Atatürk Kitabı - Reklam Atatürk Kitabı - Reklam

Memet Fuat: İyi insan yetiştirmenin yolu şiirden geçer

Memet Fuat: İyi insan yetiştirmenin yolu şiirden geçer

Memet Fuat, 19 Aralık 2002’de, 16 yıl önce bu dünyadan ayrıldı. Ardında, geçmişi değerlendirmemizi sağlayan ve bugünün edebiyatını etkilemeye devam eden bir miras bıraktı. 

Pek çok kişi için gerçek bir okul olan Yeni Dergi ile 1963’ten 1972’ye kadar aralıksız çıkardığı Memet Fuat’ın Seçtikleri başlıklı yıllıkların yanı sıra, 1985 yılında “Çağdaş Türk Antolojisi” adlı eseri yayımlanmıştı. 

Memet Fuat’ı ölüm yıldönümünde, Celâl Üster’in antoloji üstüne sorularını yanıtladığı, 30 Mayıs 1985 tarihinde Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan söyleşiyle anıyoruz: 

Memet Fuat’ın hazırladığı “Çağdaş Türk Şiiri Antolojisi” yayımlanalı kısa bir süre olmasına karşın, bu gerçekten önemli bir eksikliği gideren güldeste edebiyat çevrelerinde kimi tartışmalara yol açtı. Zengin bir görünüm sunan koskoca Çağdaş Türk Şiiri üstüne bir antoloji çalışması, kuşkusuz, birtakım tepkiler alacak, eleştirilerle yüz yüze gelecekti. Ancak, yılların deneyimini, zamanın içinden süzülüp gelen bir şiir beğenisini ve zorlu bir seçme uğraşını gerektiren böyle bir antolojiyi hazırlayan Memet Fuat neler düşünüyordu bu konuda? Nasıl bir yaklaşımla gerçekleştirmişti “Çağdaş Türk Şiiri Antolojisi”ni?

“Memet Fuat’ın Seçtikleri” ile bu antoloji arasında seçim konusundaki tutum yönünden ne gibi ayrımlar söz konusu?

“Memet Fuat’ın Seçtikleri” diye anılan antolojileri 1963-1972 arasında on yıl yayımlamıştım. Edebiyatımızı günü gününe izleme olanağı bulamayan aydınlar için, bir önceki yılın ürünlerinden seçmeler yapıyordum. O antolojilerde de nesnel bir tutumum vardı, ama yaptığım iş bir değerlendirme işi olduğundan ister istemez öznelliğe açıktı. Gereksiz tartışmaları daha baştan önlemek amacıyla “öznellik” konusu üzerinde özellikle durmuştum. “Memet Fuat’ın Seçtikleri”  diye üstüne basmam, bir başkasının beğenisiyle çok değişik bir antoloji yapılabileceğini belirtmek, saçma sapan tartışmaları önlemek içindi.

Önleyebilmiş miydiniz?

Bir oranda önlemiştim. Antolojilerde “Bu niye var, bu niye yok?” tartışması büsbütün önlenemez… “Çağdaş Türk Şiiri Antolojisi”nde ise kendime verdiğim görev biraz değişikti. Cumhuriyet döneminde çok önemli atılımlarla geçen altmış yıllık bir şiir serüvenini örneklerle yansıtmaya çalışacaktım. Akımları, etkileri, tepkileri, gruplaşmaları göz önünde tutan bir düzenlemeyle, örneklerden öğrendiklerimi gene örneklerle anlatmaktı amacım.

Seçim konusunda değişik bir tutumunuz oldu mu?

Bu antolojide önemli olan, Çağdaş Türk Şiiri’nin gelişmelerini göstermekti. Seçmeleri yaparken hep buna dikkat ettim. Ayrıca, önde gelen şairlerimizin kendi gelişmeleri de yansıtılacaktı. Şiirini sürekli değiştirmiş, geliştirmiş olan şairlere uzun bölümler ayırmak gerekti. Bu arada, doğal olarak, bazı şairlerin belli dönemlerini örnekleyen orta düzeyde şiirler de antolojiye girdi.

Yöneticilerin tedirginliği

Antolojinizin önsözünde “Şiirimizin ortaöğretim kurumlarında yeterince incelenmeyen bir dönemini…” diyorsunuz. Ortaöğretim kurumlarımızda şiire yaklaşımın yetersizlikleri nelerdir? Nasıl bir yaklaşım olmalı? 

