Uyurgezer Kitap: ‘Hayal gücünü özgürleştirmeden yayıncı olmak düşünülemezdi’

Uyurgezer Kitap: ‘Hayal gücünü özgürleştirmeden yayıncı olmak düşünülemezdi’

“Bir kitap bir çocuğun hayatını değiştirebilir” düşüncesiyle çocuk ve gençlik kitapları yayımlamak üzere yola çıkan Uyurgezer Kitap, yaklaşık bir yıl önce kuruldu. Ebeveynler ve çocukların beklentilerini karşılamayı, çocuk haklarını gözetmeyi, her türlü ayrımcılığa karşı bir duruş sergileyerek özgün ve yeni şeylere yer veren eserleri çocuk ve gençlere sunan Uyurgezer Kitap, çocuk edebiyatını yakından izleyen ve çocuğu iyi tanıyan 5 kişilik bir ekipten oluşuyor.

Uyurgezer Kitap’tan Hakan Yaşa, Kültür Servisi’nin sorularını yanıtladı.

Uyurgezer Kitap’la yaklaşık bir yıl önce tanıştık. İlk kitabınız Kasım 2018 tarihli. Klasik bir başlangıç yapalım. Yayınevi kurmaya, üstelikte yayıncılığın tam da krizde olduğu bu dönemde, nasıl karar verdiniz?

Klasik bir cevap vereyim ben de o halde: yayınevi kurmak hep aklımızdaydı. Uyurgezer Kitap ekibindeki herkes neredeyse ömrü boyunca kitaplarla yatıp kalkmış kişiler. İçimizde yayıncılık tecrübesi epey fazla olanlarımız da var. Bir araya geldiğimizde laf dönüp dolaşıp kitaplara gelir. Ve saatler o minvalde akıp gider. Biz beş kişilik bir ekibiz. Yaklaşık iki yıl önce neden kendimize ait bir yayınevini daha ciddi düşünmediğimizi sorduk kendimize. Hep aklımızda olan ama bizim için hayal sayılabilecek bir şeydi bu. O ara dördümüzün işsiz kaldığı bir dönemdi. Haftalarca olurunu olmazını tartışıp sonunda denemeye değer olduğuna karar verdik. Yayınevine ad bulmak, logoyu tasarlamak, ilk kitapları seçmek, düşüncelerimizi çevremizle paylaşmak ve daha pek çok şey bizi inanılmaz heyecanlandıran gelişmelerdi. Hâlâ da dinmiş değil o ilk heyecan dalgası.

Sadece çocuk kitabı yayımlıyorsunuz, bu tercihinizin özel bir nedeni var mı?

Uyurgezer Kitap çocuk ve gençlik kitapları yayımlamak için kuruldu. O yönde de sürdürecek yayın politikasını. Yetişkinler için değil de çocuklar için kitap üretme konusu hararetli toplantılarımızın sonucunda çıkmış bir karar. Kısaca şöyle düşündük: Bir kitap bir çocuğun hayatını değiştirebilir. Uyurgezer Kitap ekibi de esasen bununla ilgileniyor. Hayatı daha insani, paylaşımcı, ortaklaşmacı yönce değiştirmekle. Çocuk bunun için sonsuz olanaklar barındırıyor.Değişime en açık, hayal gücü en sınırsız varlık. Hayal gücünü özgürleştirmeden yayıncı olmak düşünülemezdi. Hayatı değiştirme yolculuğumuzu çocuklar için üreterek sürdürmek daha değerli göründü gözümüze. Ayrıca ekibimizde öğretmen arkadaşlarımız var. Çocuk edebiyatını yakından izliyor, çocuğu iyi tanıyorlar. 2020’lerin çocuğunu. Bu da bizim için önemli bir avantaj oldu.

Yayımladığınız ilk kitaplar için nasıl bir çerçeve çizebilirsiniz?

