Doğum gününde Arkadaş Z. Özger belgeselinden ilk fragman

Doğum gününde Arkadaş Z. Özger belgeselinden ilk fragman

Gazeteci ve belgeselci Ulaş Tosun’un Arkadaş Z. Özger’in izini sürdüğü belgeseli “Merhaba Canım”ın ilk fragmanı, şairin doğum gününde yayımlandı.

Candan Yıldız’ın T24’te yer alan haberine göre, solun da resmi bir tarihi var… Bunun birçok nedeni olabilir. Geçmişin yasını tutarken seçici bir hafızanın ‘hassasiyeti’, ya da ‘yüzleşmeye’ fırsat vermeyen hep hayatta kalma refleksi… Ancak o tarihte ‘kurtarılması’ gereken gerçekler olduğu da başka bir gerçek.

Birbirini denetleyen çapraz sözlü tarih çalışmaları, otobiyografiler, belgeseller bu nedenle önemli.

Dev-Genç’in önemli isimlerinden Hüseyin Cevahir’in Maltepe’de öldürülmesinin  ardından yazılan bir şiiri özellikle bir kuşak çok iyi bilir; Ahmet Kaya’dan Grup Yorum’dan, ve Ersan’dan (Ersan ve Dadaşlar)…

“Alnını dağ ateşiyle ısıtan,

yüzünü kanla yıkayan dostum.

Senin uyurken dudağında gülümseyen bordo gül,

Benim kalbimi harmanlayan isyan olsun.

Şimdi dingin gövdende uğultuyla büyüyen sessizlik.

Bir gün benim elimde patlamaya sabırsız mavzer olsun.

Başını omzuma yasla göğsümde taşıyayım seni.

Gövdem gövdene can olsun”

Dizeler, nasıl/neden öldüğüne dair anlatıların hâlâ ikna edici bulunmadığı Arkadaş Z.Özger’e ait…

25 yaşında ölümünün ardından basılan, “Şiirler” kitabında kimi şiirleri yanlış yansıtılan, kimi şiirleri ‘bireyci’ bulunarak seçkiye alınmayan Arkadaş. Z. Özger’in, dostu, arkadaşı Hüseyin Cevahir’e ‘Aşkla, sana’ ismiyle yazdığı şiir…

Belgeselci Ulaş Tosun “Merhaba Canım” belgeseli Arkadaş Z. Özger’le ‘gecikmiş bir tanışmaya’ aracı oluyor.

“Sol resmi tarih söyleminin dışında çıkarak, ataerki, sol ve ötekilik ile yoğrulan Arkadaş Z. Özger’in’ izini sürüyor. 50 yıllık bir ‘unutuşun’ ardından şairin dizelerinden yola çıkarak ‘kayıp’ portresini bugünle buluşturmayı hedefliyor.

Arkadaş Z. Özger’in hatırlanmayan ya da hatırlanmak istemeyen yanlarını ‘‘resmi tarih’ten kurtarmaya niyet ediyor. Bireyin tarihine de sadakati önceliyor.

Belgesel, dönemin sol rüzgarında politik kimliğini ‘toplumcu’ şiirlerine yansıtan, ama sadece o olmayan; ‘İçimde bir utanç çiçeği gibi büyüyor hü’ dizelerine yazacak kadar da duygularına/iç dünyasına ihanet etmeyen bir şairi anlatıyor.

Çocukluğunda evdeki Nâzım Hikmet kitapları, Zülfü Livaneli kasetleriyle büyüyen  Ulaş Tosun, Arkadaş Z. Özger’i ta o yıllardan biliyor:

“Çocukken baştan sona okumasam da o kitabı, belki kapak tasarımından belki üstündeki resminden, belki de renginin kırmızı olmasından çok seviyordum. Üniversite yıllarımda meşhur, o çok sevilen ‘Alnını dağ ateşiyle ısıtan rüzgar’ şiiri okunurdu eylemlerde.”

