Reklam Reklam

Konak Sineması yeniden (II): Nostalji değil, bellek mekânı…

Konak Sineması yeniden (II): Nostalji değil, bellek mekânı…

Dosyanın ilk bölümü: Çünkü sinema bir şenliktir*

Nâzım Hikmet Kültür Merkezi (NHKM) eliyle hayata döndürülen Konak Sineması’nın kültür merkezi olarak yeniden açılmasını, kentle ilişkimiz açısından aşağıdaki sorular çerçevesinde konuşmaya değer bulduk.

Konak Sineması eski günlerinde nasıldı? İzmir, Kemeraltı açısından anlamı neydi? Tüm İzmirliler kadar Kemeraltı esnafı için sinema, kültür sanat ilişkisi bağlamında ne ifade ediyordu? Bundan sonraki rolü nasıl gelişir? Konak Sineması bir nostalji mi? Emek Sineması, AKM yıkımları gibi sosyal ve kültürel alandaki pek çok kaybın ardından karşı alan açma olarak da algılanabilir mi? Kent ve sinema ilişkisinde sinemanın anlamı nedir? Kent-sinema ilişkisi yeni kentsel yaşam tarzında nasıl değişiyor?

İzmir’de yaşayan araştırmacı, sanatçı ve bilim insanlarından İzmir araştırmacısı İlhan Pınar, şair Asuman Susam, yazar Raşel Meseri ve İzmir Mimarlar Odası Başkanı H. İbrahim Alpaslan’ın konuya ilişkin değerlendirmelerini dosyanın devamı olan ikinci bölümde sunuyoruz:

Asuman Susam: Sinema; hatırlamak unutmak arasında bir yaşamak

1970 ve 1980’lerde Kemeraltı İzmir’in kalbiydi. Bu kalp şimdi hasta. Bugün cılız bir pazar yeri gibi görünüyor. Üniversite gençliğinin önemli uğrak yerlerindendi. Büyük bir kültür adasıydı. Her an bir şair ya da yazarla, bir dergi ekibiyle karşılaşılabilecek kitapevleri vardı. Tarihi Meserret Oteli altındaki çayevinde ya da Hisarönü Kahvesi’nde soluklanılırdı. Buralar hâlâ var ama dokusu ve anlamı değişik. Bir film izlemek için Kemeraltı’na gidiyor olmak hayatla, toplumla bir şenlik, bir panayır neşesiyle hemhal olmak demekti.

İzmir’i bilenler arkeolojik bulguları milattan önce sekiz binlere dayanan bu kentin somut bellek mekânlarını, kültür değerlerini korumak açısından nasıl zavallı bir yoksulluk içinde olduğunu da bilirler. Kültürel miras ve mimari değerleri korumak anlamında şimdilerde tüm ülkede yaşanan çığırından çıkmış gidişat karşısında Konak Sineması’yla bir şeylere “yeniden” demek, kent kültürü için son derece önemli.

Sinemanın ömrü ve serüvenini, tüm kent birlikte belirleyecek. Çoklu bir kıpırdanma yaratmak, bu kapitalist dünyanın arsız dayatmalarına karşı değerleri ve bir yaşam kültürünü önermek zorlu bir mücadeleyi ve ısrarı gerektiriyor. Bugün üniversiteli, liseli bir genç olsam avm’lerde aldatılmak yerine, hayatın içinde kaybolmak için Kemeraltı’nı seçerdim. Hoş ben oradan hiç vazgeçmedim.

Svetlana Boym, şahane kitabı “Nostaljinin Geleceği”nde bu kavramların hem devrimci özlerinden hem tuzaklarından söz eder. Kendiliğindenlikten yana biri olarak hiçbir mekânın uzun bir süre görev duygusuyla ayakta tutulacağına inanmam. Yerler, karşılaşmalarla “yaşayan mekânlar”a, “bellek mekânları”na dönüşürler. Bunun için karşılaşmalar gerekli, bu karşılaşmaların niteliği akış için belirleyici.

Her yapı, kendine has bir belleğe sahiptir. Kültürel sürekliliğin içinde kimi anılar uykudadır, kimilerini olan bir şey ayaklandırır. Dolayısıyla orada biriken yaşantılar karşı bir direnme mekânına, bir mücadele alanına dönüşebilir. Ancak bu, kaba bir politikliğin üretilmesiyle değil, kendiliğinden, yaşayışın organik bir yapıya dönüşmeyi becerebilmesiyle; belli kesimlere değil, topluma açılabilmesiyle mümkün olur.

