ATV Füsun Demirel’in işine son verdi

ATV Füsun Demirel’in işine son verdi

Oyuncu Füsun Demirel 13 Mart Pazar günü Cumhuriyet Gazetesi’nde yer alan söyleşisinin ardından ATV’de yayımlanan NTC Medya yapımı “Aile İşi” dizisi kadrosundan çıkarıldı. Türkiye sineması tarihinde önemli bir yere sahip, sanat dünyasının kadın, çocuk ve insan hakları, demokrasi, düşünce ve ifade özgürlüğü ile LGBTİ hakları konusunda sözünü sakınmayan kadınlarından, usta oyuncu Füsun Demirel, söyleşisindeki ifadeleri nedeniyle sosyal medya üzerinden linç edildi.

“Züğürt Ağa” ve “Uçurtmayı Vurmasınlar” gibi Türkiye sinemasında önemli yeri olan filmlerde rol alan ve  bir döneme damga vuran oyunculardan Füsun Demirel söyleşide, “Oynamak istediğiniz bir rol kaldı mı?” sorusuna, “Çok var. Mesela o dağlardaki gerilla kızları oynamayı çok istedim. Belki bir gerilla annesi olurum artık ya da anneannesi. Kadınların özgürleşmesi adına çalışmak ve üretmek istiyorum. Bütün bir hayatımı buna adadım. Ölene kadar da devam edeceğim. Her şeye rağmen inadına kahkaha!” yanıtını verdi. Küçükken dağa çıkmak istediğini, babasının onu bu yüzden yurdışına gönderdiğini söylediği cümleler de, söyleşinin en çok konuşulan kısımları oldu.

Demirel söyleşi boyunca barışa ve kadın özgürlüğüne atıfta bulundu. Başka bir soru üzerine de usta oyuncu “Eğer toplumda bir ivme olacaksa kadınlar öncüsü olacaklar. Çünkü kadınlar bu toplumda gerçek acıyı çeken taraf. Sayın Erdoğan’ın da dediği gibi, bir kere anne. Bu ülkede yapılan bütün bu zulüm ve neredeyse iç savaş sırasında, en büyük acıyı anneler, yani kadınlar yaşadı” demişti. İfadeleri çarpıtılan sanatçı sosyal medyada saldırılara, nefret söylemlerine maruz kaldı ve bunun üzerine sosyal medyadaki hesabı üzerinden bir açıklama yaptı. Söylediklerinin arkasında olduğunu belirten sanatçının açıklamasını sizinle paylaşıyoruz:

“Röportajda da gayet net bir şekilde ifade ettiğim gibi; uzun yıllardır bu topraklarda akıtılan kanı destekleyen, körükleyen her kesime eleştiri vardır. Yaşanan bu vahşeti görmezden gelmenin imkanı yoktur. Ölen her erkek, kadın, çocuk, asker, polis, sivil halk vs. demeden hepsi bizim insanımızdır. bu acıyı çok derinden hissediyorum.
Gerilla, yaratılmaya çalışılan algı gibi; sadece PKK ile özdeş bir kavram değildir. Dünya tarihinde birçok mücadele alanında gerillalar vardır, bu röportajda salt bir mücadele alanını örnek vererek gerilla oynamak istiyorum demedim. Tam da bu noktada, bahsettiğim ve çok etkilendiğim İtalya iç savaşında faşistlere karşı mücadele vermiş, ülkesinin kurtuluşu için savaşmış milis kadınlardır. 1989 yılında, TRT kanalına çekilmiş “Kurtuluş” dizisinde Kara Fatma’yı oynamıştım. Fatma, kadın savaşçıları ile Ege’de dağlarda düşmana karşı savaşmış bir kadındı. Bunun gibi güçlü ve mücadeleci başka bir kadın rolüne girmek istedim. Bu da gençlik zamanımda bir gerilla rolüydü. Bu mesleği sürdürürken, bütün hayatları oynamaya adaysınızdır. Konuşmanın seyrinden ötürü, ben de aday olduğum rollerden sadece birini dile getirdim. Benim için herhangi bir gerilla kadın rolü, aynı zamanda özgürleşen, kendini ifade eden, hayatı için mücadele eden, üreten bir kadının tasviridir. Bu her zaman eline silah alıp dağa çıkan bir kadın gerilla olmak zorunda değildir. Bu özgürleşen kadının savunmasını yapmaya devam edeceğim. Bu sebeptendir ki röportajda her şeye rağmen inadına kahkaha deyip, özgür insanın vurgusunu yapmayı amaçladım.
Hayatım boyunca ezilenlerin yanında, ezenlerin karşısında olmaya çalıştım. Yoz düşüncelerden arınmaya ve her zaman daha özgür, daha eşit, çocuklarımıza bırakacağımız daha güzel bir dünyanın hayaliyle çalıştım. Bu yüzden insanı, doğayı, hayvanın yaşamını odak noktasına alan her mücadelenin yanında oldum… Röportajda anlatmaya çalıştığım şey tümüyle buydu ve düşüncelerimin savunmasını yapmaya mecbur kaldığım için derin üzüntü içerisindeyim.”

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-postanız paylaşılmaz. * işaretli alanların girilmesi zorunludur.

İptal