Susma’dan sanatsal ifade özgürlüğü paneli: ‘Madendeki kanaryaya ne oldu?’

Susma’dan sanatsal ifade özgürlüğü paneli: ‘Madendeki kanaryaya ne oldu?’

Susma Platformu, sanatsal ifade özgürlüğüne dair temel bilgilerin tazelenip bu konudaki soru işaretlerinin aydınlatılması amacıyla “Sanatsal İfade Özgürlüğü: Madendeki kanaryaya ne oldu?”* başlıklı paneli düzenleyecek.

Banu Karaca’nın moderatörlüğü üstleneceği ve konuşmacı olacağı panelde Ole Reitov ve Sara Whyatt yer alacak. 12 Nisan Pazartesi günü, Türkiye saati ile 21.00’de başlayacak etkinlik Zoom üzerinden gerçekleştirilecek. Panel sırasında İngilizceden Türkçeye simultane çeviri yapılacak.

2020 yılında dünyanın dört bir yanında sanatçıların ve sanatsal üretimin tehdit atında olduğu, sanatsal ve kültürel ifade özgürlüğünün giderek daha fazla çiğnendiği ve hatta sanatın, sanatçıların, kültür profesyonellerinin pandemi başta olmak üzere farklı toplumsal krizlerde ilk gözden çıkarılan aktörlerden olduğu gözlemlendi.

“Sanatsal İfade Özgürlüğü” paneli, hem Türkiye’de hem de küresel ölçekte yaşanan siyasi gelişmelerden ilk etkilenen kesimin sanatçılar olduğu bu günlerde, sanatsal ifade özgürlüğüne dair temel bilgilerin tazelenmesini amaçlıyor. Panelde şu sorulara yanıt aranacak: “Sanatçıların ve işlerinin sansürlenmesini, yasaklanmasını ve cezalandırılmasını da hem ifade özgürlüğünün hem de genel anlamıyla özgürlüğün nasıl bir tehlike altında olduğuna dair bir gösterge ve gelmekte/yaşanmakta olan felaketin bir habercisi olarak görebilir miyiz?”, “Sanatsal ifade özgürlüğünün son yıllarda Türkiye’de ve küresel ölçekte daha fazla ihlal ediliyor olmasının sebepleri ve sonuçları ne olabilir?”,”Var olan yasalar ve uluslararası mekanizmalar sanatsal ifade özgürlüğünün korunmasını sağlayabiliyor mu?”

*Eskiden kömür madenlerine inilmeden önce madene kafeste bir kanarya indirilirmiş. Kanaryanın ölmesi durumunda madenin tehlikeli olduğu anlaşılırmış. Yani kanarya hem ilk gözden çıkarılan olurmuş hem de gelmekte olan bir felaketin habercisi.

Daha detaylı bilgi edinmek için şuraya bakılabilir.

Banu Karaca hakkında:

Siyasal antropoloji ile eleştirel teori, sanat ve estetik, milliyetçilik ve kültür politikaları, müze ve feminist hafıza araştırmalarının kesiştiği alanlar üzerine çalışıyor. Yayınları sanatta ifade özgürlüğünü, savaş ve siyasi şiddetin cinsiyetlendirilmiş hafızasının görselleştirilmesini, görsel okuryazarlığı ve sanat eserlerinin iadesini sorguluyor. Women Mobilizing Memory kitabının (Columbia University Press, 2019) editörlerinden ve The National; Frame: Art and State Violence in Turkey and Germany (Fordham University Press, 2021) kitabının yazarı. Türkiye’de sanatta sansürü belgeleyen bir araştırma platformu olan Siyah Bant’ın kurucu ortağı. 2014 ve 2019’da Evrensel Periyodik İnceleme’nin Türkiye raporlarına katkıda bulunmuştur. Halen the Forum Transregionale Studien Berlin’de EUME Fellow’udur. Karaca, yağmalanmış ve el konulmuş sanat eserlerinin Türkiye’de ve Avrupa’daki sanat üzerine hukuki ve bilimsel bilgi üretimini nasıl şekillendirdiğini araştırmaya devam etmektedir.

Ole Reitov hakkında:

Bir küresel insan hakları savunucusu, konuşmacı, moderatör, gazeteci ve bağımsız danışmandır. 1999’da Freemuse’u kurdu ve 2013-2017 yılları arasında Freemuse Direktörü olarak görev yaptı. Bu dönemde BM İnsan Hakları Konseyi’nin Freemuse temsilcisiydi. 2005 UNESCO Sözleşmesi uzmanı havuzunun sanat özgürlüğü üzerine çalışan üyelerinden biridir. Daha önceki yıllarda özellikle müzik ve kültür politikalarına odaklanarak kültür alanında gazetecilik yaptı ve Danimarka Ulusal Radyo ve Televizyon’u (DR) için neredeyse 50 ülkede, otuz yıl boyunca çalıştı. 2006’da İstanbul’da “ “Müzik susturulmayacak” temasıyla Dünya Müzikte Sansür Konferansı’nı düzenledi ve Türkiye’deki çeşitli sansür vakalarını yakından takip etti.

Sara Whyatt hakkında:

20 yıl boyunca PEN International’ın ifade özgürlüğü programının yöneticisi olarak çalıştı, öncesinde de Uluslararası Af Örgütü’nün Asya Araştırma Departmanında sanatsal ifade özgürlüğü ve insan hakları konusunda kampanya ve araştırmalar yürüttü. PEN’de risk altındaki yazarlar için kampanyalar hazırladı, bunun yanı sıra terörle mücadele yasaları, hakaret yasaları, devlet dışı aktörlerin müdahaleleri gibi ifade özgürlüğünü etkileyen diğer konular üzerine çalıştı. 2013 yılında serbest danışmanlığa başladı ve UNESCO, Freemuse, Culture Action Europe, PEN International ve International Freedom of Expression Exchange ile çeşitli projelerde çalıştı. 2019’da UNESCO’nun Kültürel İfadelerin Çeşitliliğinin Korunması ve Geliştirilmesine İlişkin 2005 Sözleşmesi ile ilgili danışmanlık yapması için UNESCO’nun uzman havuzuna seçildi. Ayrıca 2019’da Columbia Üniversitesi’nin Küresel İfade Özgürlüğü projesinin uzman ekibine katıldı.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-postanız paylaşılmaz. * işaretli alanların girilmesi zorunludur.

İptal