Çağdaş Türk Şiiri çok çeşitli dünya görüşlerine bağlı sanatçılar elinde gelişti. Bu arada yönetime ters düşen, yasalara aykırı eylemlere katılan, ağır cezalara çarptırılan şairler de oldu. Şiirin siyasa ile içli dışlı görünmesi yöneticilerde öylesine bir tedirginlik yarattı ki, okutulan edebiyat kitaplarına alınması gereken, şiir adına, dil adına öğrencilerle incelenmesi gereken ürünlerde herhangi bir sakınca bulunmasa da, şairine (daha doğrusu, genel olarak yenilikçi şairlere) güvenilmediği için, o ürünlere uzak duruldu, şiirimizin gelişmeleri bir yerden sonra öğrencilere gösterilemedi. Oysa bu yok sayılan ürünler Cumhuriyet döneminin yansıması, çağdaşlaşmamızın şiirdeki uzantısıdır.

Çağdaş Türk Şiiri’nin okullarda okutulmasını istiyorsunuz…

Sanırım en sevilen ders olurdu o zaman edebiyat…

Bazen bilimin de üzerine çıkıyorlar…

Evet, şöyle diyebiliriz: Yasalarca yasaklanmamış her konu, bu arada, okunması yasalarca yasaklanmamış her şiir, okullarda okutulabilmelidir. Eğitim için gerekliyse, öğrencinin gelişmesine yardımcı olacaksa… Bence Çağdaş Türk Şiiri öğrencilerin dil beğenilerini geliştirmek, iç dünyalarını zenginleştirmek için bulunmaz bir kaynaktır. Divan, Tanzimat, Servet-i Fünun bilgidir daha çok. Bilgi olarak kalır kafada. Çağdaş şiir ise öncelikle bir beğeni oluşturma aracıdır. Tevfik Fikret’e her okuyan saygı duyar; ama günümüzde Tevfik Fikret’e özenerek şair olunmaz; bu yoldan kimseye şiiri sevdiremezsiniz. Günümüzün insanını, günümüzün toplumsal ilişkileri içinde yansıtan şiiri bir yana itmek, eğitim kurumlarına sokmamak son derece yanlıştır. İyi insan yetiştirmenin en kestirme yolu şiirden geçer.

Nitelik ve nicelik bakımından altmış yıl gibi kısa bir zaman diliminde böylesine renkli, böylesine çok yönlü bir şiir birikimini hangi nedenlere bağlayabilirsiniz? 

Türkiye’nin dünyaya açılması, çağdaşlaşması, Türk kültürünün dünya kültürleriyle ilişkiye girmesi, dolayısıyla yeni örneklerle karşılaşması, şiir geleneğinden yararlanma yollarının öğrenilmesi, bu inanılmaz birikimi yaratan nedenler olarak sayılabilir.

Özellikle çeşitlilik şaşırtıcı diyorsunuz…

Şair sayısı da şaşırtıcı. Bu dönemde yetişmiş olan, her zaman, her antolojiye girebilecek, her beğeniye diz çöktürebilecek yirminin üstünde şair var. Dünya görüşleri çeşitli, siyasal eylem anlayışları çeşitli, şiirleştirme yöntemleri çeşitli… Çağdaş Türk Şiiri’nin kapsamı, yüceliği, gücü karşısında ne düşüneceğimi şaşırıyorum… Türkiye’nin başka hiçbir alanda böylesine gelişmiş bir görünümü yok. Dünya ülkeleri arasındaki yarışta yüzümüzü güldürebilecek tek varlığımız Çağdaş Türk Şiiri’dir diyebilirim.

Kimileri, antolojiye aldığınız şairleri, ikisi de 1944 doğumlu İsmet Özel ve Refik Durbaş’ta bitirdiğinizi, daha genç şairlerden az da olsa örnek alınabileceğini ileri sürüyor.

Bu antoloji belli bir yerde kesilmiştir. İçinde 1940’larda doğmuş şairlerden yalnızca altı kişi var. Onlar da İkinci Yeni’nin eteklerinde başlayıp 1965 sonrasında bir değişmeye uğrayan gençleri örneklemek için seçildi. Çağdaş Türk Şiiri derken günümüze çok yakın başlangıçları düşünürsek, bu 84 şairlik antolojiye en az 100 şair daha almak gerekir. Elinizdeki antoloji İkinci Yeni’den kopmalarla sona ermiştir. Ayrıca, günümüzün şairlerinin benim uyguladığım yöntemlerle ele almaya olanak da yoktur. Daha işin başındalar, daha hiçbir şey belli değil.

Şöyle bir yöntemle de antoloji yapılabilir: Bildiğiniz, başarılı olduğuna inandığınız ne kadar şair varsa sıralarsınız. Bir fotoğraf, kısa biyografi, iki ya da üç sayfa da şiir, çok ünlülere dört ya da beş sayfa… Şiirler iyi seçilirse yararlı, güzel bir antoloji olur. Ama ben böyle bir tanıtma antolojisi yapmadım.

 

 

 

 

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-postanız paylaşılmaz. * işaretli alanların girilmesi zorunludur.

İptal