‘Barış-Sonrası’ sergisini sansürleyen Akbank’a uluslararası tepki: Neden korktunuz?

‘Barış-Sonrası’ sergisini sansürleyen Akbank’a uluslararası tepki: Neden korktunuz?

Akbank Sanat’ın, Türkiye’deki mevcut durumu bahane ederek “Barış-Sonrası” (Post-Peace) sergisini iptal etmesine yönelik tepkiler sürüyor. Öncesinde bir dizi haberle* bu tepkileri aktarmış, küratörüyle yaptığımız söyleşiyi yayımlamıştık. 

Son olarak, Türkiye’deki sansür vakalarını kayıt altına alan Siyah Bant’ın da dahil olduğu uluslararası bir heyet Akbank Sanat yönetimine özel bir mektup gönderdi ve serginin iptaline yönelik çeşitli sorular yönelttiler. Bu mektuba yanıt verilmedi ve görüşme talebi reddedildi.

Bunun üzerine, mektubun imzacılarından insan hakları aktivisti Sara Whyatt, sergi iptaliyle ilgili ayrı bir yazı kaleme aldı. Dün Artsfreedom sitesinde yayımlanan yazının Türkçe tam metnini aktarıyoruz: 

***

İstanbul’da 2 Mart tarihinde açılması planlanan bir sergi, galeri yöneticisinin Türkiye’deki yükselen tansiyonu gerekçe göstermesiyle, açılışından beş gün önce, 25 Şubat 2016 günü iptal edildi. Kararın bu kadar ani alınması ve kararın sebebine ilişkin yeterli bilgi verilmemesi sebebiyle, eserlerini sergileyecek olan sanatçılar bu durum karşısında şaşkınlık ve öfke duydular. İptalin ardındaki nedenlerin, siyasi baskı ve güvenlik kaygıları ile alakalı olduğu yönündeki söylentiler hızla yayıldı.

“Barış-Sonrası” (Post Peace) adlı sergi, her yıl dünyanın dört bir yanından başvuru alan ve önde gelen uluslararası küratöryel uzmanlardan oluşan bir seçici kurulun görev yaptığı Akbank Sanat Uluslararası Küratör Yarışması’nın dördüncüsünü kazanmıştı. 2015 yılında yarışmayı kazanan küratör Katia Krupennikova’nın projesi, “entelektüel bakımdan kuvvetli ve maceraperest” olmasının yanı sıra “günümüz savaş koşullarının hem somut hem soyut hallerini ifade etme yönünde, derin düşünmeye sevk eden bir adım” olarak övülmüştü.

Kuprennikova, birçoğu kendisi gibi Hollanda’da yaşayan onbir görsel sanatçı ve video sanatçısını bir araya getirdi. Bu buluşmayı takip eden beş ay boyunca sanatçılar, sergi için eserlerini hazırlamaya koyuldular. Sergi projesine dahil olan sanatçılar ve yazarlar Küba, İrlanda, Hollanda, Rusya, Türkiye, Lübnan, Almanya ve Filistin kökenliydi. Anonim Vatansız Göçmenler (Anonymous Stateless Immigrants Collective) adlı gerilla sanat kolektifi de aralarında bulunuyordu.

Serginin iptalinden önceki o beş ayda neler yaşandı? Hâlihazırda ileri boyutlardaki güvenlik endişesi, bir dizi korkunç bomba saldırısıyla daha da şiddetlendi. 10 Ekim günü Ankara’da iki intihar bombacısı 100’ün üzerinde barış aktivistini katletti. 12 Ocak’ta İstanbul’un Sultanahmet semtinde 13 turist bombalı saldırıda can verdi. Ankara’da 17 Şubat günü bir başka bombalı saldırıda 30’dan fazla kişi hayatını kaybetti. Akbank Sanat’ın sergiyi geri çekme kararı bu saldırıdan bir hafta sonra geldi.

