Atatürk Kitabı - Reklam Atatürk Kitabı - Reklam

İzmir, kültür sanat haritasına kavuşuyor

İzmir, kültür sanat haritasına kavuşuyor

Şehirde ne var ne yok? Etkinlikler için nerelere bakarsınız? Alışageldiğiniz birkaç yer, kültür merkezi, gösteri salonlarının aylık programları. Sizce şehirde olan biten bundan mı ibaret? Ne üretiliyor, nerede sergileniyor? Derli toplu bulamıyor, bilemiyorduk. İzleyicileri bırakın, birkaç sene öncesine kadar kültür sanat aktörlerinin çoğu birbirinin neyle uğraştığından habersizdi ama bu durum hızla değişiyor. İzmirKültür Pla+formu Girişimi’nin (İKPG) üstlendiği, “İzmir Kültür Haritası: Kültür Sanat Mekânları – 2017” adını verdiği haritalama ve fihristleme çalışması, ocak ayı başında yayımlandı. Böylece İzmir, ilk kez kapsamlı bir kültür sanat haritasına kavuşuyor.

Bu vesileyle İKPG’nin yürüttüğü çalışmalar hakkında Sarp Keskiner ile konuştuk.

İKPG, kentte kültür sanat hayatını güçlendirmek ve ileriye taşımak için yola çıkmış. Platform nasıl oluştu, çalışmalar nasıl şekillendi? Kültür sanat mekânlarının haritasını çıkarma işinden önce, bize platformdan bahseder misiniz?

Elbette. İKPG’nin kuruluşu, İzmir Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde, 2009 yılında düzenlenen Kültür Çalıştayı’nda alınan bazı kararlara dayanıyor. Bu kararlar gereğince 2011 yılında ilk adımı atılan İzmir Deniz kıyı tasarımı projesine katkı sunan ekip olarak, 2012 yılında kurulan İzmir Akdeniz Akademisi’nin Kültür Sanat Çalışmaları Grubu’nun çekirdeğini oluşturduk. Nisan 2013 itibariyle danışma kurulunun aldığı tavsiye kararı üzerine, dört kişilik, gönüllü ve bağımsız bir ekip olarak İzmirKültür Pla+formu Girişimi’ni (İKPG) başlattık.

Neden böyle bir ihtiyaç oluştu?

İzmir Akdeniz Akademisi’nin Danışma Kurulu toplantılarında, kentteki kültür sanat aktörlerinin birbiriyle iletişim eksikliğini giderecek, kentin potansiyeline görünürlük kazandıracak ve orta vadede, Akdeniz havzasındaki kültür odaklarıyla bağ kuracak bir yapının gereksinimi ortaya çıktı. Bu şehirde üretmeye karar vermiş kültür sanat insanları olarak üretimlerimize beraberce nasıl alan açarız; farklı disiplinlerden aktörleri nasıl bir araya getiririz gibi temel sorulardan yola çıktık. Haritalama ve fihristleme kararının daha ilk günden, bu eksikliği gidermek üzere ortaya çıktığını söyleyebiliriz.

2013’ten bu yana düzenlediğimiz aylık iletişim toplantılarında birbiriyle hiç tanışmayan veya az temas etmiş sanatçıları bir araya getirmeye başladık. İzmir’in kültürel zeminini, sanat dünyasını, avantajlarını ve dezavantajlarını konuştuk. En baştan, aldığımız karar gereğince hayal kırıklıklarını, kemikleşmiş engelleri ve fosilleşmiş sorunları konuşmak yerine, ortaklaşa bir geleceği nasıl kurabileceğimize odaklandık. Gelecek Nisan ayında dördüncü yılı tamamlayacağız; bugüne sağlıklı bir şekilde varmamızı büyük ölçüde başta çizdiğimiz pozitif perspektife borçluyuz.

İKPG, yirmiyi aşkın iletişim toplantısı ve sekiz forum ile bugün itibariyle yüz altmışı aşkın bileşenden oluşan bir dayanışma ağına dönüştü. Bu ağ bağımsız sanatçılar, medya mensupları, akademisyen ve tasarımcılar dışında sivil toplum kuruluşları, kolektifler, inisiyatifler ve bazı yerel yönetim kurumlarından oluşuyor. İzleyici geliştirme, kamusal alanda sanat, bağımsız sahne, bağımsız yayıncılık, bağımsız sinema, görünürlük gibi pek çok konuyu ele aldık. Bu çaba, kentte bir sinerji yarattı ve ilk etapta bileşenler, beraberce projeler üretmeye, birbirleriyle yardımlaşmaya başladı. Ardından, kimi bağımsız mekânlar birbiriyle etkinliklerini paslaşmaya başladı. “İzmir Kültür Haritası: Kültür Sanat Mekânları – 2017” projesini de görünürlüğü artırma çabasının somut bir çıktısı olarak görebiliriz.

Pla+form ilkleri hayata geçiriyor

Tam olarak neyi haritaladınız?

Körfezi çevreleyen on bir ilçede (Çiğli, Karşıyaka, Bayraklı, Bornova, Karabağlar, Gaziemir, Buca, Konak, Balçova, Narlıdere, Güzelbahçe) etkinlik üretiminde sürdürebilirliği sağlamış bağımsız mekânlarla beraber kamuya, yerel yönetime ve özel sektöre ait kültür sanat mekânlarını haritaladık. Ayrıca, yerel yönetimlerin aktivite düzenlediği tüm açık alanları çalışmaya dahil ettik.