Bu biraz da yayın politikası alanını tanımlamaya yönelik bir soru. Herkesin çocuk edebiyatından farklı beklentileri olduğunu gözlemliyoruz. Bu da çok doğal. Anne-babalar’nın beklentisi ile öğretmenlerin beklentileri bir noktada uyuşuyor örneğin. Onlar çocuk kitabının çocuklara az ya da çok bir şeyler katmasını istiyor. Bu talep, kitabı değerler eğitimine kadar yaslayan bir tarzla, kaba bir ders kitabına, aslında değersiz bir nesneye dönüştürüyor zaman zaman. Bir de çocukların kitaptan beklentileri var. Tabii asıl önemlisi bunlar. Sonuçta kitabı okuyacak olan çocuklar çünkü. Ama onların da sürekli popüler tarza kayan bir eğilimleri var. Bu da nitelikli edebiyatın görünür olmasını engelleme tehlikesi taşıyor. Biz, ne yazık ki çocuk kitabını çocukların seçemediği bir ülkede, hem anne-baba ve öğretmenlerin hem de çocukların beklentilerini karşılayacak, elbette çocuk hakkı temelli, her türlü ayrımcılığın karşısında, özgün, yeni şeyler söyleyen eserleri tercih ediyoruz.Bugünün sorunlarını irdeleyen, aynı zamanda okuma uğraşını keyfe dönüştüren kitaplar önceliğimiz.

Biraz da kitaplarınızdan söz edelim…

“Külüstür”le başlamak istiyorum o halde. Yazarı, Yeni Zelanda çocuk edebiyatının çınarlarından JoyCowley. Bizim de yayın haklarını aldığımız ilk kitabımız. Müthiş eğlenceli bir dile sahip bir kardeşlik ve doğal yaşama övgü kitabı. Çocuklar kadar yetişkinlerin de ilgisini çekti. Oldukça iyi tepkiler aldı eleştirmenlerden. Pek çok yazı çıktı kitap hakkında. Bu ay ikinci baskıya giriyoruz.

İspanyol yazar Jordi Sierra i Fabra’nın “Sınavın Böylesi” kitabı bize bambaşka bir kapıyı araladı. Çocukların matematik önyargısını polisiye bir hikâyeyle harmanlayan yazar türünün az rastlanır örneklerinden birine imza atıyor doğrusu. Romanın zekice kurgusunu çocukların çok sevdiğini gözlemliyoruz.

“Duygu Okulu” dizimizi Fransızca’dan çevirdik. Dört kitaplık bir dizi şimdilik. “Edgar Kavga Ediyor”, “Emma Kıskançlık Yapıyor”, “Leon Kaba Konuşuyor” ve “Simone Artık Arkadaşlarını Sevmiyor”. Benzerlerinden köklü farklılıkları var bu kitapların. Bir kere duyguları olumlu olumsuz olarak yaftalamıyor. Örneğin kıskançlık genelde olumsuz bir duygu olarak algılanırken Emma kitabımızda çocukların hissetmesi doğal, gerektiğinde baş etmeleri gereken bir duygu şeklinde verilmiş kıskançlık. Benzerlerinden farklı olarak bu kitaplarda uslu çocuk konuşmaları da yok. Çocuklar gündelik hayatlarındaki dille karşımızdalar. Tam da gerçeğe uygun olarak. Ve başka bir fark da bu kitaplarda parlak çözümler yok. Kitabın sonunda Emma birdenbire kıskanç olmaktan vazgeçmiyor. Ya da Edgar akran zorbalığını bıçak gibi kesmiyor. Ancak minik adımlar var. Öğretmenin bulduğu akıllıca bir yöntem ön plana çıkıyor kitaplarda: Sınıf Radyosu. Bu, çocukların demokratik bir şekilde konuştukları kavram hakkında özgürce soru sorup cevap vermelerini esas alan bir platform oluşturuyor. Çocuklara tartışma kültürünü kavratma açısından bulunmaz nimet. Bu dört kitapta da duyguların çocukların hayatlarında kapladığı temel noktalardan hareketle yeni kavramlara yelken açılıyor. Bu kitapları, özellikle öğretmenlere, çocuklarla kavramlar üzerine çalışırken rehber kitaplar olarak sunuyoruz. Buradaki örneklerden yola çıkarak kendi sınıflarında yaşadıkları bambaşka bir sorunu rahatlıkla çalışabilirler.

