‘Özdemir Asaf’ın şiirlerindeki yalnızlık benim de yalnızlığım’

‘Özdemir Asaf’ın şiirlerindeki yalnızlık benim de yalnızlığım’

Özdemir Asaf’ın şiirlerinden bir derleme, “Apres moi le bonheur / Benden Sonra Mutluluk” adıyla, Gaye Petek’in çevirileri ve ressam heykeltıraş İsmail Yıldırım’ın desenleriyle Fransa’da yayımlanmıştı. Şimdi bu kitapla aynı adı taşıyan bir sergi, İzmir’de Galeri A’da açıldı.

İki katlı eski bir Rum evi olan Galeri A’nın birinci katında, İsmail Yıldırım’ın kitapta yer alan desenleri sergileniyor. İkinci katta Özdemir Asaf’ın kendi matbaasında bastığı kitapların kapakları, şairin hayatının farklı dönemlerini yansıtan fotoğraflar, ses kayıtları ve özel eşyaları görülebiliyor.

Gaye Petek ve İsmail Yıldırım’la, serginin açılışının ardından bir araya geldik ve hem kitabın hem serginin yolculuğunu konuştuk.

Serginin açılışında: Özdemir Asaf’ın kızı Seda Arun, oğlu Gün Arun, Galeri A’dan Ayşegül Kurtel, İsmail Yıldırım, Gaye Petek

Özdemir Asaf’ın şiirlerini ilk defa siz Fransızcaya çevirdiniz. Sergiye konu olan “Benden Sonra Mutluluk”u da tabii. Serüven nasıl başladı?

Gaye Petek: Uzun yıllardan beri Fransa’da yaşıyorum. Nâzım Hikmet başta olmak üzere, Türk şiirinden örnekler, çok zaman önce Fransa’da yayımlanmıştı. Birkaç tane şiir antolojisi de basıldı. Bir gün bu örneklere bakarken farkına vardım ki; Özdemir Asaf hiçbir yerde yok. Bir kitabı çevrilmemiş, antolojilere de alınmamış. Bunun üzerinde birkaç şiirini çevirmeyi denedim. Fransa’da Türk edebiyatını yayımlayan dört-beş yayınevi var, benim çevirilerimi basan Bleu Autour yayınevi bunlardan biri. Dolayısıyla Bleu Autour’a gittim ve Özdemir Asaf’ın eksikliğine dikkat çekip çeviri örneklerimi gösterdim. Konu ilgilerini çekince macera başladı.

Sonrasında Özdemir Asaf’ın büyük oğlu Gün Arun ve kızı Seda Arun’la birlikte, şairin çeşitli kitaplarından bir seçme yaptık. ‘Apres moi le bonheur’ adlı kitap böyle doğdu. Derlemede Asaf’ın her kitabından birkaç şiir var.

Özdemir Asaf’ın sizin için önemi nedir?

G.P: Beni Özdemir Asaf’a götüren şey şu: İlk olarak yazısının yalınlığı! Korkunç modernliği! Mesela Orhan Veli de çok modern bir şairdir, şiir yazarken dille oynar. Ama dile özen açısından Özdemir Asaf, çok önde geliyor bence. Dille oynuyor, gramerle oynuyor. Çocuklarından öğrendim: Bir şiiri yazarmış, ondan sonra cebine şiirin yazılı olduğu kâğıdı koyar, bazen haftalarca ceplerinde o kâğıtlarla dolaşırmış. Arada bir kâğıtları çıkarıp üzerinde değişiklikler yaparmış. Yani uzun uzun pişen şiirler bunlar. Gramer ile oynuyor. Dolayısıyla ben onu bir çevirmen yokuşu olarak gördüm, çünkü çok zordu. Fransızca ve Türkçe hiç benzeşmeyen diller, cümle kuruluşları tamamen ters. Ama bu zorlama benim hoşuma gitti.

Bunun dışında iç dünyası ilgimi çekti; korkunç bir yalnızlığın şairi, bunu birçok şiirinden biliyoruz. O yalnızlığın aynaya çarpması, kendi yalnızlığını başka birinin yalnızlığı ile paylaşması, yalnızlığı her açıdan ele alması beni etkiledi.

Bir röportajınızda Fransa’da, Türkçeden Fransızcaya çevrilen eserlerin diğer Avrupa ülkelerine kıyasla daha çok olduğunu söylüyordunuz. Bunu nedeni nedir?

