Atatürk Kitabı - Reklam Atatürk Kitabı - Reklam

Umut edip direnmek için bir yer…

Umut edip direnmek için bir yer…

Giorgio Bassani, 1940’lardan itibaren yayımlanan kitaplarında, kaybolan ya da en hafif deyişle paranteze alınan; Avrupa Aydınlaması’nın lokomotifi hâline gelen ve Rönesans’la ete kemiğe bürünen hümanist değerlerin yeniden canlandırılması gerektiği düşüncesine ağırlık vermişti.

Yazarın uzun yıllar yaşadığı Ferrara kenti, bu anlatıların merkeziydi. Hatırlama ve anlama üzerine inşa ettiği hikâyelerinde kimi zaman direnişi kimi zaman aşkı işleyen, faşizmin tanığı olan Bassani, Ferrara’yı olup bitene karşı sesin yükseldiği bir yer şeklinde resmetti. Yazarın metinlerinde, hümanizm aşkıyla şiddetin üstesinden gelen insanlar boy gösterirken dirayetli insanların yaşadığı kent olarak okurların karşısına çıkan Ferrara, Bassani’nin hemen her hikâyesinde faşizmin yıkıntılarından yeniden doğuş ve kuruluşu simgeledi.

1956’da ‘Beş Ferrara Hikâyesi’ adıyla yayımlanan “Surların İçinde”, Bassani’yi bu kentin yazarı olarak tanıttı. Daha sonra okura ulaşan diğer kitaplarında yine bu şehir etrafında ördüğü hikâyelerle yazar, hümanizm penceresinden bakarak insanları ve onların yaşamlarını tasvir etmeye yönelmişti.

‘Kibir çok çirkin bir hayvandır’

“Surların İçinden”; çeşitli zamanlarda farklı mecralarda yayımlanan beş öyküden oluşuyor: ‘Lida Mantovani’, ‘Akşam Yemeğinden Önce Gezinti’, ‘Mazzini Sokağı’nda Bir Mezar Taşı’, ‘Clelia Trotti’nin Son Yılları’ ve ‘1943 Yılının Bir Gecesi.’

Bu beş öykünün kesişim noktasını ise savaş sırasında ve sonrasında meydana gelenleri, insanların yaşantısına dayanarak anlatma oluşturuyor. Bassani ise hikâyelerin sütre gerisinde konumlanıyor.

Yazarın bu tavrı, okurun bir yandan geçmişin yıkımlarından izler taşıyan sokaklardaki yeni hayatlarla (ve yeni sorunlarla) diğer yandan tortulaşmış bir aşkla yüzleşmesini sağlıyor. Ferrara’nın mütevazı ve çoğunluğu yoksul sokaklarının iki yanındaki evlerden gelen belli belirsiz sesler, küçük gibi görünen hesapların doğurduğu büyük sonuçları açığa çıkarırken küllenmiş ve taze aşkların yorgunluğu âdeta dile geliyor.

Lida Mantovani’nin başrolde yer aldığı öykü, iki savaş arası dönemde hüküm süren soğuk havanın Ferrara sokaklarındaki yansıması. Söz konusu soğuğu kıran sohbetlerin tamamı, Lida’nın sürekli geriye bakışıyla buluştuğunda, hatıralarına saplanan ve “kibir çok çirkin bir hayvandır; yılan gibi en olmayacak yerlere girer” diyen bir kadın çıkıyor okurun karşısına. Bu sırada İtalya’da Katolik Eylem düsturunu topluma dayatan ve din ile devlet işlerini bütünleyen Lateran Antlaşması, Vatikan ve hükümet arasında imzalanıyor, faşizm yükselişe geçiyor ve insanların önemli bir bölümünde gelecek kaygısı doğuyor.

‘Kızıllar ve Kara Gömlekliler’

Bassani, her biri novella kıvamındaki öykülerde, 1930 ve 1940’ların ruhunu yansıtan, ‘İtalya’nın Faşizm Çağı’ diye nitelenen döneme dair küçük anekdotlar yerleştirmiş. Bu zaman dilimiyle Ferrara’nın geçmişini bir araya getiren yazar, Avrupa tarihinden kesitler de serpiştirmiş metinlere. Dahası, İtalya’nın kuruluşuna; Cripi ve Garibaldi’ye, insanların gettolardan kurtuluşuna kadar gitmiş Bassani. İşte o anları, bir evlilik hikâyesiyle yani bir başka bir hayatın kuruluşuyla eşzamanlı olarak anlatan yazar, ‘Akşam Yemeği Öncesi Gezinti’de; hem Antikçağ’a, Ortaçağ’a, Rönesans’a, 1930 ve 1940’lara göz kırpıyor hem de zamanın dışına taşıyor.

