Ahmet Büke’nin yeni öykü kitabı yayımlandı

Ahmet Büke’nin yeni öykü kitabı yayımlandı

“İnsan Kendine de İyi Gelir” adlı kitaplar bir öyküyü okurlarımızla paylaşıyoruz.
Yazar Ahmet Büke’nin ON8 blogda “Sosyal Ayrıntılar Ansiklopedisi” başlığı altında, bir yıl boyunca her hafta yazdığı öykülerden bir seçki “İnsan Kendine de İyi Gelir” adıyla yayımlandı. 40’ı aşkın öykünün yer aldığı kitapta, daha önce blogda yayımlanmayan yeni öyküler de bulunuyor.  Kurduğu dünya içinde birbirine değen öykülerde, yakın geçmişin toplumsal olaylarının fonunda, Arap Hatçam Teyze, Bakkal Nihat gibi mahalle sakinleriyle örülü bir hayat akıyor.

İşte kitabın ilk öyküsü:

Screen Shot 2015-08-31 at 19_57_38Yüklük’ten

Bizim evin en büyük odası babaanneme aitti ve kapısının ardında bir tırkaz vardı. Odadan çıktığı zaman kilit istemezdi ama içerideyken, istediği zamanlarda yalnız kalmayı garantiye alırdı.
Odanın mevcudu; çeyizliği cevizden aynalı konsolu, büyük pirinç yatağı, pencere önünde yumuşak minderli divanı ve büyülü olduğunu düşündüğü gömme yüklüğünden mürekkepti.
Bütün bu ağırlık benim için müthiş keşifler kıtası kadar büyüktü.
Aynalı konsolun kilitli bölmesinde tahta kutuda, kokulu Ali Galip lokumları olurdu her zaman. Babaannem yokken odaya sızmak ve o hazineye ulaşmaya çalışmak en büyük uğraşlarımdandı. Kilit tornavidaya dayanıklıydı.
En iyi yol, bir parçası kırılmış camdan iki parmağı içeri uzatıp lokumları teker teker çekmekti. Acılı ve zor dakikaların sonunda mutluluk gelirdi. Ya da iyice uzağa itilmiş lokum kutusunun hüznü kalırdı.
Sonra pirinç yatağa atlar, biraz zıplardım.
Yorulunca uzanıp tavana uzun uzun bakardım.
Sıva ve badana izlerinden doğan şekiller her defasında acayip gelirdi bana. Tıpkı bulutlar gibi: Savaşan devler, okul yolunda düşürülmüş bir mendil, annemin eşarbı, dedemin köylü kasketi, iri memeli Arap Hatcam Teyze, Arap Hatcam Teyze’nin iri horozu, horozun ibiği, Kıprıs haritası, Amerikanya, Çelik Bilek’in tokalı kemeri.
Böyle böyle uykum gelirdi –Uykuya düşmeden hemen önceki saniyeler öykü için büyük malzemedir ama neredeyse hiç hatırlanmaz.
İşte tam koynuna düşerken rüyaların, dış kapı sesine sıçrardım.
Babaannem geliyor!
Yakalanmak –ağzım yüzüm lokum tozu ve dağınık bir yatağın üzerinde– ölümden ziyade idi.
Derhal yüklüğe sızardım. Yatakların ardına, yastıkların ve hanımeli kokan çarşafların altına.
Yaramazlıklarım unutulana kadar orada uyurdum.

5 Mayıs 2014

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-postanız paylaşılmaz. * işaretli alanların girilmesi zorunludur.

İptal