Atatürk Kitabı - Reklam Atatürk Kitabı - Reklam

Kant, zangoç ve liderler

Kant, zangoç ve liderler

Bazı kişiler vardır; onlara şöyle deriz: “Lider”… Bazı yerlerde “şef” ya da “reis” de denir… Bunu dememiz bir nedene bağlıdır elbette, çünkü onlar öylesine önemli bir şey yapmışlardır ki (o, her ne ise) onları ne kadar övsek, ne kadar inanç beslesek yeridir. Artık o kişiler hakkında oluşturduğumuz güveni yitirmemiz çok zordur.

Bu insanlar saygınlık ve doğruluk abidesidir; tümünden de ders almamız gerekir. Yaşamlarımızı onların dediklerine göre düzenleriz, düşüncelerimizi onların düşüncelerine endeksleriz, ahlâkımızı onların düzeyine göre ayarlarız ve onların ilkelerine uyum sağlarız. Durmadan inancımız güçlenir ve o kişi bir mite dönüşür.

Bir mit yaratıldıktan itibaren ise oradan geri dönüş yoktur; biz miti yüceltiriz, mit de bizi var eder. Süreci durdursak, mit ile birlikte düşer yok oluruz. Daha başka bir söyleyişle, kişiliğimizi mite adadıkça, mit de bizim kişiliğimizi yaratır.

Biz mi miti yaratmışızdır, mit mi bizi? Bir yerden sonra ikisi birbirine karışmaya başlayacak ve işin içinden çıkılmaz bir durum doğacaktır. İşte o anda yapacağımız en iyi şey, soru sormayı bırakmak, neyin neyi yarattığını fazla kafamıza takmamaktır.

Mitin rasyonalitesi yaşama egemen olmuşsa, “Rasyonalite nedir?” diye sorup durmanın bir işlevi bulunmaz. “Liderlik miti”, artık doğrudan bizi temsil etmektedir ve “rasyonalite” dediğimiz şey de “lider” dediğimiz şey ile aynıdır.

Ama bazıları bu miti çözümlemekte ısrar ederler; bizim mi miti, mitin mi bizi yarattığı sorusu kafalarını kurcalar durur. Bu tip insanlar toplum için pek de “iyi” vatandaş sayılmazlar, oysa soyları (ne tuhaftır) bir türlü tükenmemiştir.

Kant saati

“Alman İdealizmi” denilince, akla ilk gelen filozoflardan biri olan Immanuel Kant’ın bir hikâyesi vardır; onun son derece sistemli bir yaşama sahip olduğu söylenir. Yaptığı her hareket ölçülüdür, kuralcıdır ve son derece de dakiktir. Ömür boyu terk etmediği Königsberg kentinin halkı da Kant’ın o özelliklerinin farkındadır.

Kant, siyasi bir “lider”, bir “şef”, bir “reis” filan değildi; toplum üzerinde siyasi bir otoritesi yoktu. Oysa söz konusu ölçülülüğü, kuralcılığı ve dakikliği ile kentte bir mit yaratmıştı. Öyle ki kentte “Kant saati” diye bir tabir vardı; bu saat, “Kant yolu” ya da “Filozof yolu” denilen yerden ayarlanırdı. Onun günlük yürüyüşleri hep aynı saatte ve hep aynı yolda olduğu için, kent halkı bu tabirleri kullanmaktan ve saatlerini de ona göre ayarlamaktan hiç kuşku duymamışlardı.

Kant’ın yarattığı bu miti konu eden, olayı doğrulayan hayli metin vardır. Ne var ki bazı metinler de konuya başka bir yerden, daha şüpheci bir biçimde yaklaşırlar. Şüphecilere göre, Kant ile kentin kilisesindeki zangoç arasında kendiliğinden kurulmuş gizli bir bağ mevcuttu: Kant genellikle aynı saatte kilisenin önünden geçerken, zangoç onu izlerdi. Bu dakiklik, zangocun ilgisini çekiyor ve her defasında kilise kulesindeki saati kontrol ediyordu; inanılmazdı, Kant’ın oradan geçişi bir dakika bile şaşmıyordu.

Gel zaman git zaman, zangoç çanı çalarken kuledeki saate değil, Kant’a bakmaya başlamıştı. O geçtiği anda çanın ipine asılıyordu. Sonraki günlerde, filozofa duyduğu bu güvenle saati de ona göre ayarlamaya koyuldu. Zangoca göre doğru saat Kant idi.

En acınası durum

Bunu daha da ilginç bir durum izledi; Kant ne zaman oradan geçse, hep aynı saatte geçtiği kanısına varıyordu. Çünkü o, kuleye baktığında gerçek saati değil, zangocun kendisine göre ayarladığı saati görüyordu. Yalnızca Kant mı? Tüm çevre halkı da gerçek saatin, Kant’ın oradan geçtiği saat olduğu kanısındaydı, çünkü zangoç öyle ayarlıyordu. Bu böyle sürdü gitti.

Öyleyse Kant’ın dakiklik üzerine yarattığı mit, aynı zamanda da (hatta çok daha fazlasıyla) zangocun işiydi. Evet, Kant dakik sayılırdı ve bu konuda güven vermişti, fakat zangocun rolü de hiç küçümsenemezdi. Kant zangoca başlangıçta güven vermiş ve bu mitin doğmasına neden olmuştu. Gerçek saatin bir önemi kalmamıştı.

Aslına bakılırsa buradaki en acınası durum, Kant’ın durumu olmalı. Öyle ya, onun gibi değerli bir filozof bile, zangocun bu işgüzarlığı, bu boş kafalılığı yüzünden büyük olasılıkla kendi mitine inanmış, ne kadar dakik olduğu kanısına varmıştı.

İşte “iktidar” böyle yaratılır; aynı Byung-Chul Han’ın “Şiddetin Topolojisi” kitabında yazdığı üzere: “Reisin ağızından emir ve itaati kutsayan sözcükler dökülmez. Reis, toplumun zaten kendisi hakkındaki konuşmalarını özetler, toplumun kendisini bir bütün hissetmesini, ilan etmesini sağlar” (s. 26).

Byung-Chul Han’ın “reis” dediği şeyin işi zor ve hatta acınasıdır; çünkü o da saygınlık ve doğruluk abidesi olduğuna inandırılmıştır. Zangoçlar, şunlar ya da bunlar tarafından…

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-postanız paylaşılmaz. * işaretli alanların girilmesi zorunludur.

İptal

Son yazılar

En çok okunanlar

En çok yorumlananlar