Atatürk Kitabı - Reklam Atatürk Kitabı - Reklam

Küçükçamlıca’da yitirilen sadece birkaç ağaç değil

Küçükçamlıca’da yitirilen sadece birkaç ağaç değil

İstanbul’daki Küçükçamlıca korusuna yapılmak istenen TV-Radyo Kulesi’nin inşaatı doğa tahrip edilerek ilerliyor. Geçen ay sessiz sedasız başlayan inşaat için, korunun büyük bir bölümü paravanlarla kapatıldı, alandaki ağaçların bir kısmı söküldü. Ayrıca iş makinelerinin kullanımı için açılan yollarla doğa tahrip edildi. Görevlilerin girişe izin vermediği alanda önceki gün güçlükle çekilen fotoğraflar, yıkımın boyutları hakkında fikir veriyor. Doğal SİT alanı ve kültürel yönüyle İstanbul’un kıymetlerinden Küçükçamlıca korusunda, içinde otel, restoran, işyerlerinin olduğu 365 metrelik dev bir kulenin yükselmesi amaçlanıyor; inşaatı ise, Erzurum’da çöken atlama kulelerinin yapıcısı, AKP’ye yakınlığıyla bilinen, Sarıdağlar firması üstleniyor. Korunun, TV-Radyo Kulesi’yse birlikte yapılaşmaya açılmasından kaygı duyuluyor.

camlica2Bir tarafa dev cami, diğerine dev kule

Konunun geçmişine bakarsak; Büyükçamlıca’daki (Çamlıca Tepesi’ndeki) radyo televizyon vericilerini tek bir yerde toplayacak kulenin ilk projesi, 1983 yılında, Nurettin Sözen’in İstanbul Belediye Başkanlığı döneminde yapıldı. O dönemde kulenin Çamlıca Tepesi’ne dikilmesi düşünülüyordu. Recep Tayyip Erdoğan, belediye başkanlığı döneminde bu projeyi durdurdu. Uzun bir süre rafta kalan plan, Kadir Topbaş’ın başkanlığında yeniden gündeme geldi. 2009 yılında belediyeyle Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı arasında protokol imzalanınca süreç resmiyet kazandı. 2011 yılında kule için mimari yarışma düzenlendi, ancak seçilen tasarı uygulamaya geçmedi.

2012 yılına gelindiğinde bakanlık, Çamlıca Tepesi’nde yapılacak “özel bir proje” nedeniyle, belediyeden, kuleye uygun başka bir alanın tahsis edilmesini istedi. Böylece inşaat Küçükçamlıca’ya taşındı. Buna gerekçe olan “özel proje” ise Çamlıca Tepesi’ne, -o zaman- Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın talebiyle yapılmaya başlayan Çamlıca Camisi’den başkası değildi. Bu “özel projeye” göre, radyo ve televizyon vericilerinin taşınmasıyla oluşacak alan da “ticaret ve turizm faaliyetlerine” ayrıldı.

camlica3Doğaya dinamit

TV-Radyo Kulesi ve -onun ardı sıra gelecek diğerleriyle- yapılaşmaya açılmasından kaygı duyulan Küçükçamlıca korusu, kent açısından büyük öneme sahip.

İstanbul’da yeşil alanlar ardı ardına yok olurken, burası korunmuş nadir yerlerden. Endemik türleri barındıran bitki örtüsü, bölgeye adını veren çam ağaçlarıyla Küçükçamlıca korusu, doğal SİT alanı. Ayrıca, burada yaşayan hayvanlarla, yaban hayatın varlık gösterebildiği çok az sığınaktan biri. Uzmanlar, dev kule yapıldığında, buranın betonlaşacağını, ekosisteme telafisi olmayan zararlar verileceğini belirtiyor.