Kent bir ekosistem. Kendi floralarında yaşayan sanatçı, kolektif ve atölyeler birbirinden habersiz varlıklarını sürdürürken platformun açtığı kanallar sayesinde bu ayrık floralar dallanıp budaklanıp birbirine uzanmış görünüyor. Kopuk damarların bağlanıp canlanması gibi de ifade edilebilir. Bu canlılık, platformun yönlendirmesinden bağımsız yaşasın isteniyor. Yaşar mı? 

Elbette yaşar. Platform bu alanda kendinde sadece kolaylaştırıcı görevini biçiyor. Herhangi bir hiyerarşik pozisyona bürünmekten, yönlendirme yapmaktan ısrarla kaçınıyor. İKPG; başkanı, yürütme kurulu, üyesi olmayan, hiyerarşik bir şekilde yapılanmaktan kaçınan bir oluşum. Sunum yapan, temel ilkelerimize uygun herkesi doğal bileşenimiz olarak kabul ediyoruz. Çekirdek ekip her kararı oybirliğiyle alıyor. Alınan kararlar, bileşenlerle paylaşılıyor. Bileşenler tüm faaliyetlere açık çağrıyla davet ediliyor.

Platform özgür bir oluşum. Bir yandan da herhangi bir engele takılmamasın diye sürekli akıl üretiyoruz. Bir yere yaslanmadan, beraberce ileriye nasıl yürüyebileceğimizi bulmaya çalışıyoruz. Yapılara veya kurumlara yaslanmak yerine dayanışma ve imeceye başvurmak, içinden geçtiğimiz zamanlara bakarsak daha değerli.

Geçtiğimiz Ağustos ayında Şirince’de düzenlediğimiz yaz okulu da bu bakışla hayata geçti. Bileşenlerimiz gündelik hayatın telaşından kurtulup sosyalleşmek, fikir ve proje paylaşmak istediğini dile getirince okulun teması belli oldu: “Birlikte üretmek, birlikte öğrenmek”.

Birlikte üretmek, birlikte öğrenmek 

Birlikte üretmek, birlikte öğrenmek nasıl hayata geçti? 

Yaz okulunda farklı başlıklar altında açık atölyeler düzenledik. Bu atölyeler, kalıcı olmaya aday üç platform doğurdu. İKPG’nin geleceğini tartışmaya açtık. Ortaya yepyeni fikirler çıktı; mevcut fikirler olgunlaştı. Deneyimler, yetenekler, olanaklar paylaşıldıkça potansiyel büyüyor ve her bileşen kendiyle beraber çevresini de canlandırıyor. Bu ekosistemi sürekli yeşeren bir bahçe gibi düşünebiliriz.

Peki bu bahçede çer çöp, ot bitmiyor mu?

Tahakküm kurmaya, kendini veya projesini ortaya koymaya soyunanlar görüyor ki bu bahçe alışıldık türden bir bahçe değil. Görüyor ki orada yeşerme şansı yok.

Diğer yandan kente nüfus etmesi istenen bir üst kültür oluşumu gibi geliyor kulağa. Merkez dışındaki bölgelerle nasıl ilişkileniyor?

Aramızda uzun yıllardır kent merkezinin dışında, sokakta, mahallede çalışmış çok sayıda bileşen var. Birbirimizin deneyimlerinden ve çalışma modellerinden faydalanmaya, birbirimizden yeni bir şeyler öğrenmeye bakıyoruz. Bu çabayı sahaya taşımak değerli. Ben üretmeye devam edersem arkadaşıma da alan açmış olurum. O yaşarsa ben de tutunabilirim. Hepimiz azdan çok üretmeyi deneyimleyerek bugünlere varmışız. Oturduğumuz yerde çöküp kalma lüksümüz olmadığına inanıyoruz.

Dünyanın çoğu şehrindeki gibi İzmir’de de kültürel üretim, belli başlı birkaç merkeze yığılmış durumda. İKPG olarak, şehrin kültür sanat hayatının kültür adacıklarına hapsolmasını istemiyoruz. Bunun için de yeni alanlar ve sahneler açmaya, etkinlik tasarımında alternatif modeller üretmeye, şehrin kültür sanat potansiyeline görünürlük kazandırmaya gayret ediyoruz. İKPG, yaratıcı sektörlerden gelip İzmir’e göçmeyi düşünen sanatçılar için kolaylaştırıcı olmasını umduğumuz bir yapı. Ne var ki İzmir’in İstanbul’a benzememesi için mücadele eden bir ağ olduğumuzun altını çiziyoruz.

Oysa kentin gidişatı, aldığı göç dolayısıyla kültür sanat yaşantısı için düşlenenin tam aksi yönde ilerliyor gibi görünüyor. 

Doğru. Tam da bu yüzden bunun karşısına ne koyabiliriz sorusu gittikçe kritikleşiyor. İzmir’in karakterine sahip çıkarken merkezileşmeyi kırmanın, katılımcılığı artırmanın, kendine değil ama kente katkı sağlamayı gözeten her değerli çabayı desteklemenin gereğine inanıyoruz.

Söyleşimize gelecek sefere dek burada bir virgül koyalım. “İzmir Kültür Haritası: Kültür Sanat Mekânları – 2017” çalışmasına, Pla+form dergisi ve İKPG yıllığına İzmir’deki kültür sanat mekânlarının yanı sıra internette issu.com adresinden erişilebileceğini söylemeden geçmeyelim. On yıl öncesine dek bir sahil kasabasının kültür sanat yaşantısına denk düşen İzmir’deki rehavetin, dayanışma ve imece düsturuyla kırılması, umut verici. Canlanan ekosistem şu kül rengi günlerimize renk saçıyor.

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-postanız paylaşılmaz. * işaretli alanların girilmesi zorunludur.

İptal