Kafka’nın mavi odası

Kafka’nın mavi odası

Franz Kafka ile Max Brod’un dostuluğu edebiyat dünyasında çok tartışıldı ve yorumlandı. Kimi eleştirmenler ve uzmanlar, Bord’un yazarla pragmatik bir yakınlık kurduğuna dair yorumlar yaparken bildiğimiz Kafka imajını Brod’un yarattığını ve bir mit kurguladığını da söyledi.

3 Haziran 1924’te ölen Kafka’nın yazdığı; kendisinden geriye kalan taslak metinleri, mektupları ve defterleri yakmasını vasiyet ettiği mektubun Brod tarafından uydurulduğunu dillendiren bu eleştirmenlerin ve uzmanların karşısında vasiyete hıyanet olduğunu düşünenler var.

‘Kafka’yı Nazilerden kurtaran’ Brod, yazarın geride bıraktığı metinleri 1968’deki ölümüne dek parça parça yayımlayarak büyük bir edebî olaya imza atmıştı. Öte yandan, kendisine Kafka’nın vârisi diyenlerin açtığı davalarla İsrail, Almanya ve Brod’un sevgilisi Esther Hoffe, Hoffe’nin kızları Eva ile Ruth meseleye dâhil olmuştu.

İşin ilginç tarafı, Brod’un yakınları ve mirasçılarının yanı sıra Alman ve İsrailli araştırmacılar, geride bıraktıklarını kullanarak yazarı kendi propagandalarının malzemesi hâline getirdi.

Brod’un ‘ihanetiyle’ ortaya çıkan kimi notlar ve defterler üzerine kalem oynatan araştırmacılar ve propagandistler, kendi durdukları noktadan bakıp yorumda bulunarak Kafka’nın ‘anti-semitist’ ve ‘siyonist’ olduğunu iddia ediyor. Bu da konunun birbiriyle çelişen ironik yanı.

Miras kavgası, siyasi ve kültürel polemikler ile dedikodular bir tarafta, Kafka’nın notları, mektupları ve defterleri diğer tarafta duruyor. Dolayısıyla bu hengame içinde yazarın iç dünyası, edebiyatı ve anlatmaya uğraştıkları geri plana itilebiliyor.

Her ne olursa olsun mektuplar, notlar ve diğer defterler gibi “Mavi Not Defterleri” de Kafka’yı anlamaya ve onun yaşamını kavramaya yardım edebilecek birer belge niteliğinde. Kafka’nın 1917-1919 arasındaki notlarını içeren bu belgeler, tüm tartışmaların ve ticari kaygıların ötesinde yazarın kitaplarına ve yaşadıklarına yaptığı göndermeler, barındırdığı taslaklar ve okurun zihninde uyandırdığı sorular nedeniyle önemli.

Boğa, matador ve izleyiciler

“Mavi Not Defterleri” birer günlük mü, yoksa yazınsal eskizler ve tamamlanmamış metinler mi? Bu soru ve verilen yanıtlar bile meselenin ne kadar karmaşık olduğunu gösteriyor. Kendi içinde bütünlük taşımasa da Kafka’yı çözümlemek için hayati veriler sunan bu notların, tek kategoriye indirgenmesi mümkün değil.

‘Her insan içinde bir oda taşır’ cümlesiyle başlayan defterlerin kimi satırlarında Kafka, aforizmayı andıran ifadelerle, yarım kalmış mektuplarla ve dil çalışmalarıyla karşımıza çıkıyor. Göndermeler, imalar, taslaklar ve not ettiği ruh hâlleri de cabası. Başka bir deyişle Brod’un ‘ihanetiyle’ ortaya çıkan, yayımlanıp yayımlanamayacağına ilişkin tartışmalara neden olan ve biraz da Kafka’nın gizli bahçesine açılan metinler bunlar. Kendisini ‘başka biri yapan’ kitapların ruhunu götürdüğü sokaklarla ilgili notlardan, geceleri çektiği ağrılara dair yakınmalara dek pek çok cümle var defterlerde.

Yeri geldiğinde, Birinci Dünya Savaşı sonrası Almanya ve Orta Avrupa’da filizlenen, bir tehdit olarak gördüğü Nazizme ve milliyetçiliğe metaforlar aracılığıyla eleştiriler yöneltiyor Kafka: İstemediği hâlde etrafındaki kavgaya dâhil edilmesi, bir boğa güreşini izleyenler, arenadaki matador ve boğa arasındaki ilişkiyi düşünmeye itiyor onu. Sonunda bu ‘kavga’dan bunalıyor.