Üniversite yıllarında resmi anlatıyla Arkadaş Z.Özger, Hüseyin Cevahir’in yakın dostu, Mahir Çayanların arkadaşı, ‘Ölürsem dağlar için ölürüm Ferhat, kalırsam vuruşkan şahan gibi’ diyen, dönemin sol coşkusunda ‘dağ’ metaforunu da kullanan bir şair…

Şiirlerinin içine dalmak, anlatılardan bağımsız anlamaya çalışmak Ulaş Tosun’u başka bir Arkadaş Z.Özger’le tanıştırıyor.

Tosun,‘Gümbürde zulme karşı kan gibi’ diyen Arkadaş’ın yanı sıra ‘Bir gün elbette Zeki Müren’i seveceksiniz, Zeki Müren’i seviniz’ diyen bir Arkadaş’ı da tanıyor:

Şiirlerin kendisinden okuyunca çok daha cesur bir farklılık olduğunu fark ettim. Ötekileştirilmeye başladığı sıralarda erkek egemen söylem üzerinden siyaset yapan arkadaşlarına bir gönderme niteliğindedir ‘Sakalsız Bir Oğlanın Tregedyası’.. Sakalsızdır, oğlandır, tregedyadır…”

Yoksul, işçi, Balkan göçmen bir ailenin 8 çocuğundan biri olan Arkadaş Z. Özger, solun bugün bile LGBTİ+’larla kurduğu ‘mağdurla dayanışma’ ilişkisinin eleştirisini 60’larda yapan bir şair olarak ‘Hayat trajik bir homoseksüeldir’ der. Kırılgan, sınırlarını açık etmekten çekinmeyen cesur bir kalemdir.

Ulaş Tosun, Arkadaş’ın dönemi için devrimci olan dilini takip eder:

“Arkadaş bizim çok ihtiyacımız olan bir dile sahip. Korkulması gereken bir dil değil. İçinde ‘aşk’ geçtiğinde şirinin adını değiştirme refleksi belki de bugünkü renksizliğin nedeni. Hayat, insanlar sığmıyor kalıplara…”

“Merhaba Canım” belgeseli, “Arkadaş’ın cinsel yöneliminin farklı olmasının düşünüldüğü andan itibaren başına gelenlerle ” hem bir yüzleşme hem de gerçeğe sadakat amacıyla yola çıktı.

3 yıl süren bir emeğin gerisinde 50 yıllık bir arşiv taraması, İstanbul, İzmir, Ankara, Bursa ve Eskişehir’de yapılan sözlük tanıklıklar var.

Ulaş Tosun, Arkadaş’ın adı değiştirilen şiirlerini, “bilinmeyen” fotoğraflarını, olası bütün tepkilere rağmen belgesele taşıyor. Arkadaş’ı bir de Arkadaş’tan dinleyin diyor.

Belgeselde Ahmet İnam, Akın Evren, Ali Özpalanlar, Cavit Kürnek, Deniz Ziya Temeltaş, Ertuğrul Kürkçü, Eşber Yağmurdereli, Halit Özboyacı, Hüseyin Peker, İsmet Tokgöz, Necla Zarakol, Mehmet Savaş Dizdar, Ramiz Bilgin, Raşit Önal, Sina Akyol, Suat Çelebi, Şadiye Çetin, Şükran Tekin, Tuğrul Eryılmaz tanıklıklarıyla yer alıyor.

Belgeselin çekimleri bitti, fragmanı da hazır. Şimdi post prodüksiyon aşamasında. Kolektif  bir emekle çekim ve araştırmaları bitirilen belgeselin tamamlanması için Ulaş Tosun, belgeseli sınırlayabilecek hiçbir fona başvurmadığını söylüyor. Bu nedenle internet üzerinden dayanışma fonu olarak fongogo’yu açıyor.

Arkadaş için…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

1 yorum

İlginizi Çekebilir

Yorum Yaz

E-postanız paylaşılmaz. * işaretli alanların girilmesi zorunludur.

İptal