1968: Bir tarih, bir ikon, bir şarkı

1968: Bir tarih, bir ikon,  bir şarkı

“Avrupa’da bir hayalet dolaşıyor, Komünizm hayaleti.” İşte bu yazınsal ikon haline dönüşmüş sözlerle başlar 1848 yılında yazılmış olan Komünist Manifesto. Bu hayalet 120 yıl sonra devr-i âlem yapacak ve çıktığı yerlere geri dönecekti. Tıpkı 1848 devrimleri gibi 1968 bir süre sonra sönümlenecek olsa da daha adil, eşit ve özgür dünya düşleyenler için süreç devam ediyordu. Onlar kazansa da biz haklıydık.

İletişim Yayınları’ndan çıkan Yılmaz Aysan imzalı “Afişe Çıkmak / 1963-1980 Solun Görsel Serüveni” isimli hacimli ve zengin çalışma, yırtılsalar da duvarlardan kazınamayan afişlerin, posterlerin, kitap kapaklarının izini sürüyor. Sol eğilimli insanların dertlerini görsel, yazınsal olarak aktardığı mecraların arkeolojisi bize hem o dönemin estetik beğeni düzeyini ve bileşimini hem de bu seviyenin aşamalı evriminin serencamını sunuyor.

Çalışma 2013 yılında İletişim Yayınları’nın 30. yılı anısına özel olarak hazırlanmış. Hatta yayımlandığı dönemde kitabın içindeki afişler, Tütün Deposu’nda sergilenmişti. Oldukça zengin olan görsel içeriğinin yanında bu üretimlerin aktif ve merkezi aktörlerinin çoğuyla yapılmış uzun röportajlarla dönemin aurasına, bu insanların itiraz ve müdahale motivasyonlarına, sevimli acemiliklerine, iyimserlikleriyle yarattıkları mucizelere ve tüm bunları doğuran değişimin gücüne duyulan sarsılmaz inançlarına da tanıklık ediyoruz.

Solun görsel hafızası açısından eşsiz öneme sahip bu belgesel çalışmanın kapak resminde Türkiye sol ikonografisinin tartışmasız en önemli figürü olan sol kolu havada slogan atan Dev-Genç figürü var. Bu figürün bir ikona dönüşüm süreci hikâyesini, yine kitaptan, dönemin Dev-Genç başkanı Ertuğrul Kürkçü ile yapılmış olan röportajdan öğreniyoruz.

“Yanlış hatırlamıyorsam, bu fotoğraf Marco Bellocchio’nun ‘Çin Yakındır’ (La Cina é vicina, 1967) filminden bir kareydi. Genç Sinema dergisi de ilk sayısının kapağına basmıştı.” (Sf.137)

Ertuğrul Kürkçü yanlış hatırlıyordu.

“1960’lar Brezilyasının sosyo-politik problemlerine yoğunlaşan ‘Cinema Novo’ hareketinin genç üyesi yönetmen Glauber Rocha, 1964’te Deus e o Diabo na Terra do Sol (Tanrı ve Şeytan Güneş Toprağında) filmini çeker. Basına dağıtılan görüntü, film şeridinden bir kare kesilerek alınmıştır, dolayısıyla gerçek filmde bu kare hiç görülmez.” (Sf.153)

Görsel bulunur ama bir sorun vardır. Orijinal görselde kolun bir kısmı kadraja girmez, eli görünmez. Oysa bize bir el, daha doğrusu bir yumruk lazımdır! Bu sorun Ertuğrul Kürkçü ve arkadaşlarını hayli meşgul eder ve anlaşılan odur ki, bulunan hiçbir çözüm bugün için bile Ertuğrul Kürkçü’yü tatmin etmemektedir:

“Eli de böyle durmuyordu zaten.  Şimdi buna bir el takılacak… Hasan uğraştı buna takma kol takmak için. Fakat genellikle bu resmin eli hep sorundu, çünkü bunu yapanlar her ne kadar grafikten anlamaya başlamışlarsa da resim eğitimi görmedikleri için bir türlü orantılı ve anatomik olarak düzgün bir el çizemediler. Bu böyle çıktı ve sonra da bu afişe monte edildi. Yani bunun saçma bir takma kolu olması ondan kaynaklanıyor.”

Figürün saçları uzun ve dağınıktır. Gömleğinin düğmeleri açıktır. Bu hali etraftaki devrimcilere benzer ama bir kusuru vardır:  Bıyıksızdır.

Bu figürün niye bıyığı yok sorusununa Ertuğrul Kürkçü’nün cevabı kısa ve nettir.

“Bıyığı yok, çünkü resimde yoktu.”

1964 yılında Brezilya’da çekilen bir filmin, bu filmin içinde olmayan bir karesinin, Türkiye’nin 1968’inde duvarlara yansıması ve Gezi’den 1 Mayıs alanlarına kadar kesintisiz dolaşımda kalması bir şarkı olsa, galiba şu olurdu.

“…..

Aşk hiç biter mi

Kalır bir durakta

Yırtık bir afişte

Buruk bir gülüşte

Dağılmış yürüyüşte

….”

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-postanız paylaşılmaz. * işaretli alanların girilmesi zorunludur.

İptal