İçindeki ve dışındaki savaşı bir bütün olarak anlatması ise Kafka’nın kapılarını, başka bir ifadeyle ‘içinde taşıdığı odayı’ açıyor okura. Kapıdan girdiğimizde Don Quijote’yle, Odysseus’la, Sirenlerle, Sokrates’le, Büyük İskender’le ve Prometheus’la karşılaşıyoruz. Tabii Kafka’nın zihninden taşanlarla da: “Hepimiz bir savaştayız (nihai sorunun saldırısına uğradığımda silahlarımı kuşanmak için uzanır fakat hangi silahı seçeceğime karar veremem, karar verebilsem de benim olmayan silahları seçmeye mecburum çünkü hepimizin sadece bir tane silah deposu var). Tamamen kendime ait bir savaşı sürdürebilmem mümkün değil; sadece bir kere özgür olduğuma inansam, çevremde kimseyi görmesem zaman yitirmeden görürüm ki genel gruplaşmanın sonucu olarak hemen o anda anlayamadığım, hatta asla anlayamayacağım bu görevi üstlenmek zorunda kalırım…”

‘Parazit boşluktan doğar’

“Mavi Not Defterleri”, Kafka’nın felsefenin ve mitolojinin tam ortasına düştüğünü de gösteriyor bize. Daha çok ‘iyi’ ve ‘kötü’ kavramlarından hareket eden yazar yaşama, inançlara, benliğe, özgür iradeye, buyruklara, yurt ve yersizlik-yurtsuzluk sorunlarına dair satırlar kaleme aldıktan sonra gözünü yine kendisine çeviriyor: “Aile hayatı, arkadaşlık, evlilik, meslek, edebiyat gibi yaşamda ne varsa hepsinde başarısız olmam, hatta başarısızlığa bile yaklaşamayışım tembelliğimden, kötü niyetimden ya da beceriksizliğimden kaynaklanmıyor; aslında bunların hepsinin az çok rolü var bunda çünkü parazit boşluktan doğar. Yine de sebep bunlar değil; sebep, ayağımı basacağım bir zeminden, havadan, buyruklardan yoksunluğumdur. Bunları yaratmak benim görevim, o zamanlar kaçırdığım şeyleri yakalayabilmem için değil, hiçbir şeyi kaçırmamam için çünkü ödev ödevdir. Bu, gerçekten de herkesin ana görevi ya da en azından bu görevin yansımasıdır, yüksekliklere tırmanan birinin aniden uzaktaki güneşin ışıklarına adım atması gibi ve bu istisnai bir görev de değildir; daha önce sık sık hazırlandığından emin olabilirsiniz. Doğru, daha önce bu düzeyde hazırlanıp hazırlanmadığını bilmiyorum.”

Aynaya baktığında, sağlığı günden güne bozulan bir adam gören Kafka, aralara memuriyetini ve o sıralarda kaleme aldığı metinlerden parçaları sıkıştırıyor. Bir nehrin kıyısında yaşamın akışkanlığını betimlerken hastalıklarını ve hâlini hatırını soranların fazlalığını sayfalara nakşeden bir yazarla yüzleşiyoruz. Diğer taraftan kesik kesik rüya notları giriyor araya; hepsi, olası Kafka kitaplarından birer parça gibi.

Kafka’nın kendisi için kaleme aldığı satırlardan oluşan “Mavi Not Defterleri”ndeki göndermeler, yazarın hayatını ve eserlerini bilmeden kavramak güç. Öte yandan defterler, bunlardan bağımsız şekilde kimi aforizmalar, bitmemiş metinler ve yarım mektuplarla Kafka’nın ruh hâlini anlamaya yardım ederken edebî söylemini tamamlar nitelikte. Böyle okuduğumuzda Brod’un ‘ihaneti’ bir anlam kazanıyor.

Brod’un Kafka’ya ihanet edip etmediği tartışıladursun, kendisiyle Ortaçağ metinleri üzerine yapılan bir söyleşi sırasında Umberto Eco’nun kurduğu cümleleri, “Mavi Not Defterleri” ve Brod’un yayımladığı belgeler bağlamında hatırlamakta fayda var: “Belgeleri istediğiniz kadar yok etmeye ya da saklamaya çalışın; bunlar bir şekilde ortaya çıkar. Kendi kendisine değil elbette; onları gizlemeyi ya da arşivlerden silmeyi arzulayanlar gibi tarihin defterlerine kaydetmeyi düşünenler ya da sadece bu belgeler yoluyla tarihte geçmek için çırpınanlar var olacaktır. O nedenle bilgi ve belge kaybolmaz, gün yüzüne çıkmak için zamanını bekler. Sonra da onu yazanların hiç ummadığı kadar çok tartışılır.”

“Mavi Not Defterleri”, Franz Kafka, Çeviren: Melek Konay, SUB Yayın, 64 s. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

1 yorum

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-postanız paylaşılmaz. * işaretli alanların girilmesi zorunludur.

İptal