Kadir Şan Tarhan’ın ardından

Kadir Şan Tarhan’ın ardından

Ülkenin en küçük kentini yüreklerinde büyütmeyi murat etmiş bir grup insan, memleketin ve dünyanın üzerine çöken karanlığa şikâyet etmeyi bir kenara bırakıp, birkaç çıra yakarlar. Belki dünya aydınlanmayacak, hatta çıkan dumandan göz gözü görmeyecektir, ama ne gam; sesin ve sözün büyüsüne kapılıp ezgilerin şefkatine bırakırlar kendilerini.

Kılavuzları şu kubbede baki kalan hoş birkaç sedadır. Onların ayak izlerini harfiyen takip etmeye karar verirler. Az giderler, uz giderler; gündüz gece ses giderler. Bir es verip dönüp arkalarına bakarlar ki, bir nota boyu yol gidememişlerdir. Sessizlikleri genleşmeye başlamış, diğer seslere doğru taşmıştır. Öyle ki sesleri, dipsiz kuyuya atılan taşların akıbetini paylaşmaya başlamıştır.

Hepsi orda, kuyunun başında toplaşmış seslerinin kendilerine döneceği anı umut ve umutsuzluk alaşımı bir ruhla beklerken çıkıp geliverir Kadir Hoca. Ne kapıdan girmiş ne de kuyudan çıkmıştır. Öylesine yanlarında bitiverir bir gece elinde gitarı, sesinde zarafeti, gözlerinde şefkati ile. Öfkesiz kızgınlığıyla çıkışır onlara: “Ölülerinizi gömün çocuklar. Ölmüş, esir edilmiş seslerinizin peşinden dövünüp yas tutacağınıza, kendine çarpıp çoğalarak, dağılan; kendi karmaşasına meftun olan ve meftun eden seslerin izini sürün. Dünle beraber gitti cancağızlarım, düne dair ne varsa, artık yeni şeyler söylemek lazım.”

İşte böyle başlar bu yeni yetmelerin Kadir Şan Tarhan ile rahle-i tedrisat devirleri. İlk başta hayal gördüklerini sanırlar, herkes birbirini çimdikler, atonal çığlıklar duyulur. Grubun hemen her ferdinin kendi müzikal günlüklerinde onlarca sayfaya damgasını basmış olan Ezginin Günlüğü’nün kurucularındandır çünkü yanı başlarındaki mavi gözlü o zarif dev.

Bilirler ki aynı grubun efsanevi solisti Hakan Yılmaz, son albümü “Türkülerle Yeniden” hakkında kendisiyle yapılan bir röportajda: “Kadir Şan Tarhan Türkiye’nin en önemli aranjörlerinden birisidir. Albümünüzü gözünüz kapalı bir şekilde ona emanet edebilirsiniz. Hiç kirlenmemiş bir müzikal beyni, berrak bir yaratıcılığı vardır” demiştir. Bu iddianın kanıtı yine Hakan Yılmaz’ın Kadir Şan Tarhan ile birlikte yayımladıkları “Sen Yoktun” albümündeki insanın yalnız gerçeğini değil, düşünü bile alt üst eden düzenlemelerdir. İnsan hiç beklemediği yerden vurulur, düşer ve dirilir dinlerken bu ezgileri. Yalnız bu değildir Kadir Hoca’nın hayatlarındaki izi: Zeki Demirkubuz’un “Masumiyet”inden, masum yılların “Süper Baba”sına kadar nice filmin müziğinde de onun imzası vardır. Sayısız albümde ezgilere gitarıyla ve aklıyla yoldaşlık yapmıştır.

İşte bu Kadir Hoca’dır, o acemilerin yanına kilometrelerce uzaklardan ve gecelerden çıkıp geliveren. Bu bir düş değil, kanlı canlı bir gerçektir. Dokunabildikleri ama asla erişemeyecekleri bir büyüklükle yan yana yol almak, ses bulmak fikrine alışmaları zaman alır. Bıkmadan, usanmadan ve bir türlü kızamadan onlara, yeni seslerin ancak yeni söylemelerden doğabileceğini anlatmaya çalışır.

Elindeki gitar değil, adeta büyülü bir çubuktur; öyle ki dokunduğu her ezgi bir başkalaşım yaşar, kımıl kımıl tırtıllardan kozasını yırtıp uçuşan görkemli kelebeklere dönüşür.

Herkesin gözünü alır bu kelebekler, kimseciklerin aklına düşmez onların bir mevsimlik hayatları. Günü geldiğinde, bunu anlatmak da Kadir Hoca’ya düşecektir.

Direnir Kadir Hoca, yanı başındaki hayatlara nasıl bir zarafet ve estetikle dokunduysa öyle direnir ölüme; yenilir ama bir an için bile teslim olmaz.

Grup Ziganalar’ın bağrı yarılmıştır, Kadir Hoca’nın yokluğu varlığı ile karışır, grup “Eksik Gitar”a dönüşür.

Kadir Şan Tarhan 8 Mart 2019’da hayata gözlerini yumdu.

 

 

 

 

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-postanız paylaşılmaz. * işaretli alanların girilmesi zorunludur.

İptal

Son yazılar

En çok okunanlar

En çok yorumlananlar