Barakalardan çölde dev ekranlara Afrika sinemaları

Barakalardan çölde dev ekranlara Afrika sinemaları

Edinburgh ve Glasgow’da gerçekleşen “Devinimdeki Afrika” (Africa in Motion) Film Festivali kapsamında bir araya getirilmiş fotoğraflardan oluşan “Afrika’da Film İzlemenin Yolları” (Ways We Watch Films in Africa) adlı sergi, geçtiğimiz cuma günü, Glasgow şehrinde, film izlemeye uygun hale getirilen eski depolardan birinde açıldı. Sergi, Kenya’nın gecekondu mahallesinde, Johannesburg’daki damlarda ya da çöllerin kum tepelerinde film izlemek için bir araya gelen Afrikalıların fotoğraflarından oluşuyor.

Sergideki fotoğraflar şunu anlatıyor: Afrika’nın büyüyen orta sınıfı yeni multipleks sinemalarda eğleniyor ve sınırlı internet erişimi sorun olsa da evlerinde istedikleri filmi izleyebiliyorken; birçok sinema izleyicisi hâlâ yoksulluğu ve elektrik kesintilerini yenmek için önlemlere, yeni metodlara ve pratik zekâlarına bel bağlamak zorunda.

Burkina Faso’dan Rwanda’ya, Güney Afrika’dan Zanzibar’a, sinema kendini var etmenin yeni bir yolunu buluyor. Filmler ya dar ve sıkışık gizli odalarda ya da Afrika’nın ilk sinemalarından biri olan “Zanzibar’ın Sinema Cenneti” (Cinema Paradiso of Zanzibar) gibi art-deco akımı mimarisindeki soluk ihtişamlı sinemalarda gösteriliyor. Filmler bazen açık havada, kalabalık yıldızlı Afrika gökyüzünün altında duvarlara ya da ekranlara yansıtılıyor. Bu, bütün dünyada sinemaseverler için tanıdık bir keyif.

Afrika’da film festivalleri gelişmeye devam ediyor. Örneğin binlerce tepenin bulunduğu şehir Rwanda’da, “Hillywood” diye adlandırılan film festivali (‘hill’ İngilizcede ‘tepe’ anlamında) düzenleniyor. Sahra Çölü’nün batısında düzenlenen film festivali, aynı zamanda, politik bir boyuta sahip ve Batı Sahra’da yaşayan Sahravilerin, Morocco’dan ayrılmak için verdikleri bağımsızlık mücadelesine dikkat çekiyor. Zanzibar şehrinde de bir film festivali düzenleniyor.

Kıtanın en zengin bölgesi Güney Afrika, ileri teknolojili sinema zincirlerine sahip, özellikle Netflix’in gelişi yakın gözüküyor. Ancak Johannesburg şehir merkezinin yenilenmesi ve ticari sermaye, kentte alışılmışa meydan okuyan alternatifler üretiyor. Her çeşit ırktan hipster’lar Melville’deki Atlas Sinemaları’na giderken, Bioscope bağımsız sinemada seyirciler geri dönüşüm geçirmiş araba koltuklarında ya da damlarda oturarak film izliyorlar.

Öte yandan, Kenya’nın “en mutsuz şehri” olarak ünlenen Kibera şehrinde, Afrika’nın en büyük gecekondu semti bulunuyor. Yarım milyon bölge sakini, toprak yollar ve açık kanalizasyonlar arasında kalan paslı, kahverengi kalay çatılı kulübelerde kitleler halinde yaşıyor. Bölgede yeterli sağlık hizmetleri bulunmuyor ve elektrik kıtlığı yaşanıyor. Bu koşullar dev ekranlı, bol atıştırmalı ve bakımlı tuvaletleri olan multipleks sinema için oldukça zıt.

Buna karşın Kibera, film severler için pek çok imkân sunuyor. Örneğin 2009 yılında bu gecekondu semtinde bir film okulu açıldı. Gecekondu mahallesi boyunca yayılmış salonlarda müşteriler futbol maçları ve geceleri gösterilen pornoların yanı sıra, Bollywood, Hollywood ve Nollywood’un ürünlerini düşük bir ücretle seyredebiliyor. Gösterim salonları büyük ölçüde genç erkekler tarafından ve genç erkekler için işletiliyor.

Kaynak: Guardian

Hazırlayan: Fundanur Öztürk

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-postanız paylaşılmaz. * işaretli alanların girilmesi zorunludur.

İptal