Sinema ortaya çıktığı zamandan bu yana gelecekçi ve çağın ruhunu en iyi yansıtan sanat. Bir sanat olmakla birlikte kapitalizmin vahşi, acımasız, radikal işleyişine aracılık eden büyük bir endüstri. Bugün sistem bağımsız, otantik, bağsız olan hiçbir şeyi istemiyor. Özgür, nitelikli yaşamlar için neye sahip çıkacağımız, neyin yanında yer alacağımız belli. Hatta bu etik zorunluluk. Konak Sineması ile de romantik nostaljik bir coşkuyla değil bu bilinçle temas etmeye çalışılmalı.

İlhan Pınar: Kentle yeteri kadar hemhal olmuyoruz 

Konak Sineması’nı tek başına değil çevresiyle, kentle beraber düşünmek lazım. 1965-1970 arasında dünyamda İkiçeşmelik tarafındaki Yeni Sinema ile Lale ve Saray Sinemaları’nın yeri vardı. İlk gençlik yıllarım 1971-1975 arasında Şan, Sema ve Konak Sinemaları ağır basmaya başladı. Kendi kişisel tarihimde Konak Sineması ile özdeş filmler var. Charlton Heston’ın “Tek Adam” filmi gibi.

Bu iki grup sinemanın izleyici kesimleri farklılaşır. Şan, Sema ve Konak’ı daha kentli olarak niteleyebileceğim bir kesim izlerdi. 1975-1980 arasında değişen film yapma anlayışıyla izleyici kitlesi de değişti ve aileler sinema salonlarından çekildi.

Kemeraltı’na gelecek olursak 1980’lerin başına dek nüfusu altı yüz bini bulan bir kentin hemen her anlamda merkeziydi. Sinemaları ve kitapçılarıyla kültür, dükkanları ve mağazalarıyla ticaret, kahvehaneleri ve meyhaneleriyle buluşma merkeziydi. Bornova, Karşıyaka gibi çevrede gelişen kentleşme süreci Kemeraltı’nı her geçen gün daha az uğranan bir çekim alanına dönüştürdü. Esnaf profili ve ziyaretçiler değişti. Bana göre yedi yüz yıllık bir çarşı burası ve mimari, hijyenik, sosyolojik, tarihi olarak bir çöküntü içinde. Kemeraltı size kendi tarihselliğini sunamıyor.

Belediye, İzmir Tarih Projesiyle Kemeraltı ve çevresi için bir dönüşüm niyeti ortaya koydu. Süreç, Tarihi Kemeraltı (TARKEM) girişimiyle devam ediyor. Kemeraltı’na yeniden bir işlev kazandırma çabası var. Tevfik Paşa Oteli, Anafartalar Caddesi’ndeki kortejo, Mezarlıkbaşı’ndaki polis karakolu olarak işlev gören bina, Kestelli Yokuşu’ndaki İstiklal İlkokulu gibi mekânlar yeniden düzenlenmek istenen yerlerden bazıları.

Bizler kenti yeteri kadar tanımıyoruz. Kentle yeteri kadar hemhal olmuyoruz. Tarih araştırmacısı, kent arşivcisi olarak baktığımda İzmir için o kadar az bilgi üretmişiz ki. Kilizman Yayınları olarak İzmir’le ilgili yayınlarımızın ne kadarını okurla buluşturabildiğimize baktığımda okuma ve merak alışkanlığımızın olmadığını gözlemliyorum.

İzlediğim kadarıyla Konak Sineması atölyeleriyle salonlarıyla kültür merkezi olarak açılıyor. Açmak çok zor, sürdürülebilir kılmak da; ne kadar mümkün olacak onu hep beraber göreceğiz. Her girişimi yapanın umutları ve idealleri doğrultusunda gerçekleşsin.

Raşel Meseri: Şehiriçi sinemaların teklifsiz daveti

Bildiğim kadarıyla Devlet Bale ve Opera binasının da sinema olarak kullanımıyla beraber, beş sinema salonu vardı, Kemeraltı’nda yirmi yıl öncesine dek. Biraz daha da eskiye gidildiğinde, tatil günlerinde, ailecek yemek yenen, vakit geçirilen bir bölgeydi. Konak Sineması’na gelince, anılarımda son derece canlı kalmış sinemalardan biri. Sinemaya ulaşmak için çıkılması gereken yüksek merdiven seyirciyi izleyeceği filme etkili bir şekilde hazırlardı. Çıkılan her basamakta sarf edilen enerji kişinin heyecan duygusunu kamçılar, sabırsızlığını artırırdı. Genişçe bir fuayesi bulunurdu. Sokağa bakan küçük pencerelerinden sokakta yürüyen insanları seyretme imkânı vardı. Dışarıdaki hareketlilikle filmin başlama anonsuna kilitlenmiş ağır hareketler ilginç bir tezat oluştururdu.

