Atatürk Kitabı - Reklam Atatürk Kitabı - Reklam

Uzay gemisine binip Mardin’e gitmek için iyi bir neden

Uzay gemisine binip Mardin’e gitmek için iyi bir neden

Kültür Servisi programı cumartesi akşamları Artı Tv’de yayımlanıyor. Haberlerle, röportajlarla haftanın kültür gündemini aktarıyoruz. Konuklarımız programlarımıza boyut katıyor. Nicedir onlarla sohbetlerimizin yazılı dökümünün yayımlanması önerisi geliyordu. Bu öneri artık hayata geçiyor. Bundan böyle düz metinler ya da soru cevaplar halinde, çekimler sırasında aldığım tadı okura ulaştırmaya çalışacağım.

***

Son programda stüdyoda fotoğrafçı Murat Germen’le birlikteydik. Mimar, kent plancı ve akademisyen Murat Germen, ABD’den Rusya’ya kadar pek çok ülkeye konuk oldu, yirmi kişisel sergi açtı. Ödüller aldı.

Belgesel fotoğraflar çekiyor. HES alanlarındaki yıkımı da fotoğrafladı, Gezi direnişini de. Biz onu daha çok kent fotoğraflarıyla tanıyoruz. Odağında genellikle İstanbul var. Gelecekte İstanbul’un bugününü merak edenler, onun arşivine başvurabilecekler.

Buluşma nedenimiz Sakıp Sabancı Mardin Kent Müzesi’ndeki “Fotoğrafın Türlü Halleri – Murat Germen: Kesit Retrospektif” başlıklı sergi. Müzede, sanatçının geçmişten şimdiye fotoğraf yolculuğundan bir seçki sunuluyor.

Germen, serginin kapsamının, mayıs ayında Kopenhag’da yaptığı bir sunuma dayandığını anlatıyor:

“Yaratı araçlarının analog olduğu dönemlerde yetiştim. İTÜ’de şehir plancılığı okurken bilgisayar meselesi ortaya çıktı. MIT’de (Massachusetts Institute of Technology) mimarlık eğitimi alırken de analogdan dijitale geçiş yaşanıyordu. MIT öncü kuruluşlardan biri olduğundan, orada dijital dönüşümün temellerine şahit oldum.”

“Dolayısıyla hem analog üretim becerilerimi canlı tuttum hem de dijital araçlardaki becerilerimi geliştirebildim. Sonunda şu izlek doğdu: Analog yaratı sürecinin ardından dijital teknolojiyi öğrenip onun kurgu araçlarına hâkim olup kullanmak; bu yanı tatmin ettikten sonra da fotoğrafın kendinden menkul iki boyutlu haline yeni boyutlar katmak. Sergideki seçki bu izlek üzerine yapıldı.”

Müzede yer alan 52 eser üç ana kaynaktan oluşuyor. İlki sanatçının arşivindeki çalışmalar, ikincisi kişisel ya da kurumsal koleksiyonlardaki eserlerinden bazıları, üçüncü kaynak ise daha önce sergilenmemiş 20’yi aşkın eseri.

“Galerilerle çalıştığınız zaman satılabilir işler öne çıkıyor. Bu nedenle bazı eserler kendine ifade alanı bulamıyor” diyor Murat Germen:

“Mardin’deki sergide on yıl öncesine uzanan ve benim çok sevdiğim işler var; bunlar daha önce sergilenmemişti. İlk kez basıldılar, ben de onları ilk defa basılı halde görmüş oldum. Hâlâ çocuksu bir heyecan içindeyim.”

Mayıs ayında düzenlenen 4. Mardin Bienali büyük ilgi görmüştü. Kentteki oteller dolup taşınca sanat izleyicileri çevre illere dağılmıştı. Murat Germen’e o süreci hatırlatıp, Mardin etkinliklerine ilginin nedenini sorunca, yerel halktan dinlediği eleştirileri aktardı. Meğer Mardinliler için bu sanatsever akını, Murat Germen’in benzetmesiyle, “uzaylı” istilasından farksızmış:

“Bütün İstanbullular uzay gemisine doluşuyor, sonra Mardin’e konuyorlar. İlk kez Dünya’ya gelmiş gibi gezip, kendi aralarında eğlenip, güzel yemekler yiyip, badem şekeri alıp, aynı uzay gemisine doluşup geri dönüyorlar” diye düşünüyorlarmış.

“Elbette ben de o uzay gemisindeyim” diyor sanatçı ve kendi kendine soruyor: Peki bu hal nasıl kırılabilir?

Ona göre ilk önce “sanatçının – sanat izleyicisinin kendini çok da önemsememesi”, yukarıdan bakmaktan vazgeçmesi gerekli:

“Çok önemli bir iş yaptığımızı düşünmüyorum. Ben kimsenin hayatını kurtarmıyorum, insanlığın seyrini değiştirecek, daha kolay yaşamalarını sağlayacak bir icadım yok. Hasbelkader çok sevdiğim bir işi yapıyorum, bunun için kendimi çok şanslı hissediyor ama meseleyi abartmamak gerekiyor. Her şey basit düzlemde ele alınınca insanlarla daha rahat ilişki kurabiliyorsunuz.”

Bir başka etken, yapılan etkinliklerin halkın katılımına açık olması. 31 Mart 2019’a kadar sürecek sergi kapsamında, Artuklu Üniversitesi işbirliğiyle söyleşiler, atölyeler düzenlenecek ve onlar aracılığıyla yerel nüfusla buluşmak mümkün olacak.

Murat Germen, lüzumundan fazla önemsediği bir iş yapmadığını söylüyorsa da, başta da dediğim gibi, nasıl bir dönem Ara Güler’in fotoğraflarıyla anılıyorsa, şimdinin kent görünümleri Murat Germen’in çalışmalarıyla tarihe kalacak.

Sohbetimizin bu noktasında Selahattin Giz’in doyumsuz fotoğraflarını hatırlatıyor. “O da en az Ara Güler kadar tanınmalı” diyor.

Giz’in arşivini incelerken, kendi çalışmalarıyla ortaklıklar yakalamış:

“Eski uçaklar vardır, çift kanatlı, pırpırlı, kabinsiz. O uçaklardan ciddi miktarda kent fotoğrafları, İstanbul fotoğrafları çekmiş. Benim de havadan çekilmiş kent fotoğraflarım var. Drone ile çekiyorum, uçağa bindiğimde çekiyorum ya da gökdelen tepelerinden. Selahattin Giz gösterileri fotoğraflamış, ben de öyle. Yani şaşırtıcı bir kategorik benzerliğimiz var.”

Ardından yeni bir serginin müjdesini verdi Murat Germen:

“Şifahi olarak söz aldım, burada da o sözü kayda geçirelim: İleride bir ‘Giz – Germen sergisi’ olabilir. Fotoğraflar hazır bekliyor. Yapı Kredi Kültür Merkezi sinyal yaktığı anda eski fotoğraflarla yenileri arasındaki o akıl almaz değişimi göz önüne serecek, insanların saatler geçirebileceği bir belgesel sergi açılabilir.”

O halde şimdi top Yapı Kredi’de. Tarih netleşsin, sergi açılsın da Selahattin Giz’in fotoğraflarıyla yeniden buluşalım.

Ama önce, uzay gemisine atlayıp Mardin’e gitmemiz lazım.

.

.

//15 Eylül’de yayımlanan programın tamamı//

 

 

 

 

 

 

 

 

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-postanız paylaşılmaz. * işaretli alanların girilmesi zorunludur.

İptal

Son yazılar

En çok okunanlar

En çok yorumlananlar