G.P: 25 yıl boyunca yöneticisi olduğum dernekle Fransa’da birçok faaliyette bulunduk. Her yıl yaptığımız kitap fuarları onlardan biriydi. Türkçeden Fransızcaya çevrilen ya da Türkiye’yi konu edinen ve Fransızca yayımlanan bütün kitapları bir araya getiriyorduk. Bir sene Almanya’dan birkaç yazar davet etmiştim, bu kadar çok kitap olmasına şaşırdılar. Almanya’da biliyorsunuz dört milyon Türk var. Onlar bana “Almanya’da bu kitapların dörtte biri bile yok” deyince, neden ben de merak ettim. Sonra düşündükçe, aradıkça baktım ki; Fransa’da bir oryantalist gelenek var. Oryantalizm üzerine hâlâ Fransa’da çalışan tarihçiler, edebiyatçılar var. Onların bir katkısı oldu.

Daha sonra Türkiye’den göç etmek zorunda kalan edebiyatçılara yönelik Fransızların çok büyük bir samimiyeti var. Fransa’da onlara eşlik eden Fransız yazarlar var, Nâzım Hikmet’i Fransa’da yayan büyük şair Louis Aragon gibi. Aragon’un o zaman “Lettres Françaises” isimli dergisi, döneminin en önemli edebiyat dergilerinden biri. Aragon Nâzım Hikmet’i desteklemek için, sürekli onun şiirlerini bastırıyor, tercüme ettiriyor Fransızcaya. Dolayısıyla böyle bir yakınlık da söz konusu.

Onun dışında Fransa’da roman -şiire göre- çok rağbet görüyor. Büyük yayınevlerinden olan Gallimard Orhan Pamuk’u eserlerini basıyor, yıllardan beri Yaşar Kemal’i yayımlıyor. Yayınevi bünyesinde Yaşar Kemal’den yirmi kitap var, Orhan Pamuk’un tüm eserleri çevrildi. Masumiyet Müzesi’nin kataloğunu bile Fransızcaya çevrildi.

İsmail Yıldırım’ın desenleri

Tekrar sergiye dönersek İsmail Yıldırım ile yollarınız nasıl kesişti?

G:P: İsmail de Paris’te yaşıyor. Paris’te bir akşam bir aradaydık, yanımızda başkaları da vardı. Özdemir Asaf’ın şiirlerini çevirdiğimi söylediğimde İsmail Özdemir Asaf’ın şiirlerini çok sevdiğini, yayınevi kabul eserse desenlerini çizmeyi istediğini söyledi. Böylece tamamen tesadüf eseri kitap desenlerine kavuştu.

İsmail Bey, ilk olarak Özdemir Asaf’ın sizdeki yerini merak ediyorum.

İsmail Yıldırım: Özdemir Asaf benim çok sevdiğim bir şair, ben aslında elli beş yıldır onu çalışıyorum: Sanatçıların ortak damarları vardır, mesela yalnızlık ögesi. Özdemir Asaf’ın şiirindeki yalnızlık, benim de yalnızlığım. Bunu ben fiziki olarak da yaşadım, çocuklarımdan ayrı kaldım, Türkiye’ye gelemedim. Bununla beraber benim çizdiğim desenler, Özdemir Asaf şiiriyle çok örtüşüyor. Ben bu kitapta de Özdemir Asaf’la yüzleştim.

Şiirler üstüne yaptığınız desenlere kendinizden neler kattınız?

İ.Y: Aslında bu resimlerin hiçbirini Özdemir Asaf’ın şiirlerini okuduktan sonra, yeniden yapmadım. Hepsini daha önce yapmıştım. Özdemir Asaf tek değil, ben dahil birçok insan Özdemir Asaf’a benzer. Türk aydını, sanki örs ile çekiç arasında dövülür gibi bir hayat yaşar, çok yalnızlıklar yaşar. Ben mesela yirmi yıl Türkiye’ye gelmedim ve bu süreçte ben kör kuyuda bir taş gibiydim. Veyahut ben, kuyuya düşmüş Yusuf gibiydim. Gelemiyorsun, yasaklısın, kaçmışsın. Bu yalnızlık süreci, Özdemir Asaf şiirlerinde çok vardır. Bir de kendini silme esprisi vardır. Ben iyi bir şiir okuyucusuyum, elbette Özdemir Asaf’ı daha önceden defalarca okumuşumdur. Kitap gündeme gelince çekmecelerimi açtım ve şiirlere göre bir seçki yaptım. Zaten resim, şiire en yakın olandır. Örneğin “bıçkılanmış dal gibi ayrı düştüğüm” der Ahmed Arif. Ne kadar güzel değil mi?

Sergiden kareler:

Özdemir Asaf’ın el yazıları

 

 

1 yorum

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-postanız paylaşılmaz. * işaretli alanların girilmesi zorunludur.

İptal