25 Şubat günü iptal kararını duyuran ve gerekçelendiren kısa açıklamasında, Akbank Sanat Müdürü Derya Bigalı, Türkiye’nin “korkunç bir zaman”a girdiğini ifade ederek, “Ankara’da olan trajik olaylar daha hafızalarımızda çok taze. Türkiye hâlâ duygusal sarsıntılar geçirmektedir ve bir yas sürecindedir” dedi. Temsil ettiği galerinin “Türkiye çağdaş sanat dünyasındaki sorumluluk bilinci gereğince ve Türkiye’deki hassas durumu dikkate alarak, serginin iptal edilmesi yönünde bir karara” vardıklarını belirtti.

Ancak Akbank Sanat’ın kararı daha yakından incelendiğinde, akla sansürü getiren bir dizi tatsız unsur göze çarpıyor. Akbank Sanat, 7 Nisan günü açılışı yapılan ve 10 gün süren İstanbul Film Festivali’nin mekânlarından (ve sponsorlarından) biri olmuştu. Galerideki film gösterimleri neden iptal edilmedi? Serginin küratörü ve sanatçılarına neden böyle üstünkörü bir bilgilendirme yaptı? Sanatçı hakları savunucuları tarafından dile getirilen soruların yanıtsız bırakılmasının ardında hangi sebep var?

Sergi projesinde yer alan tek Türkiyeli sanatçının işinin bu iptale neden olduğu yönünde spekülasyonlar da var. Sanatçı belit sağ’ın sergi için ürettiği ve küratör tarafından kabul edilen video fikri, galeri tarafından geri çevrilmişti. Bunun ardından sanatçı, “Ayhan ve Ben” adlı bir başka video işi hazırlamış ve ilk öne sürdüğü fikrin sansürlenmesine de bu yeni videoda yer vermişti. Video işinin isminde geçen Ayhan, 1990’larda Türk-Kürt çatışmasının en vahim günlerinde 1.000’den fazla kişiyi öldürdüğünü itiraf eden polis Ayhan Çarkın’dır. Sanatçı sağ’ın video işi, şiddet görüntülerinin temsilinde medyanın rolüne odaklanmaktadır.

Serginin sanatçıları, tek bir eserin mi yoksa genel anlamda sergiyi oluşturan fikrin kapsamının mı sorun olarak görüldüğü konusunda net bir fikre sahip değil. Serginin iptal edildiğini ve işlerinin sergilenmesini bekleyen sanatçıların İstanbul’da mahsur kaldığını duyan birçok sanatçı, dayanışma için hemen İstanbul’a geldi. Akbank Sanat’a yakın mesafedeki Depo, “Barış-Sonrası” sergisinin açılması beklenen günde, sanatçılar için bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Bu etkinlikte sanatçılar, bu zor durumdan nasıl çıkılabileceğini tartıştılar ve işlerin İstanbul’un çeşitli yerlerinde tek tek gösterilebileceği fikrini masaya yatırdılar. Akbank Sanat’ın bahsi geçen yarışmasını başlatan, bağımsız küratör Başak Şenova kendi açıklamasını paylaşarak, durumu “siyah veya beyaz” olarak görmeyi reddettiğini, “gri alanda kalmaya kararlı” olduğunu ve “bu durumu, talihsiz bir gelişmeden yapıcı bir oluşuma taşımanın mümkün olup olamayacağıyla ilgili” yollar aramak istediğini belirtti.

Bu sırada, Akbank Sanat’ın yerli sanatçılara bu karara nasıl vardığını açıklamada isteksiz olduğu netleşince, aralarında İstanbul merkezli Siyah Bant’ın da bulunduğu bir grup Avrupa’dan sanat kurumu, galerinin müdürü Derya Bigalı’ya özel bir mektup gönderdi. Bu mektupta Bigalı’ya şu sorular yöneltildi: Serginin gerçekleşmesi halinde, galeri ne olabileceğinden korktu? Güvenlik ve risklerle ilgili nasıl bir analiz yapıldı? Sanatçılara ne gibi bir tazminat sunulacak? Bahsettikleri koşulların düzelmesi halinde sergiye ev sahipliği yapmayı düşünüyorlar mı? Bigalı yanıtında, Akbank Sanat’ın basın açıklamasına ekleyecek bir sözü olmadığını, küratöre iptalin nedenleriyle ilgili detaylı bilgi verildiğini, halihazırda kamuoyuna yaptıkları açıklamalar dışında yeni bir açıklama yapmayacaklarını belirtti.

