Antik Yunan’ın zengin ve gerilimli ‘karmaşası’

Antik Yunan’ın zengin ve gerilimli ‘karmaşası’

Antik Yunan, başta Avrupa olmak üzere, dünya tarihini şekillendiren zengin ve içinde farklılıklar barındıran çoksesli bir uygarlıktı. Yalnızca siyasi tarihe yön vermekle kalmadı, kültürün de rotasını çizdi: Edebiyat ve şiirin tarihsel gelişiminde insanlığın Antik Yunan’a çok şey borçlu olduğunu düşünenlerden biri, hem Yunanca hem de bu kültüre dair bilgisiyle öne çıkan Oscar Wilde’dı.

1900’lerin başında verdiği konferanslar ve daha önce kaleme aldığı denemeler, 1908’de kitaplaştırılan Wilde’ın bu önemli eserinin bir parçası olan “Tarihsel Eleştirinin Doğuşu”, aynı zamanda yazarın edebi gelişiminin kaynaklarını göstermesi bakımından da önemli.

Wilde, Eski Yunan’daki tarihyazımının Thukydides, Herodotos, Apollodoros, Polybios, Diogenes vd. eliyle edebiyatla iç içe geçirildiğini biliyordu. Adı geçen bu tarihçiler, eserlerinde çoğunlukla yazılı olanın ardını da keşfe çıkmıştı. Buradan ilham alan Wilde da “tarihsel eleştiri” ya da “tarihsel eleştirel yöntem”le arka planına baktığı Antik Yunan metinlerini yorumluyor denemelerinde. Böylece Antik Yunan kaynaklarının anlamını ve tarihteki yerini kavrayıp anlatmaya uğraşıyor. Başka bir deyişle geçmişi yeniden canlandırıyor, tıpkı Herodotos’un, Apollodoros’un, Thukydides’in ve Polybios’un yaptığı gibi.

Wilde, Eski Yunan’da metinler yoluyla otoriteye ve Tanrılara başkaldırının ya da en azından serzenişte bulunmanın nüvelerini yakalayarak bunun kendi dönemindeki yansımalarını arıyor. Dolayısıyla geçmiş ile bugün arasındaki bağı, tarihsel eleştirinin anavatanından; Antik Yunan metinlerinden ve edebiyatından hareketle kurmaya çalışan bir yazar var karşımızda.

Kabullerin ters yüz edilişi

Tarihsel eleştiri ile özgürlük, demokrasi, devrim ve yenilik arasında bir ilişki bulunduğunu söyleyen Wilde, bütün bunların sözle otoriteye başkaldırma olanağı taşıyan edebiyatla (özellikle Eski Yunan edebiyatıyla) hayat bulduğunu düşünüyor. Antik Yunan coğrafyasında ilk örneğine rastlanan Aydınlanma’nın da bu kaynaktan beslenerek ete kemiğe büründüğünü belirtiyor yazar: “Eleştiri ruhu, dogmatik otoriteye karşı tahammülsüzlüğünü demokrasiden, kanunun ve nizamın çekici benzeşimini doğa biliminden, fenomenlerin girişik dışavurumlarının altında yatan dayanışma fikrini felsefeden almıştır.”

Mucizelerin, öğretilerin ve kutsalın ayağının kaydırılmasında önemli rolü bulunan tarihsel eleştirinin, yine Antik Yunan metinlerinde karşımıza çıktığını ifade eden Wilde, hikâyelere gönülden inanışın sorgulayıcı akıl tarafından yıkıldığını da ekliyor.

Soru sorarak ve kabulleri ters yüz ederek ilerleyen Antik Yunan uygarlığı, Sokrates öncesindeki ürünlerle, ardından Platon’un ve Aristoteles’in metinleriyle kabullerde önemli gedikler açtı. Wilde, kronolojik bir sıra takip etmekle birlikte zamanlar arasında geçişler de yaparak bu metinlerin çözümlemesine girişiyor.

Her ne kadar metinlerde Tanrılar, efsaneler ve kimi akıl dışı öğeler yer alsa da Eski Yunan’ın dünyaya armağan ettiği şüphecilik, ilerleme ve eleştirinin altyapısına da rastlıyoruz. Rasyonellik ile inancın sınırında duran yazarlar ve metinler buradaki en önemli tutamaçlardan. Wilde bir not düşüyor: “Asla unutulmamalıdır ki tarihsel eleştirinin yasaları hukuki kanıtların yasalarından farklıdır, zira onlar gibi her sıradan zihin için kolay anlaşılır değildir; yaşam tecrübesi üzerine kurulu belirli bir tarihsel sağduyuya ihtiyacı vardır. Ayrıca tarihsel olasılık bilimi, özünde ilerlemeciyken ve çağın gelişen ruhuyla değişirken yasa önündeki kanıtların kabul edilmesi ile ilgili kurallar tamamen durağandır. Tarihsel eleştirinin spekülatif yasalarından hiçbiri psikolojik olasılığın altında yatan yasadan daha mühim değildir.”

