Fotoğrafçı Marc Riboud hayatını kaybetti

Fotoğrafçı Marc Riboud hayatını kaybetti

Fransalı fotoğrafçı Marc Riboud, dün Paris’te Alzheimer sebebiyle 93 yaşında hayatını kaybetti. İkonik fotoğraflarıyla tanınan Riboud’un ölümü eşi Catherine tarafından doğrulandı.

Ribout 60 yıldan uzun süren kariyeri esnasında, özellikle de 1950 ve 60’larda Asya ve Afrika’daki çalkantılı bölgelerde defalarca çalıştı ancak çektiği iki fotoğraf özellikle hafızalara kazındı.

Bu fotoğraflardan biri, Riboud’un yayımlanmış ilk çalışması olan Eiffel Kulesi’ni boyayan bir işçinin melek gibi poz verdiği 1953 tarihli “Eifell Kulesi Boyacısı”ydı. Fotoğraf çekildikten yıllar sonra Riboud, işçinin poz vermesini istemediğini anlatmış, işçiyle konuşursa düşmesine sebep olacağından korktuğunu söylemişti.

Marc2

İkinci fotoğraf ise, 1967 yılında çekildi. ABD’deki Vietnam savaşı protestoları sırasında, elindeki çiçekle Pentagon önündeki güvenlik güçleriyle karşı karşıya gelen 17 yaşındaki eylemci Jan Rose Kasmir’in yer aldığı fotoğraf hakkında Riboud, “Askerlerin kızdan, kızın süngülerden korktuğundan çok daha fazla korktuğunu düşünmüştüm,” demişti. 2003 yılında Riboud ve Kasmir Irak savaşına karşı bir protestoda tekrar bir araya geldi ve Riboud çektiği fotoğrafın posterini taşıyan Kasmir’i tekrar çekti.

Marc3

Her iki fotoğraf da fotoğraf gazeteciliğinin altın yılları olarak anılan dönemin bir kanıtı olarak kabul edilmektedir. Buna rağmen Riboud bir keresinde, “Çok nadiren haber fotoğrafı çektim,” demiştir. Riboud ağırlıklı olarak gündelik yaşamın güzelliğine dair karelere odaklandı.

Riboud’un fotoğraf çektiği ülkeler arasında Bangladeş, Kamboçya, Çin, Hindistan, Japonya, Pakistan ve Tibet’in yanı sıra, Türkiye de bulunmaktadır. İstanbul’da yaptığı çekimlere buradan ulaşılabilir.

Marc4

24 Haziran 1923 tarihinde Lyon’da doğan Riboud, yedi çocuklu varlıklı bir ailenin beşinci ve kendi deyimiyle en utangaç çocuğu olarak dünyaya geldi. Hevesli bir gezgin ve amatör bir fotoğrafçı olan babası, ergenlik yıllarında cep boyu bir Kodak armağan etti.

İlk fotoğraflarını 1937 Paris Fuarı esnasında çekti. Vercors civarında direnişçi olarak savaştığı 2. Dünya Savaşı sonrasında Lyon’da makine mühendisliği okudu. 1948 yılındaki mezuniyetinin ardından bir fabrikada çalışmaya başladı. 1951 yılında bağımsız bir fotoğraf gazetecisi olarak çalışmaya karar verdi ve 1952 yılında Paris’e taşındı. Burada, sonraları akıl hocalığını yapacak olan, meşhur fotoğrafçı Henri Cartier-Bresson ile tanıştı. Riboud tarafından “faydalı bir zorba” olarak tanımlanan Cartier-Bresson “ne okuyacağını, ne gibi politik görüşleri olacağını, hangi müzeleri ve galerileri ziyareti edeceğini” dikte etti: “Bana yaşamı ve fotoğraf sanatını öğretti.”

1953 yılında Cartier-Bresson Magnum fotoğraf ajansına alındı. 1979 yılında kendi başına çalışmak için ayrılana kadar ajans için seyahat etmeye ve fotoğraf çekmeye devam etti.

1955 yılında bir yıllığına Hindistan’da kaldı. Riboud aynı zamanda Komünist Çin’i fotoğraflayan ilk Batılı fotoğrafçıydı ve 1960 yılında Sovyetler Birliği’nde üç ay kaldı. 50’ler ve 60’lar boyunca Cezayir ve Batı Afrika’daki bağımsız mücadelelerini belgeledi. Riboud’un belgelediği olaylar arasında Ayetullah Humeyni Ruhullah Humeyni’nin İran’a dönüşü; Polonya Dayanışma Hareketi; Gestapo şefi Klaus Barbie’nin 2. Dünya Savaşı esnasında Lyon’da yargılanması, Güney Afrika’daki apartheid’in kaldırılması ve Başkan Obama’nın seçilmesi öncesi ABD’deki dönem yer almaktadır.

Riboud, herkesin bildiği kimi fotoğraflarının arka planında yatan öyküyü anlatmaktan genelde çekindi: “Hep utangaç oldum ve fotoğrafını çektiğim insanı görmezden gelmeye çalıştım ki onlar da beni görmezden gelebilsin,” dedi.

Marc Riboud’un çalışmaları buradan incelenebilir.

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-postanız paylaşılmaz. * işaretli alanların girilmesi zorunludur.

İptal