Ayrıca, Aydınlık gazetesinden Derya Derviş’in 14 Eylül tarihli haberinde, kulenin temel inşaatı sırasında dinamit kullanılacağı ifade ediliyor. Bu, sadece doğayı değil, kültürel bir değeri de yok etmek demek.

camlica4‘Gerçek yapıcılık, mevcudu muhafaza’

Korunun kültürel değeri düşünülünce, akla, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Beş Şehir” kitabında burayla ilgili yazdıkları geliyor. Tanpınar’ın sözleri, aynı zamanda, bugüne bir uyarı niteliğinde:

“İstanbul gittikçe ağaçsız kalıyor. (…) Bir ağacın ölümü, büyük bir mimari eserinin kaybı gibi bir şeydir. Ne çare ki biz bir asırdan beri, hatta biraz daha fazla, ikisine de alıştık. Gözümüzün önünde şaheserler birbiri ardına suya düşmüş kaya tuzu gibi eriyor, kül, toprak yığını oluyor. (…) Gerçek yapıcılığın, mevcudu muhafaza ile başladığını öğrendiğimiz gün mesut olacağız.

Ne olurdu, çocukluğumda tanıdığım o her şeyi bilen, bir kere öğrendiğini bir daha unutmayan meraklı ihtiyarlara benzeseydim! Burada İstanbul’un ağaçlarından sadece şikâyetle bahsetmez, onları tanıtır, Bentler’den, hatta Belgrat ormanından Çamlıca’ya İçerenköyü’nden Çekmeceler’e kadar bütün bahçeleri, koruları, bir uzleti tek başına bekleyen ulu ağaçları, Çamlıca köşklerinin debdebesinden son kalan ve çok yüksekten açılmış şemsiyesiyle yaz gecelerimizi dolduran o geniş nefesli gazellere benzeyen fıstık ağaçlarını, yumuşak kokulu ıhlamurları, sararmış endamları İstanbul sonbaharına sarı kehribardan aynalar biçen kavakları, sade isimleriyle İstanbul semtlerine şahsiyet ve hatıra veren sakız ağaçlarını, küçük taş basamaklı sur kahvelerinin süslü asmalarını teker teker sayardım.”

camlica5Namık Kemal’in, Hoca Ali Rıza’nın korusu

Küçükçamlıca’nın kültürel öneminden söz ederken Çelik Gülersoy’u (1930-2003) da anmak gerek. “Çamlıca’dan Bakışlar” (1982) adlı kitabının yanı sıra, Çelik Gülersoy, İstanbul Ansiklopedisi’nin, Çamlıca Tepeleri maddesini de yazmış, bölgenin mimari yapısını anlatmıştı. Burada aktardıklarına göre, tepede 19. yüzyıl başında bile sadece birkaç bağ evi vardı. Sonrasında Sami ve Suphi paşaların köşkleri yapıldı:

“Tanzimat dönemi edebiyatına da sahnelik eden bu mekân, aileden romancı-hikâyeci Sezai Bey’in Abdülhak Hamid ve Namık Kemal ile yakın dostluğu sebebiyle, birçok edebiyatçıyı da konuk etmiş, nice mehtaplı gece, devrin sanatçılarının şiir ve sanat toplantılarına tanık olmuştur. Sezai Bey’in yurtdışından Namık Kemal’e yazdığı mektuplarında ‘yıldızların çokluğundan gökyüzünün bir papatya bahçesi gibi seyredildiği o gecelerin’ özlemi okunur.”

Çelik Gülersoy, buradaki yazısında, Küçükçamlıca çevresinin ressam Hoca Ali Rıza’nın desenleriyle de belgelendiğini hatırlatıyor. Korudaki doğa yok olursa, geriye sadece o tablolar kalacak.

Kullandığımız harita, Aydınlık gazetesinin konuyla ilgili haberinden alınmıştır. Yazıda yararlanılan diğer haberlerin kaynakları, adres verilerek belirtilmiştir. 

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-postanız paylaşılmaz. * işaretli alanların girilmesi zorunludur.

İptal