Saç, hayız, cinayet, işkence

Saç, hayız, cinayet, işkence

Cennet ülkede sıradan bir gün daha. Okmeydanı İdil Kültür Merkezi’ne 30 Mayıs’ta yapılan operasyonda gözaltına alınan, aralarında Grup Yorum üyelerinin de bulunduğu 14 kişi 6 Haziran’da adliyeye sevk edildi. İfade işlemlerinin ardından Grup Yorum üyelerinin de aralarında bulunduğu 4 kişi tutuklanırken, 10 kişi serbest bırakıldı.

Ve bir fotoğraf. Serbest bırakılanlar arasında bulunan Bergül Varan’ın saçları kökünden sökülmüş. Bu da genç kadının Artı Gerçek’ten Bahar Kılıçgedik’e telefonla anlattığıdır: “Çok yoğun bir işkenceye maruz kaldık. Kültür merkezine baskın yaptıklarında bizi çevik kuvvet aracına bindirdiler. Burada yaklaşık 2-3 saat bizi beklettiler. İşkence burada başladı. Aracın içinde yoğun bir işkence yaptılar. Bilerek sanki onun için hazırlanmış gibiydiler. Saçlarımı çekerken sanki yöntem öğrenmişler. Saçlarımı tutup çevirip kökünden kopardılar. Elinde kalan saçı sallayarak mehter marşı ile oyun oynuyorlardı. Saçımı savuruyorlardı. Koltuğun üzeri saçla dolmuştu.”

Sistematik kötülükten zevk duyma halinin ve soğukkanlılığın ayrıntılarıdır: “Terörle Mücadele Şubesi’nde 8 gün yaralarının iyileşmesi için bekletildiklerini belirten Varan, ‘Sadece bana değil gözaltına alınan diğer arkadaşlarımıza da yoğun işkenceler yaptılar. Neden başını kaldırdın, yukarı baktın, deyip yoğun işkenceler yaptılar. Bir erkek arkadaşımızın ensesine vura vura bayıltıyorlardı. Bir arkadaşımızın kulak zarı patladı. Başka bir arkadaşımızın gözü morluk içindeydi. Terörle Mücadele Şubesi’nde 8 gün bizi tutup, yaralarımızın iyileşmesini beklediler.”

İşkenceye sıfır tolerans ülkesinde her gün her çeşidi yaşanan işkencelerin gün yüzüne sızanı. Ve Mehter Marşı eşliğinde elde oynanan o saçın yarattığı dehşet, tiksinti, öfke.

Gecesinde TV8’de yayımlanan Ramazan programında Prof.Dr. Cevat Akşit, Ramazan ayında oruç tutmayan reglli kadınların sokakta yemek yedikleri takdirde ‘dayak yiyeceğini’nden bahsediyor. Gülerek ve o regl demeyen dille: “O hayızlı kadınlar da biz tutmuyoruz diye sokakta bir şey yiyemezler. Dayak yerler ha bak. Dinen dayak yerler. Gizli yesinler.”

Aleni bir şeylerden de bahsedelim mi? Bianet’in yerel ve ulusal gazetelerden, haber sitelerinden ve ajanslardan derlediği haberlere göre, erkekler Mayıs’ta 29 kadın ve 3 kız çocuğu öldürdü. Nisan’da erkekler 19 kadın öldürdü, en az 10 kadına tecavüz etti, 9 kadını taciz etti, 30 kız çocuğuna cinsel istismarda bulundu, 16 kadına şiddet uyguladı/yaraladı. 2017’nin ilk dört ayında erkekler 101 kadın öldürdü, 28 kadına tecavüz etti, 40 kadını taciz etti, 146 kız çocuğuna cinsel istismarda bulundu, 106 kadına şiddet uyguladı. Kadınları öldürenler eş, eski eş, koca, sevgili şeklinde sıralanan partnerler ve eski partnerlerle, baba, kardeş, oğul gibi ailenin erkek üyeleri. Cinayet mahalleri ev dışında AVM, otel lobisi, sokak ortası gibi kamusal alanlar. Hepimizin gözünün önü.

Bu erkek şiddeti çetelesi her ay yenileniyor. Çiçek Tahaoğlu ve Begüm Baki’nin derleyip hazırladığı çalışmanın varlığı ve düşülen bir not kendi başına anlatsın vahameti: “Şimdiye kadar kadın ve kız çocuklarına yönelik cinsel şiddet vakalarını ‘tecavüz’ ve ‘taciz’ kategorilerinde veriyorduk. Şubat 2016’dan beri kız çocuklarına yönelik taciz haberlerindeki artıştan dolayı, 1 Haziran 2016 itibarıyla bianet erkek şiddeti çetelesine ‘çocuk istismarı’ kategorisini de ekledik. Bu kategori sadece kız çocuklarına yönelen cinsel şiddet olaylarını içeriyor.”

Dayak yemenin, taciz ve tecavüze uğramanın ayı yok, dur durağı yok. Bütün bunların yaşandığı bir ülkede halen yasalar ve toplumu şekillendiren kültür kodlarında yaklaşım bu işte.

O saç desen gözümün önünde sallanıp duruyor. Eskilerden yazdığım bir şiir eşliğinde:

Saç

Düşmanla işbirliği dediler kadına
Gözleri kimseye bakmıyordu
Görmedi kafasına yaklaşan
makası da
Soğuktu çeliğin
o şak şak sesi
Sonra sızan kan
ısıttı kafa derisini

Kadını hep saçından vururlar
en çıplak yanından
Saç hatırlar bir vakit
içine gömülmüş elleri yüzleri
Saç anımsatır şimdi
kendinden vazgeçenleri

Kadın direnir ama saçına
kestirmez onları, tarar boyuna
hayata verili bir söz diye
İçinde hep o çeliğin
şak şak sesi

Yalnız dünya sustuğunda geceleri
Belleğin saati on ikiyi vurduğunda
saçları mesken tutmuş
ellerle yüzler geri gelir
Yüz kere fırçalar saçını kadın
döker hepsini parlak tellerin arasından
pul pul dökülenleri hayatından

Zaten hiç başka türlüsünü bilmedi ki…
Biraz da saçını taşımak
demek, yaşamak dedikleri

İnsanca hayatın onurunu, eşitlik, özgürlük, adalet talebini, bir de umudu taşıyacak kadınlar ve tekmil insanlar koca bir inat diye. Başka türlüsü yaşamak olmadığından hem de.

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-postanız paylaşılmaz. * işaretli alanların girilmesi zorunludur.

İptal