Hikâyelerde öne çıkan diğer iki tema, kopuşlar ve geri dönüşler. Bassani, bunlar etrafında kurguladığı metinlerde, Ferrara’nın antik dönemlerdeki hâliyle İkinci Dünya Savaşı günlerini harmanlarken ikisinin ortasına yine insan hikâyeleri yerleştiriyor. Savaşın göbeğinde hayat devam ederken “Kızıllar”la “Kara Gömlekliler” arasında kovalamaca yaşanıyor.

‘Mazzini Sokağı’nda Bir Kitabe’; ülkenin tamamında olduğu gibi Ferrara’da da yaşamın “Kızıllar” ve “Kara Gömlekliler” yani “Biz” ve “Onlar” diye ikiye bölündüğü, savaşın bitimiyle her şeyin sıfırdan kurulduğu bir dönemin anlatımı: Savaşın koyu perdesinin kalkmasıyla mevsimlerin tekrar farkına varan ve geçmişin geri geldiğini hisseden; “hayat yeniden başladığı zaman kimseye aldırış edilmez” diyenlerin öyküsü…

‘Yaşamı canlandırmaya çalışıyoruz’

Ölüler ve yaşayanları rüyalar aracılığıyla buluşturan öyküler de bulunuyor kitapta. Mezarlıkların yanı başındaki yolda akıp giden yaşam, ölüleri hatırlattığı gibi kayıtsız uğraşlara gömülen insanlarda sonsuza dek sürecek bir şeymiş hissi uyandırıyor.

‘Clelia Trotti’nin Son Yılları’ başlıklı öykü, böyle bir anımsatmayla hayat buluyor; geride kalan savaş ve 1946’da kurulmaya çalışılan yeni yaşamı simgeliyor: “Sanki kalpte ve damarlarda hissedilen ani bir irkilmeyle Kurtuluş döneminde sık rastlanan, eski ve suçlu bir toplumun kendini yenilemek için çaresizce başvurduğu o toplu vicdan muhasebelerinden birine tanık olunacaktı.”

Anlatıcının bahsettiği muhasebenin temel nedeni, 1922-1945 arası yaşanan dönüşümle İtalya’nın Rönesans’tan ve Aydınlanma’dan miras kalan hümanist değerlerinin hızla ve öfkeyle örselenmesi. Bu fırtına dindiğinde, geriye düşünceler ve onların dile getirilişi kalmıştı: “Gerçek şu ki insanın ağladığı, acı çektiği, umut edip direnmek için kendisine dayanak yaptığı yerler, en çok bağlandığı yerlerdir…”

‘1943’te Bir Gece’ ise Bassani’nin, Ferrara’da terör estiren faşizm elinden çıkma bir katliamın; “kısa ve korkunç dansın” gölgesinden kotardığı bir öykü. Tabii burada yine kent ve insanlar başrolde: “Ferrara’da, 1939’da, İtalya’nın ve dünyanın kaderini belirleyen o yazdan itibaren Roma Caddesi’ndeki bir pencerede, koltuğa oturmuş ve sırtını iki büyük beyaz yastığa dayamış, pijamalı bir adamın varlığı fark edilmeye başlandığında, onun hayatı hakkında genel anlamda bilinenlerin ötesinde bir şeyler anlatabilecek insanların sayısı çok değildi…”

Bassani, “Surlar İçinde”deki öykü karakterlerinin ve onların bulunduğu mekânların civarından âdeta bisikletiyle geçerken arzular, günlük işler, yakın ve uzak geçmiş ile temize çekilmek istenen tarihin hatırlanışını öne çıkarıyor.

Karakterler “Ben kimim?” diye soruyor. Belki bunun doğrudan bir yanıtı yok ama satır aralarındaki “Ne yapıyoruz?” şeklindeki ikinci sorunun cevabı gayet açık: “Yaşamı canlandırmaya çalışıyoruz…”

Surların İçinde-Beş Ferrara Öyküsü, Giorgio Bassani, Çeviren: Leyla Tonguç Basmacı, YKY, 172 s. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-postanız paylaşılmaz. * işaretli alanların girilmesi zorunludur.

İptal