Sinema kapandıktan sonra gerek pasaj içinde gerekse etrafında bulunan esnaflar bu durumdan gayet olumsuz etkilendiler. Zira açıkken sinemaya erken gidilmesi halinde vakit öldürmek için dükkânlar dolaşılır, alışverişler yapılırdı. Konak Sineması’nın yeniden canlanmasına sinemaseverler kadar esnafların da sevineceğini düşünmek güç değil.

Bir şehir sinemasının tekrar yaşama dönmesine duyulan sevincin nostaljik olmadığını düşünüyorum çünkü sinema salonları kent belleğinde yeri olan binalardır. Kentliyi kentin içinden çıkaran, avm’lerin yemek kokularıyla kuşatılmış salonlarındansa önünden geçerken teklifsizce buyur eden sinemaların olması kent için hayati önemde. Hele de film endüstrisinin en ticari film örnekleri dışında daha alternatif ve sanatsal sinemayla izleyiciyi buluşturma özelliği varsa. Bu özelliklerle beraber Konak Sineması’nın hayat bulması elbette bir alan kazanımı olarak değerlendirilebilir.

Sinema, modern kentin ortaya çıkışından itibaren, insanları bir araya getiren vazgeçilmez mekânlardan biri, bu yüzden kentteki bağımsız sinemalardan vazgeçmemek için devam eden mücadeleler de çok önemli. Sinemalar, avm’lerdekilerle rekabette ne yazık ki kaybediyorlar. Tek tek kapanıyorlar veya kent içinde kalmış salonlar yeteri kadar yatırım yapamadıklarından için için çürüyor. Böylece izleyicisini kaybediyor. Başka ülke ve kentlerde nasıl direnebildiklerini bilmiyorum. Belki yerel yönetimler onların ayakta kalmaları için destekliyordur veya başka yerlerde ülkemizde olduğu gibi çılgın bir avm kültürü olmayabilir.

H. İbrahim Alpaslan: Kentteki ‘yık-yap’lara karşı önemli girişim

Aslında kentin Kadifekale eteklerindeki kuruluşundan beri, yani yaklaşık 2300 yıldır Kemeraltı, bu kentin kalbi. Kent için gözden çıkarılamayacak, terk edilemeyecek bir merkez. Bir kentin kalbinin atabilmesi için birçok işlevin yanı sıra kültür-sanat da vazgeçilmezdir. Bu nedenle tüm bu süreçte Kemeraltı ve yakın çevresinde tiyatrolar, sinemalar, sergi salonları gibi yapılar var olmuştur. Tekrar vurgulamak gerekir ki, bir kent merkezi için bunlar keyfi değil olmazsa olmaz yapılardır. Konak Sineması’nın durumunu da bu çerçevede ele almak gerekir.

Sinema yapılarının, sinema sanatının son yüzyıldaki değişen karakterine koşut olarak evrimleştiği söylenebilir. Şüphesiz, bugün toplumun günlük hayatında ve zihninde sinema, yirminci yüzyılın ilk yarısındaki yerinden farklı bir yerde. Bugün, belki de bu değişimin bir sonucu olarak, çok farklı sinema salonlarından söz etmek mümkün. Sinemanın ticari yanını ön plana alan ve genellikle avm’lerde gördüğümüz salonlardan, daha esnek yapıda, farklı sanat dallarına da ev sahipliği yapmaya olanak sağlayacak kültürel odak niteliğindeki salonlara kadar, farklı biçim ve kullanımlarda mekânlara rastlanabiliyor. Konak Sineması’nın bu ikinci türe yakın, kültürel bir odak niteliğinde hayata döndürülmesini ayrıca bir başarı ve kentsel katkı olarak görüyorum.

Bununla birlikte son dönemlerde iyice keskinleşen, bilinçli olarak veya bilinçsizce kentsel belleğimizi yok eden “yık-yap”lara karşı da kent belleğinde önemli yeri olan böyle bir yapıya yeniden hayat vermenin çok önemli bir girişim, çok önemli bir söz olduğunu düşünüyor, kentli olarak, mimar olarak, bu işte emeği olan herkesi kutluyor, teşekkür ediyorum.

1 yorum

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-postanız paylaşılmaz. * işaretli alanların girilmesi zorunludur.

İptal