Wilde’ın, eleştirinin eleştirisine giriştiği açık biçimde görülüyor. Herodotos ile Thukydides karşılaştırması; ikilinin tarihyazım yöntemini kıyaslayarak Eski Yunan’daki rasyonalite ve hikâye anlatıcılığı akımlarını tartması bu noktada önemli bir örnek: “Heredotos, Tanrı’nın muhteşem yöntemlerini ve işlenen günahların bedelini gözler önüne sermek için yazdı ve eseri, hiçbir şeyin eleştirinin önüne ahlaki yönelim kadar geçemeyeceği gerçeğine iyi bir örnektir. Thukydides’in vaaz edeceği bir öğretisi ya da kanıtlayacağı bir ilkesi yoktur. Aynı sorunların tekrar yaşanması hâlinde insanların nasıl tepki verebileceğini bilebilmek için birtakım öncülden gelen sonuçları analiz etmiştir. Amacı, geçmişin yasalarını keşfedip geleceği aydınlatmak için bir ışık olmaktı.”

Wilde’a göre toplumun kökeni ve tarih ile felsefenin incelenip anlaşılması, Eski Yunan düşüncesinin ve edebiyatının gelişimini kavramada hayli kritik bir dönemeç. Sokrates öncesi dönemden, Platon’a ve Aristoteles’e uzanan süreç, tarihsel eleştirinin evrimini gözler önüne sermesi bakımından epey önemli.

Tarihçilere eleştiriler

Antik Yunan denince toplumu, sanatı, politikayı ve efsaneleri bir arada düşünmek gerektiğini bilen Wilde, bu “karmaşanın” hem bir zenginlik hem de gerilim yarattığının da farkında. Üstelik Yunan toplumu, politik ve sanatsal yönden gelişir, barbarlıktan medeniyete geçerken söylenceler bu ilerlemeyi besleyen verimli bir kaynak. Edebiyatın da tarih felsefesinin de bunlara çok şey borçlu olduğunu düşünüyor Wilde: Yazar, fizik ile metafiziğin mücadele ettiği, Ortodoks düşünce ile insan doğasını esas alanlar arasında rekabetin var olduğu Eski Yunan’da, evrime ve ilerlemeye giden yolu gösteriyor okura. Fakat bu yolun kasislerle dolu olduğu da unutulmamalı.

Wilde’a göre Yunanlılar, hayranlık duyup tapındığı şahsiyetlerin hümanizmini, onlara doğaüstü ve ilahi güçler yükleyerek zayıflatırken söylenceler bu anlamda bir kez daha öne çıktı. Dahası kimi yeniliklere başkaldıran figürler, Ortaçağ’daki Katolik fanatizmini de körükledi. Yine de tarih felsefesi ve tarihsel eleştiri bağlamında, geçmişe dair neden-sonuç bağlantısıyla kurumları ve eğilimleri araştırmaya girişenlerin aynı uygarlıktan çıktığını hatırlatıyor Wilde.

Anlatıcılığın ağır bastığı uygarlıkta, tarihyazımı ve tarihsel eleştiri için önemli ipuçları yakalayan yazar, olaylara belli bir mesafeden bakacak, gerçekleri yasalar doğrutusunda değerlendirecek, neden-sonuç ilişkisini gözden ırak tutmayacak ve olup bitenin etkilerini es geçmeyecek tarihsel eleştirinin ortaya çıkışı için de Eski Yunan’a yönelmek gerektiğinin altını çiziyor. Bunu yaparken Herodotos’u, Thukydides’i ve Polybios’u eleştiriyor.

Yunan ruhunu; karşılaştırma, sorgulama ve araştırmayla açıklayan Wilde, sonrasında yaşanan ilerleme ve devrimlerin özünde bu eleştirelliğin yattığını söylerken Ortaçağ’daki Rönesans ve Aydınlanma filizlerinin de orada saklı olduğunu belirtiyor.

Tarihsel eleştirinin, bütün yönleriyle bu dönemi açığa çıkardığını, hatta günümüzde sahip olduklarımızın dökümünü yapmaya imkân verdiğini belirtip “Bin yıllık yıkıntıların kasvetli yolundan Yunan ruhu ve çağdaş düşünce el ele geçmiştir” diyor.

Tarihsel Eleştirinin Doğuşu, Oscar Wilde, Çeviren: Batuhan Taş, Alakarga Yayınları, 106 s. 

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-postanız paylaşılmaz. * işaretli alanların girilmesi zorunludur.

İptal