‘Mehmet Tunç ve Bêkes’ kitabına önce yasak sonra dava

‘Mehmet Tunç ve Bêkes’ kitabına önce yasak sonra dava

Kürt siyasetçi Mahmut Alınak’ın, Cizre Halk Meclisi Eşbaşkanı Mehmet Tunç’un yaşam hikâyesini konu aldığı “Mehmet Tunç ve Bêkes” adlı kitabının yasaklanmasının ardından bu kez de hakkında dava açıldı.

Mezopotamya Ajansı’nda Adnan Bilen’in haberine göre, Kürt siyasetçi, avukat ve yazar Mahmut Alınak’ın, Cizre Halk Meclisi Mehmet Tunç ve kardeşi Orhan Tunç’un yaşam hikayesini konu aldığı “Mehmet Tunç ve Bêkes” adlı kitabının yasaklanmasının ardından bu kez de hakkında dava açıldı. İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesi Alınak hakkında “örgüt propagandası yapmak” ve “Türkiye Cumhuriyeti devletini alenen aşağılamak” iddiasıyla iddianame hazırladı.

İddianamede kitapta yer verilen tüm yazılar suç sayıldı.

Her satıra suçlama

İddianamede, kitabın 50’nci sayfasında yer alan “Günler günleri kovalarken bir akşam kömür ocağına PKK gerillaları geldiler” yazısı, kitabın 137’nci sayfasında yer alan “Devlet hücuma geçmek için hazırlık yaparken Cizre halk meclisi de boş durmamıştı. Gıda ve sağlık malzemeleri stoklandı. İdil caddesi, Nusaybin caddesi ve barikatların olmadığı mahalle girişleri araçlarla kapatıldıktan sonra sokak komünleri oluşturuldu” yazısı ve yine kitabın 138, 139 ve 140’ıncı sayfalarında yer alan “Sen ve Cizre Halk Meclisi Eşbaşkanı Asya Yüksel o akşam barikatları tek tek dolaşarak gençlerle sohbet ettiniz. Sen ‘Bin yıllık kazanımlarımızı koruyacağız’ dedin. Asya Yüksek de her birini kendi çocukları gibi hissettiği gençlerin gür alkışları ile selamlanan konuşmasını ‘Yaşasın Cizre serhildanı’ diye bitirdi. Senin davudi sesin gözleri delip geçiyor ve ‘kentimizi terk etmeyeceğiz, direneceğiz’ diyordun…” söylemleri suç olarak kabul edildi.

Tunç’un sözü de suç

Kitabın 143’üncü sayfasında yer alan “O üniversiteli gençler Cizre bodrumlarında ölümü beklerken, hayata tatlı bir tebessümle bakıyorlardı. İşte sen onları Vietnamlı çocuklara benzetiyordun. Cizre Halk Meclisi’nce oluşturulan sokak komünleri stokladıkları gıda maddelerini, halk arasında dağıtırken, sağlık komünleri de yaralanan veya hastalanan insanlara yardım etmeye çalışıyordu. Hastane devlet güçleri karargaha çevrildiğinden yaralananların çoğu tutuklanmamak için hastanelere başvuruyordu” yazısı ve kitabın son sayfasında Mehmet Tunç’a ait olan “Biz direndik, diz çökmedik. Bizimle gurur duyun, bizim başımız dik” sözleri de suç olarak iddianameye konuldu.

Siviller, örgüt üyesi yapıldı

İddianamenin sonunda “Kitapta örgütün cebir, şiddet ve tehdit içeren eylemlerini övücü, meşru gösterici ve teşvik edici nitelikte yorumlar yapılarak Türkiye Cumhuriyeti güvenlik görevlilerince başlatılan operasyonları bir işgal hareketi gibi gösterip, etkisiz hale getirilen terör örgütü mensuplarının ise birer kahraman niteliği verilerek örgütün amaç ve hedefleri doğrultusunda eserin yazıldığı anlaşıldığı kamu adına talep ve iddia olunur” ifadelerine yer verildi.

Üç ayrı dava açıldı

Hakkında açılan dava ile ilgili konuşan Alınak, şunları söyledi:

“Hitler, Musolini ve Saddam da kitap düşmanıydılar. Diktatörlükler tarih boyunca özgür düşünceye ve kitaba hep düşman oldular. Çünkü halkın gerçekleri öğrenmesinden korkuyorlar. Biliyorlar ki, bilinçlenmiş bir halkı esaret altında tutamazlar. ‘Mehmet Tunç ve Békes’ kitabından da bu nedenle korkuluyor. Devlet isteseydi tek damla kan dökülmeden meseleyi çözebilirdi. Ama istemedi, çünkü şehirleri yakıp yıkarak Kürtlere gözdağı istiyordu. ‘Mehmet Tunç ve Békes’ kitabı, projektörü karanlığa tutarak, suçluları ve o sinsi tuzağı deşifre ediyor. Kitaba duyulan öfkenin bir nedeni de budur. Bu öyle bir hınç ki, kitap hakkında üç ayrı dava açıldı. Kitap hakkında açılan davalarla artık ok yaydan çıktı. Cizre, Nusaybin, Şırnak, İdil, Yüksekova ve diğer şehirlerdeki dosyaları yeniden açılacaktır. Önümüzdeki günlerde kapsamlı bir çalışma başlatacağım. Hodri meydan!”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-postanız paylaşılmaz. * işaretli alanların girilmesi zorunludur.

İptal