1 Mayıs’ı kutlamak…

1 Mayıs’ı kutlamak…

Dönüp bakıyorum ardıma, en son katıldığım 1 Mayıs’ın üzerinden 40 yıldan fazla zaman geçtiğini fark ediyorum.

Kelimenin tam anlamıyla sararmaya yüz tutmuş fotoğraflar da olmasa geçmiş sanki hiç yaşanmamış gibi gerilerde kalacak!

Belki de kendimize ait olmayan eski bir filmin belleklerde yarım yamalak anımsanan kareleri gibi!

İyi ki an’ı anımsatan fotoğraflar var. Onlar da olmasa belleğimiz belki de bize ihanet edecek, yaşanan zalimlikleri gördükçe.

Siyah beyaz fotoğrafa bakıyorum. Önümüzde bir pankart. “MC Düşürülmelidir.”

Sene 1976 ve 1 Mayıs günü.

Ankara’dan 13 otobüs gece yarısı çıkmışız yola. Sabah saatlerinde Kabataş vapur iskelesinde toplanıyoruz. Sonra alana girmek için sıramızı bekliyoruz. Öğlen saat bir sularında Kabataş-Gümüşsuyu ve oradan Taksim alanındayız.

Mahşeri bir kalabalık. Kürsüde biri konuşuyor ama alanın her bir köşesinde ayrı bir heyecan yaşanıyor.

O güne kadar hep işçi sınıfından, işçi sınıfının iktidar olmasından, hatta “öncülük” misyonu yüklendiği için misyonuna göre davranması gerektiğinden söz edilmiş de; işçi sınıfı kendi iradi gücüyle o denli ve o ana kadar sahnede arzı endam etmemiş/edememiş sanki!

İşte bugün 40 küsur yıl sonra geri dönüp o fotoğraf karesinden iz sürerek geçmişi düşündüğümde; aklımda kalan 1 Mayıs afişi, işçi sınıfının bir daha da o haliyle bir başka görüntüde zihnimde hiçbir zaman yer alamayacak “sahici tezahürü”yle, bir şarkı ya da marştan arda kalanlar sanki!

“1 Mayıs / 1 Mayıs / işçinin emekçinin bayramı” ve tabii olarak o, 1976’nın 1 Mayıs’ı.

İtiraf edeyim ki, bugün de 1 Mayıslarda aynı heyecanı yaşamak istiyorum. Belki İstanbul’da olsam her köşe başından, her sokak aralığından fırlayan kimi “firari güvercinler”le birlikte olmak isterdim, yaşım ve fiziki durumumun elvermediğini bilmeme rağmen!

Çünkü biliyorum; gönlümüz, ruhumuz ve dahi gündemimiz/ gündemlerimiz, önceliklerimiz son on, onbeş yıl içinde o kadar değişti ki!

İfade edeyim ki, son zamanlarda artık sadece Newroz bayramlarında, Diyarbekir Newrozlarında ben o eski 1 Mayıs coşkularını yaşadığımı hissediyorum.

Ama diliyor ve istiyorum ki; 1 Mayıs ile Newroz Bayramları buluşsun. İki bayram da birbirlerinin coşkusunu, birbirlerini ötelemeden yaşasın istiyorum.

Bu sebeple “bijî, herbijî yek gûlan” diyorum.

30 Nisan 2017 Diyarbekir

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-postanız paylaşılmaz. * işaretli alanların girilmesi zorunludur.

İptal