Bir diğer dizimiz de “Bayan Tilki’nin Sınıfı”. Okul öncesi çocuklarının ebeveynleriyle eğlenerek okuyabileceği, aynı zamanda okumayı yeni öğrenen çocuklarımıza ilk okuma kitabı olarak sunduğumuz bir dizi. Tüketim alışkanlıklarının ve doğa bilincinin öne çıktığı “Bayan Tilki’nin Sınıfı Çevreci Oluyor” ile sağlıklı beslenmenin ve spor yapmanın eğlenceli yollarının olduğunu gösteren “Bayan Tilki’nin Sınıfı Sağlıklı Oluyor”. Bu iki kitabımızın çizimlerinin en az metinler kadar ilgi çekici olduğunu eklemeliyim.

Bir de Almanca’dan çevirdiğiniz bir kitap var…

Evet yayımladığımız en son kitap, Alman yazar MarcUwe-Kling’in “Büyükannenin İnterneti Bozduğu Gün!” adlı eseri. Dijital bağımlılık üzerine komik bir aile hikâyesi. Büyükannenizin evdeki bilgisayarı karıştırırken bir tuşla bütün dünyadaki interneti kestiğini düşünün. Hikâye, internetin bozuk olduğu bir günde aile üyelerinin yüz yüze iletişimin değerini yeniden keşfetmelerine odaklanmış. Hayatın internet olmadan da eğlenceli olabileceği fikrini öne çıkarıyor yazar. Çok keyif alarak yaptığımız bir kitap oldu.

Önümüzdeki günlerde raflarda Uyurgezer Kitap etiketiyle hangi kitapları göreceğiz?

Bu kez yerli bir diziye başlıyoruz. 8-10 yaş düzeyinde sevimli mahalle hikâyeleri. Bizim için de çok yeni bir proje. Uzun süre nitelikli yerli metin aradık. Kolaya kaçmayan, çocuk edebiyatını küçümsemeyen, yoğun emek verilmiş dosyalara ihtiyacımız var. Bizce ülkemizde yazılmayı hak eden sayısız çocuk hikâyesi var. Ancak bu hikâyeler ya görmezden geliniyor ya da baştan savma bir tarzla kaleme alınıyor. Bu kez doğru metinlere ulaştığımız inancıyla kolları sıvayıp bu diziyi yapmaya karar verdik. Gerisi okurlarımız için sürpriz olsun.

Böyle hoyrat bir dünyada çocuk edebiyatının neleri başarabileceğini, nasıl umut olabileceğini sorarak bitirebiliriz.

Çocuk kitapları genelde umutlu biter. Öyle olması da gerekiyor belki. Çocuğun önüne geleceği karanlık, hayalleri yerle bir olmuş, umutsuz bir son koymak acımasızlık olur. Çocuk edebiyatının geneli için her yaştan okura yaşama sevinci verdiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Özgür bir geleceğin tahayyül bile edilemez olduğu bir ülkede yaşıyoruz artık ne yazık ki. Her güzel şeyi gerçekleştirmeden önce yeniden hayal etmeye ihtiyacımız var. Ama önce hayal kurmayı yeniden öğrenmeliyiz. Çocuk edebiyatı hiçbir işe yaramayacaksa bile bu işe yarayacak. Çocuklarımıza hayal etmekten, özgürce düşünmekten vazgeçmemenin örneklerini sunarken, biz de hayal etmeyi yeniden öğreneceğiz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

1 yorum

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-postanız paylaşılmaz. * işaretli alanların girilmesi zorunludur.

İptal

1 Yorum