilirim ama istemiyorum.” Türkiye’den sevdiği isimler arasında Göksel Baktagir, Reşat Aysu, Hüsnü Şenlendirici’nin grubu olan Taksim Trio geçiyor. Türk musikisi formlarında, geleneksel enstrümanlar ve tasavvuf musikisi ilgileri olduğu anlaşılıyor.

Maniniz yoksa, zamanınız varsa Taksim Meydanı’ndaki beton çölünden Tünel’e inene kadar Suriyeli müzisyenleri dinlemek saadet uyandırıcı. Sonrasında, dünya IŞİD’le uğraşırken, Ortadoğu’dan dağılan insanların çıkardığı yeni göç haritaları, hangi coğrafyalarda nelere sebep olacak kim bilir…

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-postanız paylaşılmaz. * işaretli alanların girilmesi zorunludur.

İptal