Kimsiz’lerin hikâyesi

Kimsiz’lerin hikâyesi

Ludwig Wittgenstein’ın “Tractatus-Logico Philosophicus”taki “Dilimin sınırları dünyamın sınırlarını imler” önermesi bugüne dek pek çok yazıda, eylemde ve kitapta eksik, yanlış ve bağlamından koparılarak kullanıldı.

Wittgenstein, dil-kültür-yaşam bağlantısı kurarken söylenebilir olan ile söylenemeyeni incelemiş, dolayısıyla bu ikisi arasına nasıl sınır çekilebileceğini tartışmıştı.

Tarihi bilinmemekle birlikte, defterlerine ya da metinlerinin sağına soluna çiziktirdiği notlarından birinde Wittgenstein, “Sözcükler eylemlerdir” demişti. Bu da yoruma açık ve ‘slogan’ olarak kullanılan bir önermeydi.

Düşünürün iki önermesi de tarih, kültür, dil ve yaşam arasında ilinti kurmaya ya da en azından bu yolda bir kapı aralamaya uygun.

Birkaç adım ileri gidersek dili bir başka dille abluka altına alma, dili dille öteleme ve kültürel hegemonyayı dil üzerinden kurma örneklerine rastladığımız bir çağın ilk yarısında kalem oynatan Wittgenstein’ın bu eylemlere dair bir öngörüde bulunduğunu söyleyebiliriz.

Dilin, anlatıyla ve hikâyeyle ilişkisini tamamlayan iki önemli öğe yaşam ve deneyim. Öğrenilen her sözcük, yaşamın kişiye kattığı deneyimlerle birleşerek tamamının hikâyeleştirilmesi ya da anlatıya evrilmesini sağlayabilir.

Murat Özyaşar’ın “Aslı Gibidir” isimli kitabı, dil-kültür-yaşam-hikâye ilişkisinin bir yansıması her şeyden evvel. Özyaşar, Diyarbakır’ın dilini, hikâyesini ve yaşamını aktarmakla kalmıyor, onları kendi deneyimiyle birleştirip oradan ikinci bir anlatı yaratıyor. Dolayısıyla hem sınırları hem de sözcüklerle kotarılan eylemleri hikâyeleştiriyor.

Selçuk Demirel’in çizgileri, Murat Özyaşar’ın hikâyelerindeki ağırlığı, hayata dokunuşları, Diyarbakır’ı, sınırları, eylemleri ve ‘aksaklığı’ ete kemiğe büründürüyor.

Kentin dili, dilin kenti

Âdil bir adaletin arandığı coğrafyanın hikâyesi de o hikâyenin aktarımı ve yeni bir anlatıya dönüştürülme süreci de kendine özgü oluyor elbette. Özyaşar’ın “Aslı Gibidir”deki dili tam da buna denk geliyor; Diyarbakır’da sınır ve eylem buluşuyor: “İstikrarlı şekilde büyüyen tek yerin mezarlıklar olduğu, yasaklanmış bir yasın uzun yıllardır sürdüğü, bu sebeple de travmadan bir türlü çıkılamayan, korkunç sarı kahkahaların uzun uzun atıldığı bir şehir.”

‘Aksayan’ dil üzerine düşünüp bu aksaklığa dair kalem oynatan Özyaşar, hikâyelerinde “zihin dünyama da şeyleri kavrayışıma da eşyayı anlama biçimime de sirayet eden bir ‘yarılmış dil’ var” diyor. İkiliğin, sınırın ve eylemin varlığı bir kez daha çıkıyor karşımıza. Tabii bazı çocukların, bazı sözcüklerin içine daha erken atılışı da… Böylece Diyarbakır ve oranın sakinlerininkiyle Özyaşar’ın hikâyesi birbirini bütünlerken kimi sözcüklerin ağır bedellerinin öyküsü; ‘zamanın vakti’ne ve bazı cümlelerin neden ‘vakti zamanında’ diye başladığına dair hikâyeler de dikiliyor önümüze: Vakti zamanında sumen altı edilmiş, daha doğrusu edilmesi “uygun görülmüş”; keskin sınırlar çekilerek bir kenara konmuş ve cümle-eylem bağı koparılmaya çalışılmış hikâyeler bunlar.

Özyaşar, hakikati açığa çıkaran dilin, bir başkası tarafından sınırlanıp yasaklanış öyküsünü anlatırken Pavese gibi ‘Neden?’ diye soruyor: “Neden öldüler?” Hikâyeler ağır, kelimelerin anlamı ve cümlelerin bizi götürdüğü yaşanmışlıklar da… Bu yüzden Özyaşar, “Her dil kendi kültürel, zihinsel ve ruhsal iklimine dair sözcükler üretiyor” diyor.

Özyaşar’ın bahsettiği ve hatırlattığı sözcükler, bir kentin yenilenişini, yıkılıp yeniden inşa edilirken aynı kalanları ve değişimi dile getirmeyi de sağlıyor. Yasağı kalkan “Yol” filminin gösterildiği Diyarbakır Emek Sineması’nın da Ofis ve Bağlar semtinin veya Diyarbakır Tren Garı’nın tarihî ağırlığı da bu anlatıma dâhil.

Dille kurulan şehrin, Diyarbakır’la kurulan dilin ve her ikisiyle yoğrulan insanların hikâyesini anlatıyor Özyaşar: Bazen sınırlar çekilen bazen sessizlikle karşılanan ve susturulan ama hakikati mutlaka ortaya döken, ‘kimsiz’ ve büyük kalabalıkların yer aldığı hikâyeler bunlar.

Aslı Gibidir, Murat Özyaşar, Doğan Kitap, 114 s. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-postanız paylaşılmaz. * işaretli alanların girilmesi zorunludur.

İptal