Ahmet Şık’ın kaleminde ‘Kuşatma Altında Gazetecilik’ raporu

Ahmet Şık’ın kaleminde ‘Kuşatma Altında Gazetecilik’ raporu

Gazeteci Ahmet Şık, PEN İngiltere için Türkiye’de ifade özgürlüğü raporu hazırladı. “Kuşatma Altında Gazetecilik” raporu medya sahipliği, mevzuat işleyişi ve Gülen cemaati-AKP ilişkisi çerçevesinde basın ve ifade özgürlüğü ihlallerini inceliyor.

Bianet‘te yer alan habere göre, raporun ön sözünde, Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakanlık dönemi ve cumhurbaşkanlığında Türkiye medyasının sınırsız ve sistematik tacize maruz kaldığı belirtilerek şu ifadeler yer aldı:

“Haber kaynağı ile ilişkiye geçme, “yanlış” olduğu düşünülen kişilerle röportaj yapmak “terör aktivitesi”, “yasadışı eylemlere katılmak” olarak değerlendirilebiliyor, ya da askeri yahut sivil darbe iddialarıyla ilişkilendirilebiliyor. Sansür ve otosansür norm haline gelirken, medya sahipleri gazetecileri kovmaya zorlanıyor, hizaya gelmeyenler felce uğratan vergi cezalarıyla karşılaşıyor.”

Medyanın ciddi bir krizle karşı karşıya olduğunun vurgulandığı raporda, gazetecilere gözdağı, taciz ve saldırılar, gazetecilerin gözaltına alınması, yargılanması, tutuklanması, hükümete muhalif medyalara el konulması gibi tespitler yer aldı. Basın kuruluşlarına yönelik bu tutumun AKP’ye yakın iş çevrelerine, pazar değerlerinin altında bir fiyata satılmasının bir sonucu olduğu belirtilen rapor, Basın İlan Kurumu aracılığı ile dağıtılan resmi ilanlarda hükümete yakın medya kuruluşları üst sıralarda yer alırken, Taraf, Sol, Sözcü ve Zaman gibi muhalif gazetelere verilen ilanları azalttığı vurgulanıyor. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun (RTÜK) da muhalif medya üstünde bir baskı aracı olduğuna dikkat çeken rapor, iki seçimin yapıldığı 2014 yılında RTÜK’ün televizyon kanallarına 78 uyarı ve 253 ceza, radyolara ise 12 uyarı ile 7 ceza verdiğini aktarıyor.

Kapsamı ve yoğunluğu itibariyle, AKP’nin iktidarda olduğu bu dönemde, medyaya yönelik baskının Türkiye’nin otoriteryen ve askeri yönetimleri ile karşılaştırılabilir olduğunu belirten rapor, medya sahipliğindeki yapısal değişiminse gazeteciliğin kalitesinde de tahribat yarattığını belirterek şu ifadelere yer veriyor: “Medya talimatla içerik aracı haline gelirken, habercilikse gazeteciliğin temel ilkelerine aykırı olarak tümüyle politikleşmiş durumda. Bir zamanlar askerin denetimi altındaki medya, şimdi de demokratik olarak seçilmiş hükümetin parmağının ucunda. Birkaç istisna hariç, gazeteciler mesleklerinin, toplumsal yarara dair temel işlevini ihmal eder, tarafsızlık sorumluluklarını terk eder ve hükümetin sözcüsü haline gelirken Türkiye medyasının siyasi iktidara ekonomik bağımlılığı da bozulmamış durumda.”

Bu krizde gazetecilerin de kendilerine sorumluluk payı seçmesi gerektiğini vurgulayan rapor şöyle devam ediyor: “Basındaki sendikasızlaşma, gazetecilerle köşe yazarları arasındaki rekabetin sonucu olarak standartların düşmesi ve gazetecilerin kovulmasına medyayı zayıflattı. Gazetecilerin arasındaki sansürü yaymaya yönelik ihtilaf ve otosansüre heveslilikleri medyadaki bozulmaya katkı sağladı. Hala en büyük sorunlardan biri serbest olan gazetecilerin etkili bir şekilde susturulmuş olması.”

Raporun bir diğer dikkat çektiği konu da internet sansürü. Raporda AKP yetkilileri tarafından yönetilen 10 bin “troll” olduğuna yönelik iddialar yer alıyor. Bu iddialar kanıtlanmasa da sosyal medyada hükümet yanlısı eşi görülmemiş bir faaliyet olduğunu belirten rapor, bilhassa çok takipçisi olan, aralarında gazetecilerin de olduğu muhaliflerin sosyal medyada hedef haline geldiğini söylüyor.

Raporda, gazetecilik faaliyetleri nedeniyle hapsedilmiş tüm gazeteciler serbest bırakılmalı, Medya ve hükümet arasındaki ilişki şeffaf olmalı, hükümetin devlet kaynaklarını kullanarak medya yapısına müdahalesi engellenmeli, kamu görevlileri muhalif görüşlerini dile getiren bireylere yönelik sansür girişimlerine son vermeli gibi öneriler yer alıyor.

Kaynak: Bianet

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-postanız paylaşılmaz. * işaretli alanların girilmesi zorunludur.

İptal