Sanatçılar da bir açıklama yayımlayarak, kriz anlarında hükümetlerin sanatı sansürleme eğilimlerinin olduğu kadar, sanatçıların da oto-sansür eğilimlerinin sorgulanması gerektiğini vurguladılar. “Barış-Sonrası” sergisinin amacının, “günümüzdeki ‘barış’ halinde ‘savaş’ın nasıl bir yeri olduğuna dair farklı fikirleri bir araya getiren bir platform yaratmak” olduğunu hatırlatan sanatçılar, serginin susturulmasının “korku ve paranoya iklimi”ni beslediğine vurgu yaptılar. Akbank gibi kurumların, Akbank Sanat’ın sahiplerinin, “şirketlerin imajlarını güçlendirmek için sergi üretimlerini finansal olarak destekledikleri, ancak politik çıkarlarına uymayan sanatçı ve işlerin ortaya çıkması durumundaysa bu sanatçı ve işlerini acımasızca yok saydıkları”nın altını çizerek, “bu şekilde, şirketin ‘üslubunun’ sanatçı üzerinde bir baskı ve kontrol aracı haline geldiğini” belirttiler. Seçici kurulda yer alan dört jüri üyesi de bir açıklama yayımlayarak, Türkiye’nin içinde bulunduğu zor durumun farkında olmalarına rağmen, bu gelişmeyi “sansür olarak görmeden edemediklerini” ifade ettiler. Varlığı ortadan kaldırılmış olan bu sergiyi, “mevcut küresel durumun karmaşıklığını kavradığı ve savaş halinin yaygınlığını zamanımızın baskın bir özelliği olarak tespit ettiği” gerekçesiyle övdüler.

Sebebi ne olursa olsun, serginin iptal edilmesi kararının ardında siyasi birtakım kaygıların bulunduğu düşünülebilir. Son yıllarda Türkiye’deki gazeteler hükümetin artan baskısı altında kimi zaman zoraki kapatmalar, hükümet yanlısı kurulların yönetime el koyması, hükümet kararlarıyla editörlerin kovulması veya makalelerin basılmasının engellenmesi gibi durumlarla karşı karşıya kalmışlardır. Tiyatroda, iktidarı eleştiren oyuncular kovulmuş ya da sözleşmeleri süresiz olarak askıya alınmıştır. Kürt mücadelesini konu edinen filmlerin, festivallerde gösterilmesi engellenmiştir. Sanat eserleri sergilerden çıkarılmıştır. Hükümet görevlilerini aşağıladıkları gerekçesiyle, en çok da Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından hakkında dava açılan yüzlerce kişi arasında sanatçılar ve gazeteciler de yer almaktadır. Türkiye’de medyanın her alanında çarpıcı bir ifade özgürlüğü erozyonu yaşanmaktadır.

“Barış-Sonrası” ile Akbank Sanat arasında geçenler, açıkça oto-sansür olan bir durumun arkasında nasıl bir sebep veya kim olduğunu sarahaten söylemenin imkânsız olduğu, binlerce benzer olaydan biridir. Küresel terör çağında, olan bitenle yüzleşmede ve olan biteni açıklamaya çalışmada sanatçılar önemli bir rol oynamaktadır. Küratör Katia Kuprennikova’nın iptal kararı tepkisinde belirttiği gibi, Türkiye’nin içinde bulunduğu zor şartların farkında olarak, “açık tartışmaların yapılması ve insanların hem Türkiye bağlamıyla hem de daha genel çerçeveyle ilgili meselelere farklı perspektiflerden bakabileceği bir fırsatın yaratılması büyük önem taşımaktadır.”

* İlgili haberler:

belit sağ’ın açık mektubu

Ece Temelkuran’ın yazdığı serginin kavramsal metni

Küratörü Katia Krupennikova ile söyleşi

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-postanız paylaşılmaz. * işaretli alanların girilmesi zorunludur.

İptal